Oy veren, yorum yapan sevdiğine kavuşsun, sınavlarından geçsin, istediği okulu kazansın. 🫠
Keyifle okuyun. Öpücükler
14. Bölüm
Sensin,
Kalbim değildir, böyle göğsüme vuran.
Sabahattin Ali
Sınır Ötesi...
Affan El Musavaf Toprakları...
Sınırın hemen ötesinde çorak bir kasabada güneş bile ufuktan çekilmek için acele edercesine hızlı kararıyordu hava. Alper'in adımları tozlu sokaklarda kendinden bir hayli emin şekilde ilerlerken eli burun kemerine doğru gitti. Kadir'in vurduğu o kemik sızım sızım sızlıyordu ama Alper durmadı, yüzünde tek bir mimik bile kıpırdamadı. Aksine daha da sızlasın istedi. O acıdan ziyade kalbinde yaralar bıraktığı kadının sızısını hissetmenin o ağır yükünü bir an olsun bastırmak istedi. Ama olmadı. Canı ne kadar yanarsa yansın yüreğindeki acıdan bir milim oynamadı.
Derince bir nefes alıp gireceği sokağa baktığında gökyüzü kararmış, ayın soluk ışığı etrafı güçlükle aydınlatır haldeydi. O tozlu sokaklarda tozu dumana katarak gezen kamyonların ve ellerinde uzun namlulu silahlar taşıyan adamların ayak seslerini duydu önce. Sonra kendilerini gördü. Ellerinde ağır silahlar vardı ve kendi aralarında gülüşerek bir şeyler konuşuyorlardı. Bir taşın ardında bekledi birkaç dakika. Ardından kendileri kol gezdikleri o sokaktan devriye atıp ilerlediklerinde kendisi de oraya aitmiş gibi başındaki siyah şapkayı biraz daha öne eğerek, ellerini cebine sokup sakinlikle ilerlemeye başladı.
Sokak lambalarının zayıf ışığı altında, daha önceden verilen talimata uyarak dar bir sokaktan girdi. Dükkanların, marketlerin olduğu izbe, cansız bir sokaktı. Sanki bu sokaklarda ruhlar bile çekilmişti. Buz gibi o ölüm hissi ensesinden onu okşadığında boynunu sağa sola çevirdi. Bir dükkânın önünde, kırık bir tabelanın altında onu bekleyen o adamı gördü. Adam, yaşlı ve yüzü derin kırışıklıklarla doluydu. Alper'e bu kadar dikkatli bakıp, başını benim dercesine eğmesiyle anlamıştı buluşacağı o adam olduğunu. Alper ona doğru ilerlemeye başladığında adam etrafı kolaçan etti. Gözleri keskin ve tetikte olduğunu belli eder haldeydi.
Alper ona yaklaştığında ''Geç kaldın!'' dedi adam aksi bir sesle.
Alper ise gayet rahat bir tavırla ''Daha kolay bir ulaşım yolu olduğunu bilmiyordum. Keşke önceden iletseydiniz olduğunu.'' Dedi. ''Saatlerdir duraksamadan yürümek benim de tercihim olmazdı.''
Saatlerdir yürüyordu ve neredeyse hiç mola vermemişti. Adam sıkıntılı bir nefesle etrafı tekrar kontrol ettikten sonra ''Bir dahaki sefere özel araçla aldırırız.'' diyerek Alper'i biraz içeri doğru çekti. ''Sen şimdi buralarda çok fazla oyalanma. Her yerde devriye geziyorlar. Seni görürseler zor durumda kalırız.''
Adamın üzerinde eski bir mont, ayağında tozlanmış botlar vardı. Dükkânın içindeki masada ise paslanmış bir tabanca ve bir dizüstü bilgisayar duruyordu.
Alper etrafa şöylece bir göz gezdirdikten sonra ''Çay, kahve ikram etmemek için mi tüm bu telaş. Ben de çok sevmem zaten merak etme.'' Dedi.
Adam derin bir soluk daha aldıktan sonra ''Bu şakacı tavırlarını Affan'a sergilersen son performansın olur gibi duruyor.'' Dedi.
''Sever belki bilemeyiz.'' Dedi Alper hala şakaya alırcasına. Ortam bir hayli gergindi zaten ve Alper bu gerginliği ciddiye alırsa bir açık verir diye endişe ediyordu. ''Neyse sen kimliğimi ve talimatları ver. Ben de işime bakayım.''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mir
RomanceÖlüm ve yaşam arası bir savaşta güneşi arkasına alıp üzerimde oluşturduğu o devasa gölgede biz onunla göz göze geldik. Bu meydanda, bir savaşın orta yerinde mağlubiyetin getirdiği bir galibiyetti sanki yaşadığımız. Şerrin hayra dönüştüğü, kuşların y...
