Oy verdiyseniz keyifle okuyun ❤️
19. Bölüm
Ben yine de ısrarla senin bahçende büyümek isteyen papatya olacağım.
Susuz kalsam da büyümek için uğraşacağım.
Reşat Nuri Güntekin
Düne kadar hayatımın en mutlu sabahını sorsalar Mir Aslan'ın beni bu topraklara getirdiği sabah derdim ama bugün sorsalar sayacağım bir sürü anım birikmişti. Mir Aslan Türkoğlu beni kendi ülkemin topraklarına getirdikten sonra geçirdiğim her günü bir öncekinden güzel hale getirmişti. Evli olarak yeni hayatımın ilk gününe onun kolları arasında uyanmıştım.
Sabahın ilk ışıkları odanın içine usulca sızarken gözlerimi açmak isterdim ama anladığım kadarıyla henüz daha sabah olmamıştı. Yatak hâlâ sıcak ve dağınıktı. Mir Aslan'ın kolu benim üzerimde yüz üstü yatar haldeydi. Bir savaş çıkmışçasına dağılan yatağın içinde ben de çırılçıplaktım ve tenimde geceye dair kalan izler vardı. Başımı yana çevirdiğimde Mir Aslan'ın yüzü yüzüme denk düştü. Derin bir uykunun içinde, huzurlu bir nefes alışverişiyle yanımda yatıyordu. Saçları dağılmış, yüzüne düşen gölgeler bile ona ayrı bir çekicilik katıyordu.
Bir an nefesimi tuttum, onu daha yakından izledim. Gecenin rüyası gibi gelen her şeyin gerçek olduğunu idrak ettim. Ben bu adama âşıktım. Bu adam benim kocamdı artık. İçimde bir yerlerde bunu tekrar ettikçe yayılan o hissin zevkini sürdüm.
Elimi usulca kaldırıp kaşlarının üzerinden geçtim. Mir Aslan hiç kıpırdamadı. Parmaklarımı yanağına dokundurdum, hafifçe çenesine doğru ilerlettim. Teninin sıcaklığı avuç içime yayıldı. Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme vardı ve yemin ediyorum ki bu adam uykusunda bile güven doluydu. Ona ne kadar dokunursam dokunayım uyanmamış, daha çok hoşuna gitmiş gibi gerilen vücudunu usulca yatağa bırakmıştı. Nevşehir soğuk ve karlıydı. Camdan sızan o beyazlık karın etkisindendi. Çok geç bir saatte sızıp kaldığımız yatakta saatin kaç olduğunu merak ettim. Gözlerim usulca telefonumu aradı ama bulamadım. Komodinin üzerindeki eşyalar arasında benim telefonum yoktu. Tam kaldırdığım başımı geri yatırıyordum ki Mir Aslan'ın telefonunu fark ettim. Orada, kendi tarafındaki komodinin üzerinde ekranı aşağı dönük duruyordu. Mir Aslan'ın uykusunu bölmemeye çalışarak elimi uzattım, parmak uçlarımla hafifçe çevirdim. Mir Aslan'ın kıpırdanışı bile bana daha sıkı sarılmak içindi. Ekrana hafifçe dokunduğumda aniden aydınlandı.
İlk gözüme çarpan şey ikimizin birlikte çekilmiş fotoğrafıydı. Bizim köyün orada kuzu ile birlikte çekildiğimiz o fotoğraf ekranındaydı. Mir Aslan, telefonunun ekranında bizi taşıyordu. İçimde yanan o ateşle dudaklarıma küçük bir gülümseme oturdu.
Ama sonra... Gözüm ekranın alt kısmına kaydı.
Bir bildirim.
Ve bildirimde bir isim.
Asude.
Bir anda içimdeki o ateş yerini keskin bir soğuğa bıraktı. Gözlerim o isme kilitlendi, parmaklarımın arasında duran telefon ağırlaşmış gibi geldi. Bir an ne yapacağımı bilemezken normalde hiç adetim olmayacak bir şeyi yaptım ve telefonu aldım.
Yattığım yerde biraz doğrularak arkama yaslandığımda Mir Aslan'ın kolu karnıma geliyordu. Telefonunda kilit olmadığı için rahatlıkla açabildim ve Asude'nin adının üzerine tıkladım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mir
RomanceÖlüm ve yaşam arası bir savaşta güneşi arkasına alıp üzerimde oluşturduğu o devasa gölgede biz onunla göz göze geldik. Bu meydanda, bir savaşın orta yerinde mağlubiyetin getirdiği bir galibiyetti sanki yaşadığımız. Şerrin hayra dönüştüğü, kuşların y...
