Oy verdiyseniz keyifle okuyun❤️
29. Bölüm
Her şeye rağmen öleceksek sen beni niye üzesin,
Ben seni niye üzeyim?
İnsan güzel yaşamalı.
Cemal Süreya
Esengül Bolat...
Birini kalbinde öldürmediğin sürece o yanında olmasa da hayatta olmasa da hep içinde oluyordu ve sen onunla onun sevgisiyle yaşıyordun. Alper'e çok kızgındım, çok kırgındım ama onu sevdiğimi göz ardı edebilecek güce sahip değildim. Hele bir de bu hayatta öldü sanıp tekrar kavuşan kaç insan vardır? Sorsak mesela sevdiğini kaybeden birine kırgın olmasına rağmen geri dönse ne yapardın diye ben çok emindim alacağım cevaptan. Sevmek çok başka bir duyguydu. Sevda, aşk insanın kendinden çok onda var olması demekti. Ben kendimde var bile değildim ki onu kaybettiğimi sandığımdan beri. Ben ona tekrar kavuşalı saatler olunca ve hayat daha yaşanılır hissettiğinde anlamıştım zamanın bile onunlayken aktığını. O yüzden boynuna sarıldığım o yerde biraz daha kaldım. Tüm gururuma belki de gurursuzluğuma karşı oraya sığınıp kaldım.
Ne kadar sürdü bilmiyorum. Zaman sanki kapının dışında kalmıştı. Sobanın çıtırtısı, gecenin sessizliğiyle birlikte ağlamalarımızla birbirine karıştı. Ben sadece onun göğsüne yaslandım.
''Esengül.'' Dedi içi gider gibi. ''Ben de sana affet diyemem ki. Denilir mi? Ne hale geldiğini görüyorum ben senin. Nasıl bıraktığımı biliyorum. Şerefsizlikti yaptığım. Bir insanın sevdiğine yapabileceği en büyük kötülüktü belki ama...''
''Biliyorum.'' Diyerek onu böldüğümde ağlamam yavaşladı. Hıçkırıklarım aralıklı nefeslere dönüştü ama gözyaşlarım hâlâ akıyordu. Sanki aylarca biriktirdiğim her şey o omzuna akıp gidiyordu. ''Annemden sebep olduğunu biliyorum Alper. Annemin seninle konuştuğunu biliyorum.''
Alper kıpırdamadı ama duraksadı. Bir şey demedi. Sadece bir elini yavaşça sırtıma koydu. Parmakları hafif hafif hareket etti, saçlarımın ucuna değdi. Sonra tekrar sırtıma döndü. Sanki bana dokunurken bile korkuyordu. Sanki fazla sıkarsa yine kırılacakmışım gibi hareket ediyordu. ''Bu da bahane olmaz ki Esengül.'' Dedi titrek bir nefesle. ''Ben kendimi böyle mi aklayacağım. Benim sevdam bu kadar mı sana Esengül. Biri bir şey diyecek ve ben bırakıp gideceğim. Bunu mu bahane edeceğim ben sana be güzelim.'' Dedi. Acı çekiyordu. Beni göğsüne sardığında sanki o acıyı da hissediyordum. Öyle yanıyor, kavruluyor, kıvranıyordu. Solukları bile acı acıydı. ''Beni hiçbir şey aklamaz. Çok üzgünüm, çok pişmanım. Köpek gibi pişmanım ama aklamaz biliyorum Esengül. Ben bir aptallık ettim. Ben bir cahillik ettim. Ben eşeklik ettim. Ben şerefsizlik yaptım Esengül.'' Dedi içi dolu dolu bir yakarışla. ''Yemin ederim bunları biliyorum. Yaptığımı aklayacak bahanelerin arasına koymaya yeltenemeyecek kadar kabahatimi biliyorum. Ben seni çok seviyordum Esengül. Deli gibi. İnsanlığın çok ötesinde bir sevgi bu. Senin beni benim kadar sevebileceğine ben inanamadım sanırım. Sen bende çok kusursuzdun ve ben o kadar sevilmeye layık değildim. Unutursun sandım sanırım. Ufacık bir acı bile çekmemen için kendimce saçma bir oyunun içine dahil ettim senide. Ne kadar büyük bir aptallık. Gerçekten aptallık Esengül. Ben düşündükçe delirecek gibi oluyorum. Benim tek istediğim seni mutlu bırakıp gitmekti. Dönmeyeceğimi düşünüyordum. Acı çekme istedim. Yemin ederim ne annen ne başka bir şey. Ben bu dünyadan gideceğime inandım ve seni arkamda mutsuz bırakmak istemedim. Gidiş yollarım çok boktandı ama sebebi buydu içimde.''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mir
RomantikÖlüm ve yaşam arası bir savaşta güneşi arkasına alıp üzerimde oluşturduğu o devasa gölgede biz onunla göz göze geldik. Bu meydanda, bir savaşın orta yerinde mağlubiyetin getirdiği bir galibiyetti sanki yaşadığımız. Şerrin hayra dönüştüğü, kuşların y...
