Mert'in anlatımı
Zamanın içinde sıkışıp kalmış ruhum. Büyük bir boşluğun içinde savrulurcasına, yıkık, dökük, paramparça. Her defa tam toparlandım derken, yeniden düştüğüm yerde canım çok yanıyor. Ben kendimi bulamıyorum artık. Hangi tarafa adım atarsam, kırılıyor yeni başlangıçlara olan umudum.
Yarım kaılyor her defa attığım adımlar. Sanki birisi atacağım adımı benden önce bilerek kapatıyor yolumu. Tam başladığım dediğim zaman bittiğini anlıyorum. Oysaki yeni başlamıştım nefes almaya. Ciğerimde tıkanıp kalan nefesin beni yarım bırakacağını bilmeden.
Belki de biliyorum, ama bilmemek kolay olduğu için işime geliyordur. Kaçıyorum kendimden, kendime bile itiraf edemediklerimden. Unutmuşum insanın kendinden kaçamayacağını. Unutmak kolaydır çünkü. Üstüne kalın bir örtü serersin her şeyin. Karanlık bir odada hapis kalır tüm yaşanmışlıklar. Yeniden bir ışık yüzü görene kadar.
Ah o küçük ışık seni öyle derinden yaralar ki, kelimelerle anlatamazsın. Ben kayboldum babaanne. Sana çok ihtiyacım var. Biliyorum, nerede olursan ol, hep benimlesin. Ama ben sana sarılmayı özledim. Ne kadar zormuş, insanın tek ailesini kaybetmesi. Ben sadece seni kaybetmedim babaanne, ben seninle birlikte o mezara çocukluğumu da gömdüm.
Senin emanetine kimse sahip çıkmadı. Amcam ve halam en savunmasız anımda bıraktı. Evet torunun düştüğü yerden kalktı, ama ruhunu orada bırakarak kalktı. Bazen orada kalmayı düşleyerek kalktı. Gözyaşları ile ruhunu yıkayarak kalktı. Ne kadarını başardı bilmiyor.
Sana sözüm vardı. 'Avukat olmadan karşına çıkmayacağım' diye. Ama yapamadım babaanne. Seni çok özledim. 11 yıl çok zor geçti. Kime güvendiysem sırtımdan vurdu. Yetimhanede çok şey yaşadım. Sana anlatıp üzmeyeceğim seni. Gözünden düşecek tek damla beni cehennem ateşinde yakmaya yeter sultanım. Ben ağlıyorum ama sen ağlama. Dayanamam.
Biliyor musun kazandım üniversiteyi. Torunun yakında avukat olacak. Annemin yaşadığını yaşayan kadınlar için okuyacağım babaanne. Masum ruhu kirletenlere inat ben dimdik duracağım. Vicdanını paraya satanlara inat haykıracağım gerçekleri. Sana söz babaanne. Sana söz.
Torunun aşık oldu. Hem de onu hiç sevmeyecek birisine. Sırdı sevdam. Saklamıştı göğüs kafesim kalbimin tam orta yerine. Her atışında sevdamın canı yanar diye sessiz sedasız atardı. Hiçbir zaman söylemeyi düşünmedim. Her söylemek istediğimde 'Unutma, sır gibi seversen eğer, muradın gerçekleşir. Çünkü tohum toprağa gizlenirse yeşerir. (Mevlana)' sözün yankılandı kulaklarımda.
Söylersem kaybetmekten korktum hep. Kazanmadığın birisini kaybedemezmişsin. Ben bunu bilmiyordum ki. Şimdi canım çok yanıyor babaanne. Beni paramparça eden birisi için canım çok yanıyor. En çokta, sevdama dil uzatmasına canım yanıyor. Ben ona 'beni sev' demedim ki, hiçbir zaman. Umarım beni yaktığı kadar yanmaz.
Ha söylemeyi unuttum, yeni bir işe başladım. Merak etme ağır bir iş değil. Bir şirkette özel şoförlük yapıyorum. Zorlanacağımı düşünyordum. Bir kadınla çalışmak korkuttu beni. Ama düşündüğüm gibi olmadı. Çalıştığı mevkiye göre çok sade birisi. Kendisini başkasından üstün görmüyor. Eğer onu sevmeseydim, Eda'yı severdim. Benimle arkadaş olur mu babaanne? Yoksa o da kırar mı kalbimi? Şimdi gidiyorum ama söz yine geleceğim. Teşekkür ederim beni dinlediğin için."
Çok küçüktüm annemle babamı yangında kaybettiğim zaman. Babaannem büyüttü beni. 15 yaşımda kaybettim tek sığınağımı. Bir amcam, iki halam var. Hiçbiri arka çıkmadı bana. Annem tarafında hiçkimseyi tanımıyorum. Ne zaman sorsam babaannem hep geçiştirdi. Bazen neden hiç arayıp sormadıklarını merak etsem de, bir sonuç bulamıyorum. Mesleğimi elime aldığım zaman daha rahat araya bileceğimi bildiğim için şimdilik aramıyorum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Menfa
RomanceHer insan kalbinin esiridir. Bir kere kalbe sevda ateşi düşmüşse, kendi ateşinde kavrulur insan. Görmeden dokunmadan sevmek... O kadar zor ki, sevdiğini söyleyememek... Biliyor musun Deniz, ben onun beni sevmeyeceğini bile bile sevdim. Ve gidiyoru...
