"Kanka, gel dersi asalım."
"Canım benim, güzel kankam, Tatlı Ecem'im, 12. sınıfız lan! Sınav var sınav. Ne ders asması boş boş konuşma."
"İyi be." Ecem pes ederken bu seferde Yasemin başlamıştı.
"Kanka, Ege'lerde derse girmeyecekmiş zaten. Bana mesaj attı. Gelin gezelim biraz diyor."
"Hay Allahı'm! Ne bu gezme merakı ya?"
Yasemin telefondan başını kaldırıp pis pis sırıttı.
"Bora' da geliyormuş ama."
"Şerefsizsin." ikiside aynı anda kahkaha atarken beni ikna ettiklerini biliyorlardı. 11. sınıf bitmiş 12. sınıfa başlamıştık ama ben hala Bora'ya aşıktım. Aylar önceki o günden sonra kimseye (kızlar hariç) belli etmesem de hala Bora'yı seviyordum.
Bu arada Bora'yla ayrılalı 6 ay olmuştu. Yarım yıl. Dile kolay, kalbe değil. Bendeyse o günden beri bir farklılık yoktu. Ama dediğim gibi dışarı yansıtmamayı öğrenmiştim. Her gece yine göz yaşı döküyor, sabah kalkınca aynaya orta parmağımı gösterip güne başlıyordum.
Okuldan çıkarken yine nerelere gideceğimizi düşünüyordum.
....
1 gün sonra...
Bu gün hergünkinden daha berbattı. Bora'nın 6 ay sonra ilk defa sevgilisinin olduğunu görmüştüm. Hemen anlatayım ;
Sınıfa yine Yasemin ve Ecem'den erken gelmiş kulaklıklarımı takmış müzik dinliyordum. Sınıfta benim dışımda birkaç kişi vardı. Sınıftan içeriye bir kız ve Bora gülüşerek girmişti ve BORA'NIN KOLU KIZIN OMZUNDAYDI. İkiside Bora'nın sırasına otururken kalbim tekliyordu galiba. Canım yanıyordu. Aylar sonra ilk defa kendime hakim olamadım ve okuldayken gözlerim doldu.
Bunu belli etmemek için kafamı sıraya gömdüm ve sweatshirtümün kapüşonunu başıma geçirdim. İlk ders bedendi. Bu benim için iyiydi çünkü sınıfta kalıp ağlayabilirdim. Bir aksilik olmazsa planım buydu. Hoca sınıfa gelince hasta hissettiğimi ve sınıfta kalmak istediğimi söyledim. Kızlar soruncada karnım ağrıyor demiştim ki onlar anlamıştı zaten neden olduğunu. Herkes sınıftan teker teker çıkarken kulaklıklarımı takıp son ses müzik açtım. Yan dönüp ayaklarımı yukarı çıkardım ve duvara yaslandım.
Şarkı başlar başlamaz yanaklarımdan yaşlar akmaya başlamıştı. Hangi şarkı olduğu önemli değildi. Şu an müzik sadece kulaklarımı doldurmak içindi. Saymadım ama sanırım yarım saat kadar gözlerimi kapatıp ağladım.
...
Bora'dan...
Sınıftan çıkarken aklım Aydan'da kalmıştı. Gerçekten hastamıydı, yoksa farklı bir sebebi mi vardı emin değildim. Ders başlayalı 10 dakika olmuştu ama ben hiç derse odaklanamıyordum. Aklım Aydan'daydı. Hocaya sınıfta bir şey unuttuğumu söyleyerek yukarı çıktım. İçeri girdiğimde Aydan ağlıyordu. O kadar içten ağlıyordu ki sanırım dışarda da bu şekilde ağlayan birini görsem yine içim acırdı. Ya da kendimi kandırıyordum.
Kapının sesinden Aydan beni fark edecek sanmıştım ama kulaklıkları yüzünden beni duymadı. Bende bundan faydalanıp karşısındaki sıraya oturdum ve onu izledim. 20 dk kadar izledikten sonra Aydan ilk defa gözlerini açıp beni görünce biraz panik oldum. O da şaşırıp kulaklıklarını çıkardı ve sanki şuana kadar görmemişim gibi hızla gözyaşlarını sildi. Neden böyle olduğumuzu kısaca sorguladığım sırada gözümden akan bir damla yaşı çaktırmadan sildim.
Aydan kendine çeki düzen verme işini bitirince bana bakmaya başladı. Bende ona bakıyordum. Öyle bir andı ki bu, ne yapacağımı bilemedim ve belkide aykar sonra ilk defa kalbimi dinlemeyi seçtim. Ayağa kalkıp Aydan'ın karşısına geçtim ve kollarımı iki yana açtım.
Bana tereddütle baktı. Sanki sarılmak istiyor da cesaret edemiyor gibiydi. Ellerimle ona gel işareti yaptığımda küçük bedeni kollarımın arasına girdi.
Bu altı ayda o kadar zayıflamıştı ki küçücük kalmıştı. Saçları artık sarı değildi. Saçının boyası akmıştı ama o boyatma gereği duymamıştı. Ona çaktırmamaya çalışarak saçlarını kokladım. Aydan'sa omzumda ağlıyordu. Daha sonra hafifçe güldü.
"Haberin olsun, saçlarımı kokladığını hissedebiliyorum." ondan ayrılırken biraz utanmıştım.
"Koklamıyordum. Sana öyle gelmiş." Aydan yine gülerken gülümsememek için kendimi zor tuttum. Daha sonrada sınıftan ayrıldım.
...
Aydan'dan....
Bora bana neden sarıldı bilmiyordum. Neden saçlarımı kokladı bilmiyordum ama iyi gelmişti. İyi gelmesi bir yana içimde çok büyük bir umut oluşmuştu. Bu umut beni korkuturken bir yandan da acaba tekrar olabilecek miyiz diye düşünüyordum. Tek bir sarılmadan bunu çıkardığım için özür dilerim ama umuda çok ihtiyacım vardı galiba. Çünkü umut hayal gücünün eş anlamlısıydı belkide. Hayal kurmazsan, umut etmezsen olacağı varsa da olmayacaktı. İnanmaktan zarar gelmezdi. Belki sadece kalbim kırılırdı ama alışmıltım artık. Hem bu dünyada kalbi kırılan tek insan ben değilim, değil mi?
....
Düzenlendi ✔️
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ressam Çocuk/ Texting
ChickLit|Tamamlandı| Aydan: Sen ressam mısın? Bilinmeyen numara: Hayır. Aydan: Bence olmalısın. Bilinmeyen numara : Sayısalcıyım. Kesin ressam olurum bak fkkdjsj Aydan : slk 😒 .... Ressam Çocuk adıyla yayımlanan ilk kurgudur. .... #Olay #9...
