24.Bölüm

787 35 0
                                        

Medya: Sarp ve Alp

*******

"Abi sizinki geldi?" dediğinde Bulut adamı ittirerek içeri girdi. Bende kapıdaki adama ters bir bakış atıp içeri girdim. Ama her yerim titriyordu. Bulut adamın boğazına yapışmış Başağı soruyordu. Adam onu ittirerek
"Biraz geç kalmadın mı? Daha erken bekliyordum seni." deyince sesi tüylerimi ürpertti.
"Nerde lan kardeşim? Naptın ona?" diyerek bağırınca adam geri çekildi.
"Bu kız kim? Yeni yalancık mafya arkadaşın mı? Çeteni genişletiyor musun yoksa? Yoksa yeni manitan mı?"dedi alay eder gibi. Tam Bulut bir şey diyordu ki ondan önce davranıp ben konuştum.

"Bakın Bulut'un hayatının da benim kim olduğumunda sizi ilgilendirdiğini düşünmüyorum. O yüzden şimdi hatta hemen Başağın nerde olduğunu söyleyin. Yoksa bu isi Bulut istemese de polise taşırım." onun konuşmasına izin vermeden devam ettim
"Bu arada eğer bundan kardeşlerinizin haberi yoksa bile onları da yakarım." ilk defa bu kadar rahattım. Korkuyordum ama bu sefer belli etmiyordum. Yani bundan emindim. Daha önce sosyal değildim ama çok büyük olmasa da küçük kavgalara karışmıştım. Ve her zaman da kendimi savunabilmiştim.

"Bak küçük hanım bana adını söylersen belki anlasabiliriz." dediğinde hic düşünmeden adımı söyledim çünkü şu an Basak bu adamın ellerindeydi.
"Duru."
"Oo şu meşhur Duru sen misin?" dediğinde kaşlarım istemsizce çatılmıştı. Bu adam beni nereden tanıyordu. Başımı anlamadığımı belli eder şekilde salladim.

"Mert senden yeterince bahsetti. Dediği kadar güzel ve tatlıymışsın." dediğinde bu sefer Bulut dayanamayıp adama yumruk attı.
"Düzgün konuş lan Piç."dediğinde Bulut'u geri çekip uzaklaştırdım ve adamın duyamayacağı kadar kısık bir sesle
"Bulut sakin ol. Su an Başağın onun elinde olduğunu unutma. Biraz daha dayanmaya çalış." dediğimde dişlerini sıktığını çenesine bakınca anlamıştım. Benden uzaklaşarak bir koltuğa oturdu. Bu sefer ben atağa geçtim.

"Sizi dinliyorum." dedim ve Bulut'un karşısına oturdum. Titriyordu ve bence ilk defa kendini bu kadar caresiz hissediyordu. Aniden karşımdaki adam telefonunu eline alıp kulağına koydu.

"Kızı getirin." Basak burada mıydı yani?

Bulut'dan

Kapı açılıp Basak içeriye girene kadar diken üstünde oturuyordum. İlk defa caresizdim. Daha önce her şeyi bir şekilde halletmiştim. Ama bu sefer beni kardeşimle vurmuşlardı. Başağı karşımda görünce ayağa kalkıp ilerliyordum ki Sarp piçi çenesini açtı.
"Hopp bakalım fazla ilerleme." başıyla adamlarına işaret verince adamlar Başağı Sarp'ın yanına getirdiler ve odadan çıktılar. Başağa baktığımda elleri, agzı ve gözleri bağlıydı. Perişan ve korkmuş görünüyordu. Onu böyle görmeye dayanamıyordum. Ben onun saçının teline zarar gelmesini istemezken bu Piç neler yapmıştı kardeşime. Dislerimi sıkmaktan cenem seyirmeye başlamıştı. Duru'da müdahale etmek istiyordu ama onu durdurmuştum.

"Şimdi Bulut efendi beni iyi dinle. Senin baban benim babamı öldürdü. Ve artık intikam zamanı. Ben de senin kardeşini öldüreceğim." deyip çekmecesini açıp içinden silah çıkarınca harekete geçtim.

"Bak beni iyi dinle Sarp. Senin babanı benim babam öldürmedi. O bir kazaydı ve babamın bunda herhangi bir suçu yok. Bence bu yüzden kardeşimin canını yakman çok mantıksız. Empati kur mesela ben de gidip Alp'i öldürsem nasıl olur? Senin bu dedigin şey intikam değil masum birinin hayatını çalmaktır."

"Fazla duygu sömürüsü yapıyorsun Bulut. O bir kaza degildi. Baban bile isteye benim babamın canını aldı." dedi ve Başağı yere oturttu. Ağlıyordu. Gözyaşları gözündeki bezden aşağı doğru süzülüyordu. Onun agladığını bir çok kez görmüştüm ama genelde gereksiz şeyler için ağlardı. Çünkü çok inatçıydı. Ama bu sefer gerçekten ağlıyordu. Yani çok ictendi ve o da en az benim kadar çaresizdi. Çok guclu bir kızdı ama su an ne benim gücüm ne de onun gücü bir ise yarıyordu. Bu sikik yerde ölmesine izin vermeyecektim.

"O zaman kardeşime bir şey yapma. Napıcaksan bana yap."
"Hayır Bulut efendi. Bugün kardeşinin son günü." deyip gözündeki bandı açtı. Gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuştu. Silahı basına dayayıp
"Basak Hanım son duanı et bakalım." dediginde Basak gozlerime son kez baktıktan sonra ağzından bir hıçkırık kaçtı. Hareket etmek, gidip ona sarılmak istiyordum ama donmustum sanki. Kıpırdayamıyordum. Duru da ağlamaya başlamıştı.

"Sarp mısın? Nesin? Bilmiyorum ama bugün Başağa zarar vermen gereken bir şey yok. Bence daha düzgün yollardan halledebilirsiniz."
"Sen sus" dediğinde artık gerçekten ciddileşmiştim.
"Bana bak eğer bugün kardeşime zarar verirsen bugün üçünüzünde ölüm günü olur." derin bir kahkaha attıktan sonra silahın namlusunu çekti. (namlu olduğundan emin değilim eğer adını biliyorsanız yazar mısınız?)

Hafifçe silahı başından çekip aşağıya, omzuna doğru tutup tetiği çekti. Basak yana doğru düşerken koşarak yanına gittim. Kendimi tutamayan gözyaşlarım akmaya başlamıştı. Duru da koşarak yanıma geldi. Yerden kalkıp Sarp'ın boğazına yapıştım.

Duru'dan

Basak yerde öylece yatıyordu. Sarp denen herif gerçekten buna cesaret edip yapmıştı. Bulut ona yumruk attığında ağlamam hızlandı. Kulağımı yavaşça Başağın kalbine koydum. Büyük bir umutla yerimden kalkıp Bulut'a döndüm.

"Kalbi atıyor." Bulut bana dönüp son bir kez daha Sarp'a yumruk atıp yanıma geldi. Ölesiye dövmüştü Sarp'ı ama o bir deli gibi her bir yumruğunda gülüyordu. Ama artık dayanamayıp bayıldı
"Duru ambulansı ara hemen." dediğinde telefonumu cebimden çıkarıp 112 yi çevirdim ve gerekli bilgileri verip kapattım. Bu sırada kapı açılınca kapıya baktım. İçeriye tanımadığım ama telaşlı biri girdi.

"Basak güzelim ac gözlerini." Bulut yavaşça ellerindeki ipleri cözdü. Ben de gözlerimi kapıdan alıp ağzındaki bezi çıkardım. Basak hafifçe gözlerini açıp "abi" deyince Bulut onu sakinleştirip
"Yorma güzelim kendini ambulans gelicek simdi. İyi olacaksın sana söz veriyorum." dedi ve başını okşadı. Kapıdaki çocuk yanımıza gelip "Ambulansın gelmesini bekleyemeyiz. Benim arabayla gidelim." Bulut sinirle kalkıp
"Sen karışma lan. Ne geldiyse başımıza senin yüzünden geldi zaten."
"Benim bir suçum yok Bulut Başak kotu olmadan gidelim işte."
"Daha ne kadar kötü olacak ya. Alp bak git şuradan. Al şu şerefsiz abini de git buradan." dışarıda ambulans sesi duyulduğunda Bulut koşarak dışarı çıktı. Alp denen çocuk buydu demek ki. Gerçekten Başağın dediği kadar korkutucu görünüyordu.

Bulut çok geçmeden yanında doktor ve hemşirelerle yanımıza geldi.

"Nasıl oldu bu?" Doktor bu soruyu sorarken Bulut her an doktora da saldıracakmış gibi duruyordu.
"Doktor sen işini yap." Alp'in burda ne isi vardı ve neden Bulut'a yardım ediyor. Anlamis değilim. Doktor eğilip yaraya baktı.
"Çok kan kaybetmiş. Hem hastaneye götürelim. Bu arada kan grubu ne?"
"AB Rh negatif." Bulut bunu söylerken neredeyse düşüp bayılacak gibiydi.

"Bu kan grubu zor bulunan bir kan grubu. Her yere haber salıcaz. Siz de ararsanız iyi olur."

"Benim kan grubum da aynı. İsterseniz ben hemen veriyim." Alp bunu söyleyince Bulut dişlerini yeniden sıkmaya başlamıştı.
"İyi olur delikanlı. Bizimle hastaneye gel o zaman." dedi ve 2 hemsireyle birlikte yavaşça başağı sedyeye yerleştirdiler. Arkalarından hep birlikte odadan çıktık. Sarp odada kalmıştı ve hala baygındı. Başağı ambulansa yerleştirdikten sonra Alp de yanlarına bindi. Bulut her ne kadar sinirli olsa da kardeşinin hayatı söz konusu olduğu için hic bir şey yapamamıştı.

***********
Arkadaşlar bölüm sonu. Bu sefer duygusal bir bölüm oldu. Ben yazarken ağladım diyebilirim. Umarım siz de begenmissinizdir. Eğer begendiyseniz oy ve yorumları bekliyorum.

Sizce sonraki bölümde neler olacak. Sarp ne kadar vicdansız biri değil mi?

Basak kurtulur mu?

Alp'in amacı ne?
Yorumlarınızı bekliyorum.

Komşumun OğluBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin