everything will be alright

2.3K 152 39
                                        

Tony sandalyede arkasına yaslandı ve derin bir nefes verdi "Harika bir yemekti."
"Beğendiğine sevindim."
"Beni şaşırtmaya devam ediyorsun."
"Seni şaşırmıştıyor muyum? Mesela nasıl?"

Masada biraz ileri eğildi ve askere yaklaştı"Mese-" çalan telefonla konuşmaları bölündü. Arayan Coulson'dı. "Hey, geçmişi hakkında hiçbir bilgisi olmadığım biraz da beni ürküten ajan, nasılsın?" Steve gözlerini devirdi "Seni dinliyoruz."

"Fury'nin sizin için bir görevi daha var. Sorgulama sonucunda yakınlarınızda bir HYDRA üssü olduğunu öğrendik. Oraya gidip neler döndüğünü öğrenmenizi istiyor. Kabul ediyor musunuz?" Steve Tony'nin fikrini dahi almadan "Kabul ediyoruz." Tony şaşkın bir biçimde Steve'e bakıyordu. "Fury'e bildireceğim." diyip kapattı Coulson.

"Kabul ediyoruz, mu? Steve sen ciddi misin?"
"Neden? Sorun ne?"
"Neden benim fikrimi almadın?"

"Senin de kabul edeceğini düşünmüştüm." Tony yerinden kalkıp "Düşünmüştün. Tabi sen beni herkesten daha iyi tanırsın."

"Sorun ne, Tony? Neden bırakmak istiyorsun?"
"Ben se- ben sadece-"
"Beraber halledebildiğimizi sanıyordum. Benimle çalışmak istemiyorsan anlarım."
"Bıktım artık, Steve! Senin bu bilmez tavırlarından. Neden istemediğimi çok iyi biliyorsun! Dün neler olduğunu- Ben böyle devam edemem. Ben sen- ben böyle devam edemem!" Tony gözlerinin dolduğunu hissetti. Dudaklarını ıssırdı "Ben uyuyacağım." kapıdan çıktığı gibi gözyaşlarının akmasına izin verdi.

Steve olduğu yerde kalmış duvara bakıyordu. Siktir, o olay hakkında konuşmalıydık. Kafasını ellerinin arasına alıp düşünmeye başladı. Tony'nin dolu gözleri aklından gitmiyordu. Aklını dağıtmak için masayı toplamaya koyuldu.

Tony yastığa gömülmüş hıçkırarak ağlıyordu. Gözlerini kapadığında aklına Steve'in gözleri geliyordu. Ona pansuman yapışı, birbirlerine yaklaşmaları, Partideki öpüşmeleri... Hepsinin Steve için önemsiz  bir şey olduğunu biliyordu. Ağlayarak uykuya daldı.

Steve yaklaşık bir saattir orada oturuyor ve düşünüyordu. Hiç kimseyi onu kıskandığı kadar kıskanmamıştı. Hiç kimseye karşı böyle hissetmemişti belki de. Peggy'den sonra hayatında hiç bu kadar değer verdiği biri olmamıştı. Mavi gözleri yaşlarla dolu bir şekilde odaya gitti. Umarım uyuyordur.

Odaya girdiğinde Tony'nin uyuduğunu gördü. Onu rahatsız etmeden yastığına uzandı ve aldı. Tam odadan çıkacakken "Steve. Gitme."

Tony'e döndü ve hâlâ gözlerinin kapalı olduğunu gördü. Kâbus görüyor olmalı. Biraz olduğu yerde bekledi. Tony'nin nefes alışı hızlanmıştı. Yastığını sıkıyordu. Steve yanına gitti "Tony. Uyan. Uyan, kâbus görüyorsun." Tony ter ve gözyaşları içinde uyandı. Nefes alışı hâlâ düzensizdi.

"Hiçbir yere gitmiyorum. Bak buradayım." Steve esmer adamı kollarının arasına aldı. "Derince nefes al. Hepsi geçecek." bu Tony'nin ilk anksiyetesi değildi ama o kadar beklenmedik bir zamanda gelmişti ki ve hiçbir şey bunun kadar zarar veremezdi.

Sarışın adamın kollarında biraz da olsun rahatlayan Tony hiç ayrılmak istemiyordu. Steve, Tony'nin kendisine bakmasını sağlamıştı.

Gözyaşlarını baş parmağı ile silerek "Endişelenme. Burada kalacağım." yatakta biraz daha geriye gidip uzandı. Tony'i kendine çekti. "Her şey düzelecek. Seninleyim."

Tony'nin hıçkırıkları azaldığında Steve de derin bir nefes almıştı. O gece Tony uyuyana kadar uyumadı. Tony'nin minik horlamasını duyunca güldü ve esmer adamın kafasına bir öpücük kondurdu.

***

Steve kalkanını sırtına takarken sordu "SHIELD ekipleri gönderdi mi?"
"Evet. Üssün yakınındaki gizli üste bekliyorlarmış. Bu cümle çok üslü oldu."

"Parmak izi. Nasıl geçeceğiz?" Tony elini cebine attı. "Ta-daa!" Steve iğrenmiş gözlerle bakıyordu "Seni cani, onu nereden buldun?" Tony kollarını iki yana açtı "Meslek sırrı." elindeki parmağı kilide okuttu ve içeri girdiler. "Kaç kişi olduklarını bilmiyoruz. Beraber hareket etmeliyiz. Zırhını getirdin mi?"
"Zırhlarımı getirdim aslında." Steve şaşkınlıkla Tony'e baktı.

İçeri daldıklarında Steve kalkanı fırlattı ve üç ajanı devirdi. "Şu lanet zırhını giy yoksa yaralanacaksın!" Tony'i tutup kalkanın arkasına aldı. "Ne oldu, Rogers? Endişelendin mi?"
"Tabiki!" Tony elini uzatıp zırhın gelmesini bekledi. Zırh tamamlanınca kalan ajanları devirdi.

Laboratuvara kadar karşılarına çıkan herkesi devirdikten sonra Tony zırhtan çıktı. "Jarvis, koruma modu." Steve tetikte bekliyordu. Tony ise neler üzerinde çalıştıklarını araştırıyordu. İlgi çekici bir şey olmadığını görünce duvarlara yöneldi.

"Ne yapıyorsun? Duvarlara zaafın mı var?"
"Haha çok komikti, Steven. Bunu çok düşündün mü?" bulduğu tuğlayı itti ve duvar açıldı. Steve'e bilmiş bir şekilde baktı "Yaşlılar önden."

Steve bozulmuştu ama çaktırmadı ve önden gitti. Orada duran birkaç ajanı daha etkisiz hâle getirip Tony'i çağırdı. "Vay vay vay. Senin gibileri buldum, Rogers." Tony bilgisayara girerken Steve ne demek istediğini anlamamıştı. "Benim gibiler mi? Ne demek istiyorsun?"

"Süper asker yapıyorlar. Kendi emirlerinde çalışacak." serumu eline alıp Steve'e gösterdi "Seninkiler de böyle miydi?"
"Hayır, maviydiler."

Yeşil sıvıyı eline alıp çevirmeye başladı. "Bunlardan alıp Bruce'a götürelim. O ne yapa-"
"STEVE!" ajanın silahından çıkan kurşun kolunu sıyırmıştı. Kalkanını fırlatıp Tony'e seslendi "Zırh!" Tony zırha girip karşısına çıkanları vurmaya başladı. Herkes temizlendiğinde "Patlamaya son 30, 29, 28"

"Ne patlaması?!" Tony, Steve'i belinden kavradı "Sıkı tutun, Capsicle. Biraz sallantılı bir yolculuk olacak." Tony tavanda delik açıp hızlıca uçtu. Uçmalarından saniyeler sonra üs patladı. Bir süre daha havada kaldıktan sonra güvenli bir yere indiler.

Steve indikleri yere kustu Tony ise gülmekten konuşamıyordu. "Bir sonraki sefere uyarsan iyi edersin!"
"U-uyardım zaten." hâlâ gülüyordu.

Steve biraz daha sakinleşince gülmeye başladı. "Komikti itiraf edeyim. Herkesi böyle uyarmadan uçurur musun?"
"Hiç kimse ile uçmadım. Sen ilktin."
"Yani düşebilirdim de?"
"Neden bir şeyden zevk alamıyorsun?"
"Şaka yapıyorum. Kurtulduğumuza sevindim."
"Kolun. Kanıyor. Yine uçup eve gitmeye ne dersin?" Steve kollarını kaldırmış bekliyordu. "Gel ve beni al, anne." Tony gülüp Steve'in belini kavradı ve eve kadar uçtular.

***

"Sen yaralanmaktan vazgeçmedikçe ben de pansumandan vazgeçmeyeceğim." Tony, Steve'in kolunu temizlemiş sargısını sarıyordu. "Bitti. Çok hareket ettirmemeye çalış. Yarın New York'a dönüyoruz." Steve teşekkür etti ve yatağa uzandı. "Ben duşa giriyorum. Sonra ben de yatarım. Sana iyi geceler."
"Sana da iyi geceler, Tony."

(düzenlendi)

moondust | stonyHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin