" Sayfaların Arasında Unutulur Belki de Bu Aşk"

122 26 18
                                    

Kaldık böyle - İşgal
Yanımda oturan kişinin varlığı beni şoka uğratırken üstün birde bana garip ve kızgın bakışlar atan şu sabah ki çocuk vardı. O sırada fizik hocası “Herkes önüne dönsün, Ooo Denizhan Bey günaydın efendim çok şükür uyandınız” dedi . Ve bana saçma bakışlar atan çocuk önüne döndüp “Kusura bakmayın hocam inşallah bu sene uyumayacağım” dedi. Hoca ise “ Evladım az önce edebiyat öğretmeninizle karşılaştım . Kadın bana yine uyuduğunu söyledi” Denizhan denen çocuk ise gülerek “Hocam siz hocalara sadece benim hakkımda mı iletişim kuruyorsunuz ?” dedi ve güldü. Hoca ise ona sen bir bok olmazsın bakışı atıp “Allah akıl fikir versin”dedi. O ise bana yine saçma bir bakış atıp uyumaya devam etti. Manyak mıdır nedir. Hayır çocuğun bakışlarının anlamında yok ,mal gibi bakıyor sanıyorsun ama anlamlı bakıyor sonra bakmıyor falan. Ayy beynim yandı yemin ederim. Banane ya el alemin çocuğunun bakışından. Başımı diğer yanıma çevirdiğimde. Yanımda ,hayatında asla fizik hocası görmemiş gibi fizikçiyi izleyen bir adet psikopat manyak bulunuyordu. Değişik adam bir de not defteri çıkarmış önüne. Tövbe tövbe deyip derse odaklanamaya çalıştım ve başarılı oldum. Ders su gibi akıp geçerken zil çaldı . Ve ben arkama yaslanırken kapıda Ahu’yu gördüm benim sırama doğru ilerliyordu ki yanımdakini görmesi ile  bir duraksadı. O sırada fizik hocası diğer dersi Savaş HOCAMIZIN işleyeceğini söyledi. O sırada Savaş HOCAMIZ sıradan kalkıp fizikçi ile beraber dışarı çıktı. O sırada Ahu yanıma oturup “ Bu ne yov bu ne yov “ deyip Ersin Korkut taklidi yaparak Savaş hakkında sorular sordu ben ona bugün karşılaşmamız dışında bildiklerimi anlatırken Burcuda bize katıldı. Onlar yine okula ilgili dedikodu yaparken bende sınıfa bakındım ve Denizhan'ın hala uyuduğunu gördüm . Bu çocuk ne değişik bir tür ya. Neyse. Ders zili çaldı ve Ahu sınıfına gitti Burcuda yerine. Bir iki dakika sonra Savaş içeri girdi. Ve herkese oturun dedi. Daha sonra konuşmaya başladı “ Arkadaşlar ben derslere girdiğimde genelde soru çözümleri yapacağız .  Şimdiki dersi sizinle tanışmak için istedim. Ve ayrıca bana istediğiniz zaman sorularınızı sorabilirsiniz. Seneye sınavınız var ve bir çoğunuzun stresli oluğunu düşünüyorum . Arada sırada derslerimizi rehberlik gibide işleyebiliriz sonuçta okulda en yeni sınava giren hocanız benim. Başka sorunuz var mı?” Ortalarda oturan bir kız “Hocam Akdeniz Üniversitesi nasıl biraz bahseder misiniz ?” diye sordu . Savaş ise gülerek “Tabiki” dedi. O sırada çaprazımda oturan kızlardan birinin yanındaki kıza fısıltı ile “Adam gülünce dünya güzelleşiyor “ dedi . Ben kızlara igrençsiniz bakışı atarken Savaş konuşamaya başladı “ Arkadaşlar Akdeniz Üniversitesi gayet güzel bir üniversite, akademisyenler gayet yeterli donanıma sahip seçkin akademisyenler, kampüs açısından gayet güzel, aynı şekilde herkesin sosyal olduğu bir üniversite , zaten Antalya’da olduğundan dolayı hafta sonlarında eğlenceli geçiyor” deyip güldü. Ay buda her şeye gülüyor sevimsiz. “ Neyse arkadaşlar şimdi sırayla herkes kendinden bahsetsin” Bir beş on dakika sonra sıra bana geldi .  