Oy verdiyseniz keyifle okuyun ❤️
27. Bölüm
Bir çift göze aşık olursun, sonra bütün gözlere kör.
Cemal Süreya
Bir ateş yanıyordu içimde. Hiç sönmeyecekmiş gibi güçlü bir ateş. Bir aşkın ateşi vardı göğsümün tam orta yerinde. Ben çok seviyordum Mir Aslan'ı. Öyle bu zamana kadar sevdiğim sıradan şeyler gibi değil. Her şeyin, herkesin ötesinde seviyordum. Göğsüm yanarcasına, kalbim çıkacakmış gibi çok seviyordum. Aşktı muhakkak bunun adı. Ondandı başka hiç kimseye aynı şeyleri beslemeyişimin sebebi. Şimdi ise bir de evlat sevgisi yerleşmişti yüreğimin tam orta yerine. O da serin bir su gibiydi sanki. Yüreğimdeki o ateşe ferahlık veriyordu. Ne o aşkın ateşinden mahrum kalıyordum ne de suyun ferahlığından.
Ben bir adamın kalbinde aşkı bulmuş, o aşkın bir parçasını dünyaya getirmiştim. Annelik de çok başka bir duyguydu. Ben doğumlara şahit olmuştum çoğu kez. O doğumlarda da o annelerin gözyaşlarıyla o bebekleri kucaklayışını görmüştüm ama kendinin olunca anlıyormuşsun asıl o duyguyu. Benim ilk önceliğim Ceylan'ı dünyaya sağlıklı bir şekilde getirmekti. Çok şükür ki bunu başarabilmiştim. İkincisi ülkesine dönebilmesini sağlamaktı ve ben o doğumdan sonra gözlerimi kapatırken bile huzurluydum çünkü ben bebeğimi en sağlam kişiye babasına emanet edebilmiştim.
Çok şükür ki her daim sığındığım rabbim beni bu kadarla bırakmamış yaşa demişti. Çocuğunla, sevdiğin adamla kaderini yaşa demişti. Şimdi ise onca acının peşinden yaşama zamanıydı. Biz çok sınavlardan geçmiştik ve artık ben bunların mükafatını görmek istiyordum. Kızım ve kocamla mutlu bir ömrü tamamlayacak kadar ağırdı sınavlarımız.
Şimdi ise bizim zamanımızın başladığının habercisi gibi kızım yanımdaki beşikte uyurken Mir Aslan'ın kolları arasındaydım. Bir hastane odasındaydık ama birlikteydik ve nerede olduğumuz nasıl hissettiğimizi değiştirmiyordu. Ben bana yabancı ve emanet olan bu yatakta onun göğsünün üzerinde yatarken bile evimdeymiş gibi hissediyordum ve bu her şeyi tamamlıyordu.
Mir Aslan bana zararı olur düşüncesiyle yatağa yatmak istemse de asıl bana iyi gelecek şeyin bu olduğunu söylediğimde yanıma kıvrılmıştı ve ben onun göğsüne doğru uzanmıştım. Gece epey geçti. Hemşire son kontrolleri yaptıktan sonra odaya gelme sıklığını azaltmıştı. Az önce Ceylan'ı emzirmiştim ve o da derince uykusunun içindeyken biz gecenin o dinginliğinde Mir Aslan ile baş başa kalmıştık. Göğsündeydim, eli omzumdan beni sarıyor, tenimi okşuyordu ve ben çenesindeki o kemikte dolandırıyordum parmaklarımı.
''Mir Aslan...'' diye fısıldadığım o an ''Güzelim.'' Dedi ama öyle içten dedi ki yüreğinden kopmuş gibi doldu kulaklarıma. Tebessüm ettim. Ben bu hissi bile çok özlemiştim.
''Sana bir şey soracağım.'' Dedim başımı ona doğru kaldırarak.
O da bana doğru eğmişti kafasını ve biz şimdi göz gözeydik. Parmakları saçlarımın ucunu geriye doğru attırarak bir ritim oluştururken kendine ''Bir değil bir sürü şey sor sen bana.'' Dedi hepsini çok özlemiş gibi.
Yine tebessüm ettim. O da etti. Bunu bile ne denli özlediğimi ve gülmekten ne kadar yoksun kaldığımı idrak ettim.
''Sen beni hamile gördüğünde hiç şaşırmadın.'' Dedim merakla. ''Sanki biliyor gibiydin. Ben ilk gördüğünde daha farklı, değişik bir tepki verirsin sanmıştım.''
Biz hiçbir şey konuşmamıştık ve ben çok şeyi merak ediyordum. En çokta bunu. ''Biliyordum zaten.'' Dediğinde şaşkınlıkla başım göğsünden kalktı ve ''Nasıl?'' Diye sordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mir
RomanceÖlüm ve yaşam arası bir savaşta güneşi arkasına alıp üzerimde oluşturduğu o devasa gölgede biz onunla göz göze geldik. Bu meydanda, bir savaşın orta yerinde mağlubiyetin getirdiği bir galibiyetti sanki yaşadığımız. Şerrin hayra dönüştüğü, kuşların y...
