24. Bölüm

7.8K 728 148
                                        


Merhabaa. Oy verdiyseniz keyifle okuyun ❤️

24. Bölüm

Şifa Sürmeli

Böyle devam etmişti işte benim hikayem. Aslan ve Ceylan'ın sınavı bitmemişti. Ben o gün bir şeytanla anlaşma yapmıştım. Sırf bebeğimin canı için, onu da bu dünyaya hapsetmemek için kendi hikayemi bitirmiş, Aslan'a öldü haberini ben göndermiştim. Affan'ın güvenini kazanmam lazımdı. Aksi halde kendi canım değildi de beni endişeye düşüren ben o günahsız bebeğin vebaline giremezdim. Anneydim ben. Onun annesi, Mir Aslan'ın bebeğinin annesi. Onsuz yaşayabileceğime inancım yoktu fakat yaşayan bir ölü olarak bir ömrü burada tamamlamak zorundaydım. Onu uzaktan izleyerek, iyi olduğunu bilerek yaşamak zorundayım. Yine de bir umut vardı içimde ve ben onu hiç yok edemedim. Mir Aslan'ın bizi bulma umudu. Hayattaysak ve kader bizi birbirimize ait kıldıysa muhakkak bir gün Mir Aslan bizi bulacaktı.

Ben yine de dualarımı hep öncesinde bulsun diye ettim. Ben bebeğimi kucağıma almadan, bebeğim kucağımdan alınmadan, üçümüzün arasına zaman, mekân ve hasret girmeden bulsun diye ettim.

İnanmamıştı bence Mir Aslan. Bizim aramızdaki bağ öyle değişik öyle kuvvetliydi ki ölmediğime emindi bence o da. Affan gibi bir şeytanda işini sağlam kazığa bağlamak istedi elbette. Her ne kadar öldüğümüze dair bir oyun planlasak da Affan da Mir Aslan'ın vazgeçmeyeceğini bilir gibi beni sahiden de ölmüşçesine bir kafese kapattı. Yerin altında kurduğu bir dünyada, arada sırada dışarı çıkıp hava alabildiğim bir kafese kapattı beni. Görebildiğim, beni görebilen kişilerin sayısı bir hayli azdı ve onlarda buradan dışarı hiç çıkmayan, dışarıyla bağlantısı olmayanlardı. Biliyordu çünkü Affan. Mir Aslan bir gün beni almaya gelecekti. O günde ne zamandı bilmiyorum ama bir an önce olsa iyi olurdu. Zira benim sancılarım günden güne sıklaşmaya başlamıştı.

Bir elim karnımda, gözlerim kapalı yine gelmiş olan o sancının dinmesini beklerken daha değil diye dua ettim içimden. Karşımda kırık bir ayna vardı ve o aynada gördüğüm kadın benden çok uzaktı. Saçlarımı kesmiştim. Sırf o dokundu diye. Yemek yiyemez olmuştum. Bana kalsa hiç yemezdim de içimdeki bebeğim için biraz olsun güç toplamam lazımdı. O büyüsün diye, onu büyütebilmek için zorladım kendimi. Yine de 9 aylık gebe bir kadına göre daha da zayıflamış, bir deri bir kemik kalmıştım. Yuvarlak bir karnım ve cinsiyetini bilmesem de hislerime göre bence çok hareketli bir kızım vardı. Burada günlerim onun hareketlerini dinlemek, onunla konuşmak ve ona babasını anlatmakla geçiyordu. Bebeklerin dış sesleri işittiği o dönemde en azından bir telefonum olabilseydi babasının sesini de dinletmek isterdim ama tek yapabildiğim ona babasını anlatıp adından bahsetmek oldu. Mir Aslan... Senin baban bir kahraman diye başladığım o masalların sonunu hep mutlu bitirdim. Bizim masalımızın da mutlu biteceğine olan inancımla...

Yine bir günü daha devirirken elim karnımda derin derin nefes alıyordum. Kapının önünden gelen sesleri işitmiştim ama odaklanmamıştım. Burada kamp düzeni vardı ve yemeklerde saatli gelirdi. Gökyüzünü göremiyordum ama dokuz aydır artık zamanları ezberlemiştim. Muhtemelen biri yemek getirmişti. Kapı gıcırtıyla aralandığında arkamı dönmedim. Yemeği bırakıp gideceklerdi zaten. Kapının hala açık kalışı da yemek olduğunu gösteriyordu. Sininin yere koyulma sesini duydum önce. Ardından ''Şifa.'' Diyen o ses tanıdıktı. Sima. Sima getirmişti yemeği.

Her zaman olmasa da arada bir bahanelerle yanıma geliyordu. Kızgındım ona, kırgındım da. Alper'i ifşalamasından ötürüydü kızgınlığım. İlk geldiğimde onu burada gördüğümde buraya düşüşüne üzülmüştüm ama sonra olanı biteni anlattığında Alper'i onların eline verenin o olduğumu öğrendiğimde büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştım. Buradaki tek arkadaşımdı o benim ve bir Türk askerini ifşalaması benim nezdimde bir affı yoktu. O da kendince haklıydı. Ailesini, kardeşini korumak için bunu yaptığını söylemişti ama ben Alper'e bunu söyleseydi Alper'in bir çözüm bulacağından emindim. Üstelik onların arasına sızdığında epey güvenlerini kazandığını kendisi anlatmıştı. Ben olmasaydım, ben gelmeseydim buraya ve Affan ile o anlaşmayı yapmasaydım Alper bugün burada olmayacaktı ve buna sebep olan Sima olacaktı. Ben onun neden yaptığını anlasam da onu kalbimde aklayamıyordum.

MirBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin