"Ben senin karşına çıkarsam sen beni tanırsın Ada."
"Nasıl yani?"
"Ben.. yani.. aslında.. biz çok yakınız birbirimize. Yani sen, ben, Ekin hatta Mavi ve Aşkın bile. Ekin ve sen, siz onlarla yeni tanıştınız ama aslında onlarla uzaktan yakından tanışıyorsunuz. Biz.. sokak arkadaşıydık."
"Nasıl yani? Hiç bir şey anlamadım."
"Biz sokak arkadaşıydık Ada. Sen, ben ve Ekin. Bir de Şelale vardı tabii ama onunla hiç görüşmedik, bilmiyorum. Bize arada katılan iki-üç kişi daha vardı. Mavi ve Aşkın da onlardan biri."
Bir süre sessiz kaldı her iki taraf da.
"Peki.. bizden ne istiyorsun? Aramızda kötü bir şey mi yaşandı, benim hatırlamadığım?"
"Ödeşmek istiyorum."
Sesi öyle soğuk, öyle buz gibiydi ki.. Üşüdüğümü hissettim. Sanki kısa bir an soğuk rüzgarlar esmişti sıcak İtalya'da. Öylesine soğuktu sesi, öylesine buz gibiydi sözleri.
"Ne?"
Bir kaç saniye kadar bekledikten sonra cevap verebildi.
"Beni duydun. Ne demek istediğimi de gayet iyi anladın bence."
Bir kaç hışırtı sesi ve bir kaç nefes sesi.
"Anladım. Anladım ama neyin hesaplaşmasını yapacaksın bizimle?"
"Çok soru soruyorsun Ada. Bu kadar merak sence de zararlı değil mi? Fazla merak, insanı öldürür."
"Merak insanı düşünmekten kurtarır. Öyle bir duruma sürükledin ki beni ve diğerlerini, senden kurtulduğumuzda antidepresana sığınacağız. Uykuya sığınacağız. Sonuçta sadece bunlar durduruyor zihni."
Yine bir kaç saniye ve biraz nefes alış-verişi.
"Sen.." dedikten sonra duraksadı. Biraz uzun süren beklemelerden sonra konuşmaya devam etti.
"Aslında daha küçüktük. Yaşımız çok küçüktü, çocuktuk. O zamanlar bazı şeyleri anlamak zordu. Bazı şeyler önemsizdi. Genelde her şey yaşanır ve biterdi. Daha fazla üzerinde durulmazdı. Durulmaması gerekiyordu da. Benim de çok önemsememem gerekiyordu aslında. Ama ben çok kötü yıkıldım Ada. beni siz yıktınız. Mahvettiniz. Küçücük yaşımda, küçücük bedenimle nelerle savaş verdim ben. Sizin yüzünüzden. Ben ne olduysa, nasıl bir kimliğe büründüysem hepsi sizin eseriniz. Ben sizin yüzünüzden bu hâldeyim Ada. Sizin yüzünüzden."
Sesi kötü gelmeye başlamıştı. Duraksadı, derin bir nefes alarak devam etti.
"Bir kez olsun beni anladın mı mesela? Söylesene bir. Bir kez olsun beni anladın mı, beni merak ettin mi beni gerçekten merak ettin mi, söylesene? Ben o yaşıma kadar sana neler anlatmaya çalıştım. Neler söylemeye çalıştım. O Ekin. Ekin'in gerçekte nasıl biri olduğunu biliyor musun Ada? Biliyor musun? Bilmiyorsun. Bilmiyorsun çünkü hiç düşünmedin. Çünkü onu hep iyi biri olarak görmek istedin, beni ise kötü. Ben ne yaptım ki sana? Ben ne dedim sana, ne yaptım?"
Burnunu çekmeye başlamasından ağladığını anlamıştım. Bir şey söylemedim, sessizce dinlemeye devam ettim.
"Küçücük yaşta, derslerden kaçmam, bir kızın saçını çekmem sonra da onunla kavga etmem gerekirken, nelerle uğraştım ben. Annemden habersiz şeker yemem gerekirken, ne ile ilgilendim." duraksadı yine.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kül Sokağı
Mystery / Thriller*** Kül Sokağı'nın hikayesini biliyor musunuz? Kül Sokağı... Küçük çocukların kabusu olan o sokak... O sokakta büyüyen bir çocuğun hikayesi... Çığlıklar... Onları duyuyor musunuz? Toplanın. Size Kül Sokağı'nda kaybolan bir çocuğun hikayesini anlatı...