(Yoo jung)
Hastaneden çıktığımda, bacaklarım iyileşse bile, kalbimdeki o tuhaf his iyileşmemişti. Haftasonu geldiği için yine ,her zamanki gibi Kris ve Baekhyun'ların evine gelmiştik. Artık odasında so hyun'un fotoğrafları ve kıyafetleri yoktu. Hepsini atmış. Bende biliyormuşum ama hatırlamıyordum.
Kris beni yatağına yatırıp, kapıyı kapattığında başımı yumuşacık yastığa gömdüm. Kollarımdaki mor halkalar hala daha oradaydı ve oluşan yaralar... Büyük ihtimalle hepsinin izi kalacaktı.
Ağlamaya başladığımda sesimi duymasınlar diye dişlerimle dudaklarımı ısırıyordum.
Neden bilmediğim bu histen dolayı bu kadar acı çekiyordum? Başım ağrıyordu ve ne yaparsam yapayım hatırlayamıyordum. Çok önemli bir şey unutmuşum gibi hissediyordum ve bu bana dayanılmaz bir acı veriyordu.
Odanın kapısı çalınca hemen kalktım ve gözlerimi sildim.
"Gel." diye seslendiğimde Baekhyun, her zamanki güzel tebessümüyle odaya girmiş,ayakucuma oturmuştu.
"Daha iyi misin?"
Derin bir nefes aldım. Göğüs kafesime giren ağrılar, başımın patlayacak olması, sürekli ağlamam...
"Bilmiyorum." dedim omuz silkerek.
"Sanki bir şeyleri unutmuşum gibi Baekhyun."
Baekhyun anlayışla başını salladı.
"Hafızanın bir kısmını kaybettiğin için. Sana söylemiştik o yüzdendir."
"Evet ama..." dedim. Dudaklarımı ıslatma gereği duyarak yatağın başucundaki dolu bir bardak suyu içtim.
"Bu başka bir şey sanki. Nasıl anlatsam ki? Sanki...Sanki hatırlamam gereken bir şeyler var gibi. Bana anlatmayı atlattığınız bir şeyler var mı?"
Baekhyun anında gözlerini benden kaçırmıştı.
"Hayır." dedi çıkmak için kapıya yaklaşıp. "Hiçbir şey yok."
"O kazaktaki kan, benim değilmiş gibi hissediyorum."
Baekhyun kapının kolunu, kıracak kadar sert bir şekilde tutuyordu.
"O kan...O kan senin yoo jung. Başka bir şey düşünme ve biraz dinlen."
Onun odadan çıkışını izleyip, ayağa kalktım. Bu küçük odayı incelemeye başladım.
Çekmecelerden birisini açtığımda bu çekmecenin so hyun fotoğraflarıyla dolu olduğunu gördüm.
Kris, so hyun bizi izliyor...
Ağrıyan başımı ellerim arasına alıp, yatağa uzandım.
***
Bayan wu, beni akşam yemeği için uyandırdığında onu onaylayıp, odadan çıktım.
Baekhyun ve Kris masayı hazırlamak için yardım etmek yerine, Kris telefonuyla uğraşıyordu ve Baekhyun'da pili bitmiş gibi görünen kumandayla savaş içerisindeydi. Bu sahneyle gözümün önünden bir film şeridi gibi geçtiğinde, gidip bayan wu'ya yardım ettim.
***
Akşam yemeğinde pizza yerken, bu zamanları hatırladığım için mutluydum.
Bay Byun bugün mesaiye kalmayacaktı. Bu yüzden o da bizimle yiyordu.
"Beğendin mi güzel gelinim?" dedi bayan wu birden.
Ben aniden gelen bu soru karşısında öksürmeye başladığımda, Kris ve Baekhyun aynı anda kahkaha atarak bana su uzatmıştı. İkisinin de suyunu almayıp,kendi önümdeki suya uzandım ve öksürüğümü kestim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Lise
FanfictionBaekhyun ve Kris çocukluktan beri çok iyi arkadaşlardı. Liseye başladıktan sonra herşey değişmişti. Lisede birbirlerine olan güvenleri kırılmış, sevdikleri kızı toprağa vermişlerdi. İki düşmandan başka birşey değillerdi artık. Kim Yoo Jung, üvey ann...