Ben ayağa kalkıp “ Zeynep Ertekin. Yurtluyum. Antalya’dan geliyorum.” Dedim. Savaş ise kaşlarını kaldırıp “ Antalya, güzel  hangi lise? “ diye sordu sanane kardeşim ya neyse “ Antalya Fen Lisesi “ diye cevap verdi. Savaş ise normal bir şekilde “ Peki, hangi üniversite hangi bölüm istiyorsun Zeynep “ dedi “ Hacettepe Tıp “ dedim “ Anladım güzel. Peki şu uyuyan arkadaşı uyandırdın da oda normal hayata dönsün “ Denizhanın önünde oturan bir çocuk arkasına dönüp Denizhanı dürttü bir kaç dürtme sonucu uyanan Denizhan saf saf etrafa bakınırken onun şu haliyle ne kadar tatlı olduğunu düşündüm sonra kendi kendime yine saçmaladığımı fark edip önüme döndüm o sırada Savaş Denizhana “ Evet seni dinliyoruz delikanlı kendini tanıt “ dedi Denizhan oturduğu yerde dikleşip” Ben Denizhan Karabulut. Yurtluyum. Eskişehir’den geliyorum. İstanbul teknik üniversitesi gemi mühendisliği istiyorum. Yeterli mi?” dedi. “ Peki . Evet sıradaki derken ders böyle akıp geçti. Ve sonunda zil çaldı. Ben çantamı alıp Burcunun sırasının yanında beklemye başladım. O sırada göz ucuyla öğretmen masasına baktığımda Savaşın da bana baktığını görüp hemen kafamı çevirdim. Burcu çantasını toplayınca kapıda bizi bekleyen Ahunun yanına gittik o ise dikkatli bir şekilde bir yere bakıyordu baktığı tarafa bakınca Savaşa baktığını anladım anlamasına da neden böyle dikkatlice baktığına daha doğrusu incelediğine anlam veremedim.
Biz yurda gelip yemeğimizi yemiştik ve şimdi etüte kadar boştuk o sırada biraz gezinmeye karar verdim. Yırtan çıkıp sabah otobüs durağının arkasında gördüğüm parka gitmeye karar verdim. Kulaklığımda uzun süredir keşfetiğim  ve asla içinden çıkamadığı grubun en sevdiğim şarkısına verdim sözlerde diyordu ki alışmak zor inan senin varlığına karanalık dünyamda sakın dokunma aşırı mükkemel bir söz değil mi? Onu sevmeyi ilk keşfetiğim zamanlarda bulduğum her yere bu sözü yazardım dokunma ki bozulmasın bu büyü. Ben kendimi bildim bileli hep korkmuşumdur ya sevdiğim beni severse, sonrada aldatırsa. Bu korku elbetteki her genç kızda vardır ama bende resmen bir tramva bu durumun temel  nedenini bilmiyorum ama tetikleyicisi  şu söz korktuğun şeyler her zaman seni bulur bunu asla unutma bunu bana lise sınavında korkuyorum diye rehberlik öğretmenim söylemişti. Belki çok masum bir amacı vardı ama o söz belki bu günlerin yada bu acıların temelini attı.  O gün akşam uyumadan önce her zamanki gibi günümü düşünürken bu söz üstünde daha fazla durdum ve o an korktuğum şeylerin başıma geleceğini düşündüm sonra bu korku içimde kendi kendine büyüdü. O yüzden ona açıklamadım. Belki olursa diye. İnsanlar reddilmekten korkar ben kabul görmekten. 9. Sınıfta geçtiğim yaz hep kendi kendime derdim ki birini haberi olmadan sonsuza kadar sevmek en kolayı ama gördüm ki öyle değilmiş hatta belki en acı vereni budur. Ben yine her zamanki gibi düşüncelere dalmışken parka gelmiştim . Parkta nereye otursam diye bakınırken bir trafo gördüm ve onun arkasında çok küçük ucu gözüken bir bank hemen adımlarımı oraya doğru hızlandırdım. Tam trafonun yanına geldiğimde gördüm ki önü tam trafoya bakan bir bank. Belki o trafo orda olmasa parkın en güzel bankı olacaktı tüm parkı gören ama o trafo onun tüm güzelliğini yok edecek şekilde konumlanmıştı bir an bu trafoyu kendime benzettim. Biliyorum çok saçma ama bir an benzettim ve oraya oturdum. Yarım saat boyunca sadece boş trafo duvarına bakıp müzik dinledim ve bu bana zevk verdi . Tam kalkmayı düşünüyordum ki . Kulaklığımın teki çekildi ben kim olduğuna bakarken O “ Merhaba , otura bilir miyim ?” diye nazikçe sorudu ben vereceğim cevabı düşünürken bana çözemediğim bakışlar atan kişi Denizhandan başkası olamazdı.
Lütfen oy ve yorum atmayı unutmayın sizin fikirleriniz benim için değerli :) kendinize iyi bakın. İyi ramazanlar

İhtimal |tamamlandı|Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin