özel bölüm

1.4K 70 35
                                        

yazarken içimden hüngür hüngür ağlamak geldi çok özlemişim bu kurguyu

"Evet, çileği tepeye koy."

Morgan meyveyi dikkatle yerleştirip, yetişmesi için durduğu taburede kıpırdandı. Babası arkasını desteklerken kendini ve babasını alkışlıyordu.

"Yaptık!"

"Evet! Kendi başımıza hem de!"

Kızını kucağına alıp yanağını öptü. Morgan kollarını babasının boynuna dolayıp elmacık kemiğine öpücük kondurdu.

Tony onu indirip boyuna eğildi ve hırkasını düzeltti "Sence baban beğenecek mi?"
"Harika oldu! Bayılacak!"

Tony gülerek ayağa kalktı ve parti şapkalarını kızının eline tutuşturdu "Her sandalyenin kenarına bir tane. Ben de tabakları yerleştirip bizimkileri arayacağım, tamam mı?" Küçük kız heyecanla kafasını sallayıp masaya gitti.

Şapkaları dikkatle ve dengeli yerleştirirken Tony tabakları dizdi ve yanlarına çatalları koydu. Telefonunu çıkarıp Natasha'nın numarasını buldu.

"Eve beş dakikalık yoldayız. Steve gelmedi değil mi?"
"Gelmedi. Ama on dakikaya burada olacağını düşünüyorum."

Natasha arabadakileri kontrol edip "Tamam. Görüşürüz." Telefonu kapatıp kafasını camdan dışarı çevirdi.

"Bitirdim."

Esmer adam gülümsedi ve kollarını açtı "Şimdi babaya sarıl ve üzerini değiştir." Küçük kız babasına sıkıca sarıldı ve sonra odasına gitmek için koştu. "Morgan H. Rogers-Stark, evde koşmak yasak."

Kapı çaldığında delikten bakıp takım arkadaşlarını içeri buyur etti. "Benim küçük güvercinim nerede?" Sam selam dahi vermeden evde Morgan'ı aramaya başlamıştı.

Herkes hızla içeri doluştuğundan sarılmaya dâhi vakit kalmamıştı. Tony herkesin yerine geçmesini söyleyerek en yakın arkadaşlarından biri olan Carol'un yanına gitti.

Saçları uzamış olan kız omzunu dirseğiyle dürterek "Ne aldın?"
"Ona çok seveceği bir şey vereceğim ama burada değil." Göz kırptı "Anlarsın ya."

Morgan rastgele bir yerden çıkıp pantolonunu çekiştirdi "Ne aldın baba?"

Carol'un kahkahası durumu daha da zorlaştırdığından Tony kızını kucağına aldı "Umm...çok sevdiği türden bir kıyafet."
"Görebilir miyim?"

Carol gülerek kafasını Rhodey'nin omzuna gömdü. Sevgilisi de onunla birlikte gülüyordu. "Daha kargoda tatlım. Bir süre gelmeyecek."

Morgan kafasını sallayıp başını babasının göğsüne yasladı. Kapı çaldığında herkes irkildi. "Friday, ışıkları kapat ve kapıyı aç."

Büyük bir gölge, kese kağıdı sesleriyle içeri girdi. Elindekileri kenardaki tezgâha bıraktı ve ışıkların kapalı olmasına şaşırdı.

"Tony? Morgan? Favori pudinglerinizden aldım."

Bir parmak şıklatması duyduğunda ışıklar yandı ve evi alkışlar, ıslıklar ve bağrışmalar doldurdu.

"İyi ki doğdun!"

Herkes aynı anda bağırıp alkışladı. Steve yerinde öylece kalmış onlara bakıyordu. Morgan koşarak babasının bacaklarına sarıldı "İyi ki doğdun, baba."

Kızının sarılmasıyla kendine gelip eğildi ve onu kucağına aldı. Çocuk babasına sıkıca sarıldı ve kafasını omzunda dinlendirdi.

Steve'in gözleri dolmuştu. Uzun zamandır görmediği arkadaşlarını tekrar görmek ve onun için hazırlanan bunca şey...

Tony yanına yaklaşıp kocasına sımsıkı sarıldı. Morgan da bir kolunu öteki babasının omzuna atıp onları birbirine bağlayan köprü görüyordu bir bakıma.

Babasının kucağından inip Clint amcasının yanına koştu ve pastayı getirmesi için yalvardı. Birlikte mutfağa girdiklerinde Steve ve Tony hâlâ sarılıyordu.

Tony geri çekilip kocasının yüzündeki yaşları sildi. "İyi ki doğdun, sevgilim. İyi ki seni tanıdım. İyi ki seninle evlendim ve iyi ki seninle bir yuva kurdum. Her şey için teşekkür ederim, Stevie."

Dudaklarına aşk dolu ve uzun sayılabilecek bir öpücük bıraktı ve Morgan'ın gelmesiyle geri çekildi.

Alkışlar içinde pasta masaya ulaştı ve mumları yakıldı. Tony, Steve'i sandalyesine götürüp oturttu ve arkasından boynuna sarıldı.

Dilek tutup mumları söndürdüğünde bir alkış tufanı daha patlamıştı. Gülerken ona gelen kızını kucağına oturttu ve saçlarını öptü.

***

Morgan uyuduğunda diğerleri hâlâ konuşmaya devam ediyordu. Clint armut koltuğa, Carol, Rhodey ve Nat kanepeye, onun karşısındaki kanepeye de Joyce, Sam ve Wanda oturmuştu. Diğerleri de bir bir yerdeki minderlere serilmişlerdi.

Sallanan koltukta oturan Steve ve kucağındaki Tony, konuşmanın odağıydı. "Evlilik bu kadar güzelse ben de evleneyim." Joyce gülümsedi ve koltuktaki çifte baktı.

"Hâlâ rüyadaymışım gibi hissettiriyor. Tabi Tony bana sinirli değilken... Yalnız yatmak korkunç bir his." Salondakiler gülerken Tony dudaklarını adamın boynuna bastırdı.

"Yeni bir kardeş beklemeli miyim?" Clint tek kaşını kaldırıp Steve'e ve Tony'e baktı.

"Tekrar evlat edinmeyi düşünmüyoruz. En azından şimdilik." Tony birbirine kenetli ellerine baktı ve başını adamın göğsüne bir kez daha yasladı.

"Ondan bahsetmiyor." Nat bilmişce sıcak çikolatasını yudumladı "O işler nasıl?"
"Nat!" Joyce karşı koltuktan bağırdı. "Ne var ya? O kadar da derin bir şey sormadım. Hem isteseler bizimkini-"
"Yeter bence." Joyce'un ölümcül bakışlarından kaçınıp teslim olduğu gösterdi.

Steve gülümsedi "Bir keresinde Morgan basmıştı. Daha başlamamıştık tabii. Güreştiğimizi söyledi, Tony."

Salon tekrar güldüğünde Tony ellerini Steve'in boynuna doladı ve öptü. "Artık, Morgan'a odayı temizleyeceğimizi, girmemesi gerektiğini yoksa hastalanacağını söylüyoruz. Bu sırada ona çizgi film açıyoruz tabii, oyalanması gerek."

kısa olduuu
daha iyi hissettiğim bir gün Tony'nin hediyesini de yazarım belki ne dersiniz?

moondust | stonyHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin