İnsan zamanla çözerdi benliğini... bende zamanla çözecektim kendimi. Nasıl bir insansın sen? Diye sorsanız size verebileceğim tek cevap 'uyumlu biriyim' olurdu. Peki gerçekten uyumlu muydum? Sadece bulunduğum her ortamda bir sıkıntı yaşamadığımdan dolayı bu kanıya varmıştım. Aşk... aşk konusuna gelecek olursak... beynimin mi yoksa kalbimin mi bilmiyorum ama oluşturduğu bir strateji vardı. Bunu Umuthan'a aşık olduktan sonra daha iyi anlamıştım. Şimdi beni gören biri 'sen nasıl bu kadar kolay birinden vazgeçip başka birine aşık oldun?' diyebilir ki çok haklılar. Uzaktan bakıldığı zaman öyle bir görüntü oluşturuyor olabilirim ama içeride işler fazlasıyla karışık emin olabilirsiniz... Ali'den bir umudum olmadığından dolayı, kendimce tarttığım zaman olumsuz şeylerin fazla oluşu ve bunlara istikrarlı bir şekilde dua etmemim de eklenmesiyle kalbimi onun aşkından soğutacak şeyler bulmuştum. Tabii bunların yanında verdiğim değer,sevgi gibi kavramlardan da karşılık bulamam da vardı. Neyse... ondan zamanla uzaklaşmıştım ve bu zaman yaklaşık olarak bir seneye tekabül ediyordu. Kolay kolay birine aşık olmuyordum ama oldum mu da kolay kolay vazgeçemiyordum. Bilmiyorum bu sefer ki kısa sürmüştü.umuthan'a gelince... ona nasıl aşık olduğumu bende bilmiyorum. Yani ben bu çocuğun nesine aşık oldum?neyini sevdim böyle? İşte benimde takıldığım sorulardı bunlar. Ama bir şeyi çok iyi anlamıştım. Benim kalbim aşık olmadan duramıyordu! Yani biriyle duygusuzca çıkmak,konuşmak vs. değil de hakkıyla aşık olup sadece birinde kendini kaybetmek istiyordu. Sanırım umuthan da boşluğuma denk geldi. Yeterince tanımıyordum da halbuki. Bu sevdadan da ne zaman vazgeçerdim orası muamma... kendimi üzmekten başka bir işe yaramıyordu platonik aşklar... pek kısa olmadı ama her şey aslında böyleydi. Hissetiklerimde bunlardan ibaretti.
Umuthanda ki değişiklikler fazlasıyla dikkatimi çekiyordu.ne yapmam gerektiği hakkında da bir fikrim yoktu. Ne oldu da bu çocuk böyle davranmaya başlamıştı. Ne değiştirmişti onu böyle. Zerre fikrim yoktu. Bak şüphelenmeye başlıyorum ha! Gerçi bir yay her zaman 'şüpheci' dir. Nasıl da her şeyiyle burcuna benzeyen bir kız. Ne diyorum ben ya... yakında narsist olursam şaşmam valla. Neyse...
yine aynı tempoda eve gelip kendimce takılmıştım. İkindiden sonra büşranın araması ile telefonu açmıştım hemen.
-"alo?"
-"efendim kanka?"
-"ne yapıyorsun?"
-"ne yapayım kendimce takılıyorum sen ne yapıyorsun?"
-"bende aynı. Bak ne diyeceğim sana ama önce sakin bir yere git aşırı tepki vermeni istemiyorum."
Al işte işkillendim yine. Ne oldu acaba? Korku ve heyecan karışımı fazla belli etmeden hale'nin yanından kalkıp boş olan annemin odasına kulağımda telefon ile girmiş ve hemen arkasından yavaşça kapıyı kapatmıştım.
-"söyle çabuk ne oldu?"
-"çıkışta umuthan aradı beni" deyip susmasıyla tırnaklarımı yeme evresine geçmiştim bile.
Dayanamayıp –"eeee ne dedi?" dediğimde gülme sesi gelmişti. Yine dayamayıp; -"ya gülme de söylesene beee" diye çemkirdim.
-"tamam tamam sakin ol bana dedi ki 'sence hilal ile ben birbirimize yakışır mıyız?" ne dedin canısı sen? Ohaa yok artık! Sallandığım yerde put gibi ellerim ağzımda onlara orantılı şekilde de gözlerim sınırlarını zorlayacak şekilde açılmıştı. Tekrar oha yaaa!
-"na...nasıl yani?" diyerek kekelemiştim. Ay engel olamadım be!
-"aynen dediğim gibi işte valla bilmiyorum bende yakışırsınız dedim. Zaten şaşırmıştım aradığında. Sana da haber vereyim dedim. bana söylediğine göre de dolaylı yoldan senin duymanı istediği için olabilir diye düşünüyorum." Kesinlikle öyleydi. Bildiğin bana duyurmaya çalışıyordu ve bunu her şekilde can ciğer kuzu sarma olduğum tek 'dostum' vasıtasıyla yapmıştı. Çok akıllıca! Direk bana demesindense niyetini belli etmek içindi yaptığı. Artık umutsuzluk devrini kapatmıştım. Bakalım neler olucaktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
#HİSSİZ VEDA#
Novela JuvenilVedalar canını sıkmasın, Yine buluşabilmek için Bir 'hoşçakal' gereklidir. Richard Back Sahi? Hangisi daha zor? Gitmek mi? Kalmak mı?... ### Her yazarın kalemini dokundurduğu kağıtta bir parç...
