Baekhyun ve Kris çocukluktan beri çok iyi arkadaşlardı. Liseye başladıktan sonra herşey değişmişti. Lisede birbirlerine olan güvenleri kırılmış, sevdikleri kızı toprağa vermişlerdi. İki düşmandan başka birşey değillerdi artık.
Kim Yoo Jung, üvey ann...
Xiumin oflayarak kafasını yastığa gömdü. Boğuk sesiyle konuşuyordu kendi kendine.
"Hey! Ne diyorsun sen kaç gündür Xiumin? Bir sessiz olmadın!"
Yixing , Xiumin'e homurdanırken, kendini Tao'nun yatağına attı. Tao yixing'e sırıtırken nasıl bu kadar tuhaf üçlüyle arkadaş olabildiğime inanamıyordum. Sanırım dört sene boyunca aynı odayı paylaşmış olmamız beni zorluyordu.
"Kalk artık Xiumin. Sana akıl vereceğim."
Yixing tekrar Xiumin'e seslendiğinde Xiumin kaç gündür duş almadığı belli olan kabarık saçlarıyla ve yorgun gözleriyle yixing'e baktı.
"Cidden mi?" diye sordu borozan gibi çıkan ses tonuyla. Kaç gündür en iyi arkadaşım uyumuyordu ve artık uyumalıydı. Her an yere düşebilirdi.
"Bence sen boşu boşuna endişeleniyorsun. Jongdae seni çok seviyor. Aldatacağını düşünmüyorum." dedi yixing'den önce lafa atlayan Tao.
"Ama kaç gündür bana eskisi gibi davranmıyor. Daha soğuk cevaplar veriyor. Buluşmak istemiyor. Benden yaşça epey büyük ve mesleğinde de çok popüler. Zengin, yakışıklı. Benim gibi çift dikiş bir lise son sınıf öğrencisini aldatmaya hakkı var."
Xiumin söylediklerinin asla gerçekleşmemesini umuyordu. Aslında en iyi arkadaşımın içini biliyordum. Aldatılsa kesinlikle jongdae'yi parçalardı.
"Saçmalama. Senin gibi bir sevgiliyi zor bulur o. Kendini küçümseyip durma Xiumin. " dedim sessizliği bozarak.
Yixing, yanına uzanmış olduğu sevgilisinin ellerini tutarken, Tao kıkırmıştı. O ikisinin iğrenç hallerine göz devirdiğimde, Xiumin bir iç geçirmiş ve mutlu oda arkadaşlarımızı izlemişti.
"Bende onun elini tutmak, yanında olmak istiyorum. Ama son zamanlarda istemiyor. Benden kaçıyor. Lanet olsun! Ne yapmam gerekiyor?" diye mızmızlandı Xiumin.
Onların gay fantezilerine alışmıştım artık. Dört kişilik odada tek gay olmayan olmak ilk başlarda aşırı zor gelsede, zamanla ortama ayak uydurmuş ve çoğu zaman onları görmezden gelmiştim. Yixing ve Tao aynı odayı paylaşmanın verdiği rahatlıkla benim ve xiumin'in varlığını unutunca sırtıma yasladığım yastığı aldım ve hızla ikisine fırlattım.
"Yapmayın şunu iğrenç şeyler! Bende buradayım!" diye bağırdığımda yixing oflayarak kalkıp kendi yatağına geçmiş ve Tao'da sinirli olan sevgilisine kıkırdamakla yetinmişti.
"Ne yapayım yani ben Luhan?" dedi Xiumin şiş gözlerini bana dikerek.
"Şimdilik uyu Xiumin. Sadece uyu!"
***
(Sae-ron)
Gelen telefonla yattığım yataktan hızla kalktım ve ona gitmek için koştum.
** Bir taksiyle adrese geldiğimde koşarak kapıyı çaldım. Kapıyı Jongin'in annesi açmıştı. Kadının yüzündeki hüzün, korku, endişe her halinden belliydi.
Bana onu takip etmemi söyledi ve üst kattaki, Jongin'in odası olduğunu bildiğim ama asla girmediğim odanın önüne getirdi ve kendiside alt kata indi. Kalbim korkuyla atarken, kapıyı yavaşça araladım ve odasına adımımı attım. Beyaz ve siyahlarla donatılmış bu küçük odanın , ortasında duran yatakta uyuyordu kocaman bedeni. Yatağın hemen yanındaki sandalyeye oturdum ve gözyaşlarım arasından onu izledim. Yüzünde oluşan yaralar canımı acıtmıştı.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.