we could stay here

2.1K 128 52
                                        

Endgamein amına koyayım teşekkürler

Tony dudaklarında hissettiği öpücükle uyandı “İyi uyudun mu?” esmer adam küçük bir bebek gibi esneyip gözlerini ovuşturdu “Harikaydı.” Sevgilisine daha da yaklaşıp burunlarını değdirdi.

Yataktan kalkıp eline gözüne kestirdi gömleği aldı. “Biliyorsun burada biraz daha kalabiliriz. Ömrümüzün sonuna kadar mesela.” Tony güldü ve düğmeleri iliklemeye başladı. “Çok isterdim ama kurtaracak bir dünya var, Capsicle.” esmer adam sevgilisinin gömleğinin içinde küçücük görünüyordu. Gömlek kalçasının aşağısına kadar kapatmış, elbise gibi duruyordu.

“Sana yakıştı.”
“Öyle mi?” Tony emekleyerek yatağa çıktı ve Steve'e doğru ilerledi. “Hoşuna gitti mi?” dudakları birleştiğinde Steve ellerini Tony'nin belinde gezdirmeye başladı. Esmer adam neler döndüğünü anlayınca sarışının bileklerini kavradı ve yatağa yapıştırdı “Eve gitmemiz gerek. Eğer sen böyle yapmaya devam edersen durumu daha da zorlaştıracaksın ve o zaman kontrolü ele almam gerekecek.”
“Kontrolü ele aldığını görmek isterim.” dedi ve çapkınca güldü Steve. “Seni çılgın bakir! Bırak beni de evimize gidelim. Orada kontrolü ele aldığımı görebilirsin.” göz kırpıp yataktan indi ve odadan çıktı. Arkasından gelen “Artık bakir değilim!” sesiyle güldü ve kahvesini doldurdu.

“Çiçeği burnunda sevgililer gelmiş!” Natasha koşarak iki adama sarıldı. “Sen nereden biliyorsun?”
“Telefonu kapatmayı akıl etseydin hiçbirimiz bilmeyecektik.” Rhodey gülerek arkadaşlarına yürüdü ve sarıldı. “Sizin adınıza sevindim.” İki sevgilinin de yüzüne aptal bir gülümseme yerleşmişti.

Nereden geldiğini kimse anlayamasa da Thor birden elinde içki şişesiyle belirdi “Hadi bunu kutlayalım, dostlarım!” Bruce onu takip ediyordu. “Hayır, hayır içmek yok.”
“Hadi ama Steve. Bir bardak.”
“Senin bir bardağını çok iyi biliyorum, Tony.” kısa olan adam yüzünü astı. Steve kollarını sevgilisine sardı ve kafasına bir öpücük kondurdu “Seni önemsiyorum. Lütfen beni zorlama.” Tony sevgilisine dönüp dudaklarını öptü. “Senin dediğin gibi olsun.”

“Hey! Bir oda bulun kendinize! Hepimizin sevgilisi yok.” Clint elinde kahvesiyle içeriye daldı. “Kıskandın mı, Legolas?”
“Belki.”

Kuleye uzun zamandan sonra bir bayram havası hâkimdi. Herkes bunu bekliyormuş diye düşünmeden edemedi Steve. 70 yıl öncesini özlemiyor gibiydi artık. Ailesinin yanında olmak onu iyi hissettiriyordu. Evinde olmak onu iyi hissettiriyordu.

“Şu duvarın kenarındaki parçayı da getirir misin?” Tony kolunun tersiyle alnındaki teri sildi. Yağdan simsiyah olmuş bezi alıp elinde çevirdi. Steve parçayı getirirken esmer adam zırhın içini inceliyordu. “Teşekkür ederim.”
“Önemli değil. Başka bir şeye ihtiyacın var mı?” Tony kafasını hayır dercesine iki yana salladı.

“Bu da ne? Başka bir kalkan üzerinde mi çalışıyorsun?” Steve gözüne takılan mavi kırmızı beyaz şeritli kalkana doğru yürüdü. “Çok önemli bir şey değil. Çocukluğumdan kalma. Neden sakladığımı dahi bilmiyorum.” esmer adam kafasını çıkardı ve ellerini sildi. Steve kalkanı inceliyordu. “Dengesi çok güzel. Bunu çocukken mi yaptın?”
“Evet. Dediğim gibi pek önemli ve düzgün bir şey değil atabilirsin.”
“Tony bu çok güzel. Tek eksiği vibranyum olmaması. Neden yaptığın şeylerle gurur duymuyorsun?”
“Baba sorunu diyebilirsin. Beni pek desteklemedi de.” güldü “hiç beni sevdiğini dahi söylemedi.”

Steve kalkanı nazikçe bırakıp sevgilisine yöneldi. “Benim tanıdığım Howard böyle değildi ama eminim sen beni ondan daha iyi bilirsin. Belki iyi bir insandı ama anladığım kadarıyla harika bir baba değildi. Bunun için kendini suçlama, canım. O onun hatasıydı.” Tony gözleri dolu bir şekilde Steve'e bakıyordu. “Sensiz ne yapardım bilmiyorum.” kafasını sarışın adamın göğsüne gömdü ve kalp atışlarını dinledi.

Kafasını kaldırdı ve sevgilisinin dudaklarına odaklandı. Kendi dudaklarını adamınkilere kapattığında ikisinin de durmaya niyeti yok gibiydi “Laboratuvar seksine ne dersin? Bence harika bir mekan tüm günümü-”
“Sus.” sarışın olan dudaklarına yapıştığında Tony susmuş ve geriye gitmişti. Sırtının değdiği masaya Steve'in yardımıyla oturdu ve bacaklarını doladı. Öpüşme ateşlendiğinde Tony ellerini Steve'in tişörtünün içine soktu ve sıcaklığını hissetti. İkisi de nefes nefese ayrıldığında alınları buluştu ve Tony tişörtten kurtulmak için çekiştirmeye başladı. Steve dudakları tekrar birleştirdiğinde duydukları ayak sesleriyle ayrıldılar.

“Sizi bölmek istemem ama- aslında bölmek isterim sizinle uğraşmak çok hoşuma gidiyor.”
“Öyle mi, Clint? Kafanı vücudundan ayırmamı ister misin?”
“Tamam, tamam özür dilerim. Yemeğe gitmeyi planlıyoruz. Sizin şu şeyi kutlamak için size de uyar mı?” iki adam da birbirine bakıp kafa salladı. “Bize uyar.”
“Tamam, akşam çıkacağız. Siz sevişmenize devam edin.” Tony eline geçen ilk şeyi alıp Clint'e fırlattı “Seni orospu-” Steve gülerek ikisini izliyordu. Steve'in gülümsemesi Tony'nin de içini ısıtmış olacak ki o da gülmeye başladı.

moondust | stonyHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin