14. Bölüm

991 41 9
                                        

Multi: Deniz

Umarım bölümü beğenirsiniz. Oy ve yorumlarınızı bekliyorum.

😉😉😉😉😉😉😉😉😉

Yatağıma yattığımdan beridir bugün olanları düşünüyordum. Başağa anlattığımda 'abim senden hoşlandığı için sana böyle yapıyor" demişti. Aklımı da iyi karıştırmıştı. Ama her ne olursa olsun bugün için Bulut'a minnetardım. Onun sayesinde Antalya'nın her yerini öğrenmiş, çok eğlenceli bir gün geçirmiştim. Kardeşime seçeceklerime de çok yardımcı olmuştu.

Başakla konuşurken aniden annemler gelince poşetleri nasıl saklayacağımı şaşırmıştım. Bu sırada Başak 'Bu poşetler benim' diyeceğimizi söylemişti. Başağa da minnettardım yani. Poşetler de onların evde kaldı haliyle. Ben de biraz daha Başağın yanında oturup eve girmiştim. Yarın okul olduğu için ödevlerimi hemen bitirip yatağa girmiştim. Ama yatağa yattığıma pişman olmuştum. Çünkü uyuyamıyordum. Saat 12 olmuştu ve benim artık uyumam gerekiyordu. Zaten sabah kalmak hiç güzel olmuyordu. Bir de az uyumak daha kötü oluyordu. Benim gibi uyku aşığı biri için daha da kötü oluyordu.

Birden telefonum çalınca korktum. Gecenin bu saatinde kim olabilirdi ki. Telefonumu elime alıp ekrana baktım. Numarayı bilmiyordum. Açmasam mı diye düşündüm ama açmakta karar kıldım ve yeşili yana çektim. Kulağıma telefonu koyduğumda tanıdık bir ses gelmişti ama kim olduğunu anlayamadım. Ama daha önce bu sesi duyduğuma emindim.

"Alo Duru sen misin?" Bu kim be.
"Evet de sen kimsin?"
"Ben Selim, Bulut'un arkadaşıyım." Selim kimdi ya. Sessiz kalıp karşı taraftan açıklama bekledim.

"Aslında daha önce tanıştık ama sen şimdi hatırlamazsın. Senin yardımına ihtiyacım var."
"Ne yardımı?"
"Bulut sarhoş bir halde araba kullanırken kaza yapmış. Ben hastanedeyim. Başağı aradım ama ulaşamadım. Birde Bulut senin ismini sayıklayınca sen bana yardım edebilirsin diye düşündüm."dediğinde ne olduğunu anlamaya çalıştım. Bulut sarhoş olmuştu ve araba kullanırken kaza yapmıştı. Bir de benim ismimi sayıklamıştı. Selim de beni aramıştı.

"Ne yapabilirim?"
"Başağa ulaşıp onu hastaneye getirir misin?"
"Tamam ulaşmaya çalışacağım."deyip telefonu kapattım ve hemen Başağı aradım ama açmadı. Bulut'u merak etmiştim doğrusu. Üzerime hemen bir dar pantolon ve tişört geçirip aşağıya indim. Annemlere söylemedim çünkü şimdi uyandırırsam kadının yüreği ağzına gelirdi. O yüzden bir şey demeyip evden çıktım ve Başakların zilini çaldım.
Kimse açmıyordu. Birden aklıma Bulut'un bugün anahtarlarını çantama atması gelmişti. Almayı unutmuştu. Hemen eve geri döndüm ve sessizce odama çıkıp çantamı açtım. İşte buradalar. Çantamı ve anahtarları alıp tekrar evden çıktım ve Başakların kapısını açtım. Yavaşça içeriye girip ışıkları açtım ve Başağın odasına ilerledim.
Kapıyı açıp içeriye girdim. Işığı açtığımda odada kimse yoktu. Başak evde değildi. Hızlıca odadan çıkıp evde Başağı aradım. Uzayla olabilir mi ki acaba. Telefonumu açıp Mavişi aradım. 5. Çalışta açabildi sonunda.
"Alo Maviş neredesin?" dediğimde karşı taraftaki sesten dolayı çok az geliyordu ses.
"Bir barda eğleniyorum da sen bu saatte niye aradın?"
"Başak seninle mi diye soracaktım."
"Benimleydi ama 2 saat önce falan bir çocukla gitti. Şimdi nerede bilmiyorum. Önemli bir şey mi oldu?" Evet çok önemli ama şimdi sen öğrenmesen de olur.
"Yok ya bir şey takıldı aklıma da neyse yarın görüşürüz Maviş."deyip kapattım. Yalan söylemeyi sevmiyordum ama Uzay'ın şimdi bunu bilmemesi daha iyi olurdu. Evet Başak yok. Şimdi ne yapabilirim?

*********

Hastaneye geldiğimde danışmana ilerledim.
"Merhaba Bulut Sarte diye birini getirmişler. Nerede olduğunu öğrenebilir miyim?"
"3. katta ameliyathanede." Ameliyathane mi? Durum bu kadar ciddi mi ya.
"Teşekkür ederim."deyip yanından ayrıldım ve merdivenlerden koşarak çıktım. 3. kata geldiğimde ameliyathanenin önünde gördüğüm çocuğu tanıdığıma emindim.

"Gelmene sevindim Duru. Başak yok mu?" dedi yorgun bir sesle
"Ulaşamadım. Evde değildi. Durumu nasıl?"
"Geldiğinde iyiydi ama birden fenalaşınca ameliyata aldılar."dedi üzgün bir sesle.
"Şu an saçma bir soru olacak ama sen kimsin?" Bu soruyu sormazsam patlayabilirdim.
"Ben kaybolduğun gün sana yolu tarif etmiştim." Tabi ya.
"Tabi ya bende diyorum daha önce gördüm seni ama."
Bu sırada birinin bize doğru koştuğunu gördüm. Yanımıza geldiğinde Selim ayağa kalktı.

"Durumu nasıl? Nasıl olmuş?" Ben bu çocuğu da bir yerlerden tanıyorum ama bunun sormanın şimdi hiç sırası değil.
"Her zaman ki gibi sarhoşken araba kullanmış. Sonra da bir kamyona çarpmış. İç kanamadan şüpheleniyorlar. Birde kafasını fena çarpmış. Geldiğinde sadece baygındı. Durumu da iyiydi ama birden fenalaştı."
"Nasıl olur ya? Tamam ilk kazası değil ama daha önce yaptığı kazalar bu kadar sert olmamıştı."
"İyileşir oğlum. Bulut'dan bahsediyoruz."dediğinde ameliyathanenin kapısından doktor çıktı. Aniden ayağa kalkıp doktorun yanına gittim. Selimler de doktorun yanına geldi.

"Bulut Sarte'nin yakınları sizler misiniz?"
"Evet biziz." Selim çok endişelenmişe benziyordu. Çünkü bunu söylerken sesi titremişti.
"Durumu nasıl?"diye sordum merakla.
"İç kanamasını durdurduk. Başını biraz sert vurmuş o yüzden ameliyata aldık. Şimdi gayet iyi. Normal odaya alacağız. Geçmiş olsun."deyince üçümüzde derin bir oh çektik. Bu sırada Bulut çıktı ameliyathaneden. Selim ve yanındaki çocuk sedyenin yanına giderken telefonum çalınca çantamdan çıkarıp arayan kişiye baktık. Başak arıyordu. Nihayet görmüştü. Hemen açtım.

"Kızım neredesin sen 3 saattir sana ulaşmaya çalışıyorum."dedim sinirlenerek.
"Dur kızım ya sakin ol görmemişim aradığını. Ne oldu?"
"Abin kaza yapmış. Ben şimdi hastanedeyim. Sen de çabuk gel."
"Kaza mı? Durumu nasıl?" dedi sanırım şokla ağlıyordu.
"Sakin ol şimdi iyi. Sen buraya gel konuşuruz."
"Tamam hemen geliyorum."deyip kapattı. Ben de Selimlerin girdiği odaya doğru ilerledim. Bulut'un vücuduna bir şeyler takıyorlardı. O an sanki içimden bir şeyler kopmuştu. Neden bilmiyorum. Bulut'u öyle görünce üzülmüştüm. Sanki o halde taksiye binse incileri dökülürdü. Ben bunları düşünürken koridorda Başağın sesi yankılandı. Beni görünce koşarak yanıma geldi.
"Durumu nasıl? Bir şeyi yok dimi? Nasıl yapmış kazayı?" Sanırım çok ağlamış, gözleri kıpkırmızı olmuş. Soruları sıralarken de sesi titriyordu.
"Sakin ol şimdi iyi."dediğim sırada odadan hemşire çıktı.

"İsterseniz girebilirsiniz. Birkaç saate uyanır. Tekrar geçmiş olsun."deyip yanımızdan ayrılırken Başak resmen odaya daldı. Ben de arkasından girdim. Selim'in yanındaki çocuk Başağa sarılıyordu. Başak birden ağlamaya başladı.

"Deniz bundan sonra abimi dibimizden ayırmayalım. Kafayı dağıtınca, zor topluyor kendini."demek ki çocuğun adı Deniz'miş. Şu meşhur Deniz bu olmalı. Başak'tan hala dinlememiştim kim olduğunu. Ama gerçekten de yakışıklı çocuktu. Aman ne diyorum ben ya. Başak, Deniz denen çocuktan ayrıldıktan sonra Bulut'un yatağının yanındaki koltuğa oturdu. Selimle göz göze geldiğimizde bana doğru ilerledi.
"Seni de gece gece buralara kadar sürükledik. Kusura bakma."
"Yok önemli değil." deyip hafifçe gülümsedim. Bu sırada yanımıza Deniz geldi.
"Merhaba seninle de tanışma fırsatımız olmadı. Ben Deniz. O gün kaybolduğunda kim olduğunu bilmiyordum. Biraz ters tepmiş olabilirim."
"Önemli değil. Ben de Duru."deyip elimi uzattım. O da karşılık olarak elimi tuttu.
"Geç oldu istersen seni eve bırakalım."
"Yok Teşekkürler ben giderim. Önemli bir durum olursa bana haber verirseniz sevinirim."
"Merak etme." deyip Bulut'un yanına yöneldi. Ben de odanın kapısından çıktım.

*****
Eve geldiğimde çok yorulduğumu hissedebiliyordum ve çok uykum vardı. Sabaha çok az kalmıştı. Hemen odama girip kendimi yatağa attım. Birden kapım açılınca gözlerimde açıldı.

"Neredesin kızım sen. Gecenin bir vakti nereye gittin?"

😉😉😉😉😉😉😉😉

Evet arkadaşlar bir bölümün daha sonu. Umarım beğenirsiniz. Bu arada herkese iyi bayramlar. 🐑🐏🐐💸🍬

⚪Sizce Duru'nun odasına giren annesi mi? Babası mı? Ve nasıl tepki vermiş olabilir?

🔴Bulut sizce daha da kötüleşir mi? Yoksa çabuk mu toparlanır?

🔵Bölüm nasıldı?

Sizce ileriki bölümlerde neler olacak?

Komşumun OğluBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin