Alışma...

77 8 0
                                        


Sabah erken kalkıp, babamın dışarıdan aldığı şeyleri yeyip ailecek binmiştik arabaya. şimdi o gece gözüyle gördüğüm merkezindeydik. belki ezberlerim umuduyla etrafa göz atıyordum. babam dün akşam geldiğimiz hasan amcaların evinin önünde durdurdu arabayı. 'hemen geleceğim' deyip indi arabadan. merak ettiğim o kapıdan girip aşağıya inmeye başlayınca  gözden kayboldu. demek ki tekstil bodrum katındaymış. bak şimdi merak ettim nasıl bir yer. beş dakika sonra babam indiği merdivenlerden görünerek çıktı yukarı. tekrar arabaya binip hafif arkasına döndü bize bakarak "diplomalarınızı aldınız değil mi?" diye sordu. Ben bir şey demeden hale atıldı: "aldık da baba üniformaları ne zaman alacağız zaten herkes başladı bugün okula"  babam tekrar önüne dönüp motoru çalıştırırken konuştu "önce okulunuza bir gidelim kaydınızı yaptıralım da bir mağazadan hallederiz onu inşallah senin nakil işin halledilmiştir" dedi haleye hitaben çünkü hale zaten dokuzuncu sınıfı İstanbul da okumuştu gerçi bazı şeyler onun için daha zordu. kurduğu düzenini tekrar bozmuş şimdi ise tekrar kurmak için çabalayacaktı aman ne güzel! Babam geldiği yoldan geri dönüp tekrar cadde dediğimiz! küçük yere çıktı bu sefer dümdüz bir şekilde bilmediğim bir yola girdi. gittikçe gitti. tövbee nerede be bu okul diyecekken soluma döndüğümde gördüğüm şeyle gözlerim yuvalarından çıkacak zannettim bir an aman ALLAH'ım mezarlık mı o? başında küçük çeşmeyle başlayan mezarlığı görünce korkmadım değil yani. babam mezarlığın sonuna doğru sürerken arabayı en son küçük bir durak görmemle tuttuğum nefesimi verdim diyecektim ki yoldan ayrılıp sola dönen babam o merakla beklediğim okulun yoluna girdi. arabayı fazla sürmeden bahçe kapısından girip sırtımızı okula dönük bir şekilde park etti arabayı. veeee... okul zili çalar. yanarım aa be dostlar zil miydi o duyduğum? evet kesinlikle zildi bunu dışarı çıkan öğrencilerden anlamak pek de zor olmasa gerek değil mi? ne büyük şanssızlık öyle... babam arabadan inince el mahkum bizde inmek zorunda kaldık ee malum biz olmadan olmaz. oturduğum için yukarı çıkmış beyaz pantolonumu aşağıya indirip üzerimdeki beyaz desenli tişörtü de düzeltip arabadan diplomamı alıp kapıyı kapattım hadi bakalım gazamız mübarek olaa. babamla annem yan yana gelince bende hemen halenin yanına koştum demek isterdim ama şimdi okula yeni gelmişim zil çalmış böyle erkekler falan bahçeye çıkıyor. bir de koşup düşerim falan rezil olmak istemem topu topu iki yüz kişilik okul beni unutmaları imkansız olur yani. her kapıdan çıkan erkeklerin haleye ve bana bakması da cabası tabi olum önde babam var lan babam! babam bakışları anlamış olacak ki aramızdaki mesafe kapanınca iki kolunu hafifçe haleyle benim omuzlarımızın altındaki yere koydu. ahhh her baba gibi benim babam da biraz -kesinlikle!- kıskançtır. etrafa da koruyuculuğunu gösterdiğine göre demir kapıdan girip tekrar sola döndük hafif sola dönüp merdivenleri çıkmaya başladık sırf inenlere bakmamak için eğdim kafamı nasıl olsa dört sene boyunca buradayım daha çok bakarım ama şimdi babam varken kattiyen olmaz. bir merdiven daha çıktıktan sonra bu sefer sağa dönüp hafif dar koridordan ilerledik sağdan ikinci kapının önünde durunca kafamı kaldırıp kapının üstünde ki  'müdür- Cüneyt GÜMÜŞ' yazısını gördüm. babam kapıyı tıkatıp içeriye girdi. müdürü görünce biraz şaşırmadım değil yani genel anlamda müdürler kısa,kel,şişman tarzında olur cüneyt hocayla tek uyum hafif kel olması onun dışında orta ama kısa olmayacak boyu, masmavi gözleri-hatta öyle mavi ki adamın gözleri parlıyor- normal kilosu vardı. babamı görünce ayağa kalkıp elini uzattı "hoş geldiniz"diyerek bize de göz atmayı ihmal etmeden. koltuklarda oturan misafirlerini görünce gülümseyerek baş selamı verdim neden böyle bir şey yaptım bilmiyorum ama birbirimize mal gibi bakmaktan iyidir diye  düşündüm hafif kısa boylu diş telleri olan tatlı bayan da bana gülümsedi. annemle babam da oturunca boş olan koltuğa da beni oturttular cüneyt hoca kadına dönerek 'o zaman yarın gelirsiniz zeynep hanım ders programınızı da vereyim' diyerek bir kağıt uzattı adının zeynep olduğunu öğrendiğim kadına. bir an aklıma gelen düşünceyle gözlerim açıldı. lan bu kadın öğretmen! ya dersime girerse? acaba ne öğretmeni? neyse hilal şimdi bunu düşünme... kadın-pardon- zeynep hoca cüneyt beye teşşekkür ederek çıktı odadan.babam cüneyt hocayla konuşmaya başladı o sırada gelen çayımı içiyordum bende aman ne sıkıcı! halenin nakil işlemini istanbul'dan amcam halledince babam da buradan onaylattı. geldi sıra bana ,cüneyt hoca doldurmam için belgeleri bana uzattı bende bana verilen belgeleri doldururken cüneyt hoca da annem ve babamla baya bayaa muhabbet ediyordu. adımı söyleyen müdürüme dönüp baktım elinde diplomamı tutuyordu "niye bu diploma puanıyla buraya geldin daha güzel bir liseye gidebilirdin" deyince babam girdi konuya" müdürüm gelişimiz ani oldu normalde sağlık lisesine kayıt yaptıracaktık ama 370 ile almışlar bu sene " dedi. "belki diploma puanıyla alırlardı. seksen dört puan düşük bir puan değil" deyince babam " gelişimiz de ani oldu zaten almazlar dediklerinde bende çok üstünde durmadım hem ablasıyla aynı lisede okurlar" deyiverdi. müdür başını anladım edasıyla aşağı yukarı salladı geri kalan işlemleri de halledip annemden kayıt ücretini aldı. halenin nakil olduğu için para verme gibi bir zorunluluğu yoktu. vedalaşma faslı da bitince çıktık odadan attık kendimizi geldiğimiz koridora. etrafa baktığımda kimsenin olmadığını görünce zil çaldığı geldi aklıma. tekrar arabaya bindiğimizde babam kayıtın vermiş olduğu rahatlılığı ile "hadi bakalım gidip formaları alalım" dedi

***

hadi amaa ciddi olamassınız değil mi?  kırmızı kareli etek ve kırmızı süveterleri elime tutuşturan adama bir şey diyemeden kendimi kabinde bulmuştum. şuan ne mi yapıyorum. bir beden büyük gelmiş süveterime ve dizimden dört parmak uzun olan kareli kırmızı eteğime baygın baygın bakıyorum. ben istanbuldan gelmiş yeni okula başlamış bir kız olarak bu şekilde ilk gün ezikliği yaşamak falan istemiyorum. babamın 'hadi kızım ' seslenişlerine gözlerimi devirerek çıktım kabinden ,zaten küçücük kabin nefessizlikten ölücem zannettim! babam bana bakıp tekstilci olmanın verdiği profesyonellikle eteğin orasına burasına bakarken belimdeki eteği tutup "biraz büyük olmuş sanki" deyince onun söylediği laftan bulduğum cesaretle "aynen baba yaa baksana boyuna çok uzun " deyince babam bakışlarını kaldırıp "beli için demiştim" dedi. var ya şuan !!! adama dönüp " bir beden küçüğünü verir misiniz bir de onu denesin" deyince hem sevinmiş hem de üzülmüştüm. sevindim çünkü en azından bir beden küçüğünün boyu kısa olur,üzüldüm çünkü kıyafet denemekten nefret ediyorum bir de üstüne o kabin benim sinirlerimi daha çok hoplatıyor! adam bana dönüp açıklama gereği duymuş gibi "eteklerimizin hepsinin boyu aynı okulun isteği üzerine hepsinin boyu uzun yani" deyince şaşırdım. okulda gördüğüm kızların eteği dizlerindeydi halbuki katladılar mı ki acaba? babam bir beden küçük eteği elime tutuşturup kabine gönderdi. eteği giydiğimde yine aynı boyda olduğunu görünce gözlerimi devirmeden edemedim. zayıf olan bedenime bu bile azıcık -çok az ama- büyük gelmişti. kabinden çıkınca anneme yalvarır bakışları attım. ben bu eteği giymek istemiyorum ama. annem anlamış olucak ki babamın yanına gelip eteğime bakan babama "bir tane katlar öyle giyer " dedi. babam da onaylar bir şekilde kafa sallayıp eteğimi bir kere katladı. " bak böyle bir tane katlar giyersin hem çok da uzun olmaz" demişti. aman ne güzel. nerdeee benim istanbuldaki eteğim nerde bu etek! haleye de aynı şekilde, aynı şeyleri alıp iyi bir pazrlıkla da iki yüz küsüre formalarımızı alıp çıktık mağazadan. hemen karşısındaki karataşlar yazan markete girip yüz küsürlük bir alış veriş yapıp-akabinde babamın bir daha burdan alışveriş yapmam demesiyle- çıktık marketten. eski ve bir türlü alışmadığım evimizin yolunu tuttuk. akaşam olduğu için adını bilmediğim ama sabah geçerken gördüğüm sağlık meslek lisesinin önünden geçip evimize ulaştık. eşyaları  eve çıkartıp yerleştirdikten sonra- yerleştiricek dolap varmış gibi- yemek hazırladık. yemekler yenip de her şeyi hallettikten sonra televizyon bile olmayan bu evde nasıl vakit geçirilirse öyle vakit geçirip biraz okul, arkadaşlar-erkek özellikle- babamın nasihatlerini dinleyip koyduk kafamızı yastıklara. ahhh be gerçekten yorucu bir gün geçirmiştim. kafam da dönüp dolaşan ama sürekli geçiştirdiğim soru geldi yine,aklıma sahii ben buraya nasıl alışacağım???

***


^^çok geçmeden tekrar merhaba :* ilkk defa bu kadar uzun yazdım belki size göre kısa olsa da :D neyse youtube da denk geldiğim bir şarkıyı bıraktım buraya dinlemek isterseniz dinleyin :D bölümle alakalı değil ama :D bu arada bölümleri beğenin yorum yapın gerçekten çok merak ediyorum kimler okuyor. :D tekrardan herkese kocamannn teşekkürlerr  :D ;D ^^

#HİSSİZ VEDA#Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin