"Şuradaki tahta ve halatlarla bir merdiven veya işe yarar her hangi bir şey yapsak buradan hızlıca, kimse görmeden çıkabiliriz aslında." Herkes bu mantıklı Yuho fikrini onayladı. Ama görünürlerse her şey biterdi.
"Aşkım, sen iyi misin?" Minho hala çıkamadığı şokla gülümseyemeyerek başını salladı.
Yaklaşık yarım-bir saat önce
'Herkes ararken Jihyo bulmuştu Minho'yu. Minho'nun karşısındaki şeye bakmamayı tercih etti. Belli ki insancıl bir şey değildi. Minho'nun elinden tutup ayağa kaldırdı.
"Koş Minho! HIZLI OL! GİTMEMİZ LAZIM!" Minho bir müddet koşamadı. Resmen Jihyo onu sürükledi. Ama sonra Minho'nun da desteğiyle daha da hızlandılar.
O korkunç şey de 'LEE MİNHO! LEE MİNHO!' diye takip ediyordu onları.
Jihyo peşlerini bırakmayacağını anlayınca cebinden çakmak çıkardı. Çakmağı yaktı ve yolun üzerindeki ağaçlara bırakıp hızla koşarak geçti. Bu arkadaki şeyi az da olsa yavaşlatmıştı.'
Yarım-bir saat sonra
"O zaman hadi, bir merdiven yapmaya çalışalım."
...
"İkişer ikişer çıksak dayanır. Çok vaktimiz yok. Hadi, hızlı olun." Merdivene zarar vermeden herkes yavaşça çıkıyordu. En sona Beomgyu ve Taehyun kalmıştı. Bir şeylerin hızla ve gürültüyle yaklaştığını hissedebiliyorlardı. Ama Minho'nun uyarıları yüzünden kimse onlara bakmıyordu.
"Sırtıma çık." Beomgyu şaşkınlıkla bir şey yapmayınca Taehyun, Beomgyu'yu sırtına alıp hızla merdiveni çıkmaya başladı. "Merdiveni yukarı çekelim. Aşağıda durursa kendileri koyabilirler." Merdiven hızla yukarı çekildi ve kapı kapanıp kilitlendi.
"SONUNDA!" Herkes yaşadıkları şeylere hayret ederken çıktıklarını sevinen sadece Wooyoung vardı. Ha, bir de Changbin.
"Hadi gidelim buradan." Minho sımsıkı tuttuğu sevgilisinin elini bırakmadan ilerlemeye başladı.
Herkes hızlıca oradan çıktı ve birbirine veda edip dağıldı. Dalgın dalgın gitmek üzere olan Taehyun'u, Beomgyu bileğinden tutarak durdurdu.
"Gitmiştin, neden geri geldin? Yani, yanlış anlama... Pek beklemiyordum, ondan sordum." Taehyun yavaşça Beomgyu'ya döndü.
"Hiç yaşamadım daha önce bunu. Aptallığım senin de yüzüne çarpmış olmalı." Daha derin bakışlara çevirdi boş bakışlarını. Ama bu sefer yere değil Beomgyu'nun gözlerinin içine. "Aptallığında bir sınırı var. Daha fazla uzak kalamazdım ne de olsa." Yavaşça asla kendisinden ayrılmayı kabul etmeyen sevgilisinin dudaklarına yaklaştı. Yumuşa başlamıştı bu sefer.
Beomgyu şaşırmıştı ama karşılığını vermeyecek kadar değil. Taehyun'un çekindiği şeyi yaptı ve dudaklarını birleştirdi.
Orada yaşadıkları her şeyi unutmuşlardı. Şu an sadece dudaklarını dans ettiriyorlardı. Yumuşak, nazik ama derin bir öpücüktü.
Beomgyu'nun, Teahyun'un alt dudağını dişlemesiyle o yumuşaklık esinti gibi kaldı. Taehyun daha da hızlandı ve Beomgyu'nun kollarındaki elinin ikisini de beline koydu. İstediğini alan Beomgyu ise mutluydu. Sadece onu azıcık çıldırtmayı denemişti. Denemişti ne de olsa. Çıldırmasaydı?
Beomgyu'nun kendi kendine düşündüğü şeyler, asla beklemediği hareketle sona erdi. Taehyun dillerini buluşturmuştu.
Dudakları ettiği dans kadarıyla yetinmişti. Şimdi de dilleri başlamıştı.
Beomgyu bunu ilk kere yaptığı için iyi yapamayacağını düşünmüştü. Ama gayet iyi gidiyordu şu an. Sadece bunu okulun bahçesinin çıkışında yapmak onu biraz utandırıyordu.
Dilleri birbirinin ağzında yolculuğa çıkmış gibiydi. Her bir noktayı iştahla silip süpürüyor gibiydiler.
Beomgyu ıslak bir sesle ayrıldı.
"Yeter bu kadar. Hadi, gidelim." Taehyun sevgilisine sarılıp sırıttı.
"Kızarmışsın?" Beomgyu omzuna bir tokat attı. Kızarmışmışım diye söylendi kendi kendine.
-----
Baekhyun hyung
Ara📞
"Alo hyung."
"Ne var zamanında çilekli sütümü okul formamın üzerinde döken Choi Beomgyu?"
"Hyung bin kere özür diledim."
"HAYIR! 999 KERE ÖZÜR DİLEDİN! SAYDIK HER HALDE!"
"Hyung 1000. kez, tekrardan, içtenlik ve üzgünlükle özür dilerim. Zaten çamur olan formana süt dökmem ciddi e büyük bir hataydı."
"Aferin, adam ol. Şimdi söyle bebeğim ne oldu?"
"Hyung, bizim okulun bodrum katına hiç gittin mi?"
"O okulda okurken tabii ki gittim. Neden ki?"
"Hyung biz oraya gittik."
"Walla mı kız? Eee, ne oldu orada? Eğlendiniz mi?"
"Hyung ne eğlenmesi? Orası korkunç! Yanardağları, taş devler, cadılar her şey var. Sen niye gülüyorsun?"
"Ehehe, çünkü komik."
"Hyung! Korktuk biz ya! Nesi komik?"
"Şöyle söyleyeyim. Orada yaşadığınız hiç bir şey gerçek değildi."
"Nasıl yani?"
"Orada insanların korkusuna göre karşılarına halüsinasyonlar çıkar. Senin korkuna göre çıkan halüsinasyonu herkes görür ama. Herkes herkesin alık korku derecesi yüzünden çıkan şeyi görebilir. Orası sadece aşırı büyük kocaman beyaz duvarlı boş bir oda."
"Ama bir tane hortlak 'Lee Minho!" diye bağırıp duruyordu?"
"Bak Beomgyu oranın anahtarı sizde kalsın. Asla kimse alamasın. Zamanında ben ve Chanyeol bir yere düşürdük. Sizde bulmuşsunuz orada. Bundan sonra ne siz gidin oraya ne de bir başkası. Tamam mı?"
"Tamam hyung. Enişteye selam söyle."
"Chanyeol?- Ha tamam. Selammış. Neyse. Görüşürüz."
"Görüşürüz hyung."
Arama sonlandırıldı
Bunların hepsi sinir bozucuydu. Ama en azından rahatlamıştı.
|||
Kiss sahnesi yazma konusunda berbat olduğumu keşfettim guys
Ama yine de elimden geleni yapmaya çalıştım
Umarım hoşunuza gider
Dinledim ve bu şarkıyı da çok beğendim
Soojin çok harika yha
Medyaya kesinlikle bakmalısınız
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Anti-Romantic || Taegyu
RomanceTaehyun aşktan, romantizmden, sevmekten, sevilmekten, ilişkilerden nefret ederdi. Bunu yapan insanlarla iletişim kurmazdı. Kısacası hiç kimseyle iletişim kurmazdı. Anne ve babasıyla bile çok mecbur kalmadıkça konuşmazdı. Beomgyu, ona aşık en özel in...
