Bölüm sonunda görüşelim olur mu? 🤗 İyi okumalar!
Kendimi rahatlatmak için derin bir nefes aldım ve kendimin bile beklemediği o tek kelimelik cümleyi kurdum.
"Evlenelim."
************
Evlenelim.
Evlenelim.
Evlenelim.
Kendi ağzımdan çıkan kelime zihnimde yankılanırken şöminede yanan odunların çıtırtısı da ona eşlik ediyordu.
Utançla gözlerimi yumdum. Belki de konuya çok yanlış yerden girmiştim.
Yüzümde yeşil gözlerin varlığını hissetsem de sahip olduğum utanç gözlerimi aralamama izin vermiyordu.
"Yani demek istediğim, ben..."
Toparlamak adına konuşmaya çalışsam da bir mırıltıdan öteye gidemeyen ve gittikçe kısılan sesimle sustum.
Başımı diğer tarafa çevirip gözlerimi araladım. Hava neredeyse kararmış, ortamda loş bir hava vardı.
Çenemin altında hissettiğim sıcak parmakların uyguladığı kuvvetle istemesem de yüzüm ona çevrilmiş oldu.
Göz temasımız kurulduğunda yeşillerindeki koyuluğun benim hayal ürünüm mü yoksa ortamdaki loş ışıktan mı kaynaklandığını anlamadım. Sadece her zaman mücevher gibi parlayan yeşilleri şimdi beni içine hapsetmek istercesine daha da derinleşmişti.
Kaşları hafif çatılıydı ve yüzünde ciddi bir ifade vardı. Söylediğim şeyden rahatsız mı olmuştu?
Gözlerimi gözlerinden kısa bir an kaçırsam da onlar tekrar beni yakalayıp hapsetmişti.
"Ben, sen nişandan bahsettiğin için. Onu kabul ediyorum demek istedim yani-"
Çenemdeki baş parmağı tenimi okşarken saçmalamama izin vermeden sözümü kesti.
"İsabella."
Dudaklarımı birbirine bastırarak susarken yutkundum.
Büyük eli biraz daha yukarı tırmanarak yanağımı tamamen kapladı. Utançtan ısınan yanaklarımdan dolayı onun her zaman sahip olduğu yakıcı sıcaklığı net olarak hissedemedim ve bu canımı sıktı.
Eli yanağımda dururken baş parmağı usulca tenimi okşuyordu. Bu hoşuma gitti. Öyle ki bir kedi gibi o ele sokulmak istedim. Başım eline doğru hafif bir açıyla yatarken sanırım bu isteğimi de gerçekleştirmiş oldum.
Aramızdaki ilişki neydi bilmiyordum. Ona karşı ne hissediyordum tam çözebilmiş değildim. Sadece onun bana karşı gösterdiği şefkati kimseyle paylaşmak istemiyordum. Sadece benim yanımda dursun, beni dinlesin, bana baksın istiyordum. Hayatımda sadece bir kez bencilce davranmak istiyordum.
"Üzgünüm, önce sana merak ettiklerini anlatmalıydım."
Tonunu ayarlayamadığım sesim gereğinden kısık çıkmıştı fakat duyuluyordu.
Banyodan yeni çıktığımdan mıdır, loş ışıktan mıdır gözlerim yandığı için bakışlarım kısıktı. Bedenlerimiz ne zaman koltukta birbirine dönmüştü ne zaman yaklaşmıştık birbirimize fark etmedim.
Yüzüme vuran yoğun sıcaktan dolayı kuruyan dudaklarımı nemlendirerek konuşmaya devam ettim.
"Lucilius'un varlığından benim de haberim yoktu. İlk kez o zaman karşıma çıktı." Acı bir tebessüm dudaklarımda yer edindi. "Hoş, zaten ailem hakkında hiçbir şey bilmiyorum."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
EJDER PRENSES
FantasyBeyaz Ejderha Krallıgı, dünyada var olan en güçlü krallıktı. Tabii ona kafa tutmaya cesaret edebilecek sadece tek bi krallık vardı o da "Siyah Ejderha Krallıgı". Bu iki krallık arasında süregelen bir rekabet ve üstünlük duygusu yıllarca pek çok sava...
