Gece'den..
Duru odadan çıktıktan sonra arkasından üzgünce baktım.
Mert yanıma gelip omzumu sıktı. ''Yapma böyle Dolunay.''
Sesinden onunda üzüldüğü belli oluyordu. Ona hiçbir şey söylemeden kalkıp tuvalete gittim.
Aynada kendime bakarak ağlamaya başladım, o güçlü kız konu Duru olunca bu hale geliyordu işte.
Ne kadar sert, soğuk, acımasız gözüksem de insanlara karşı ördüğüm duvarlar olsa da konu Duru olunca her zaman bu hale geliyordum.
Yaşlar gözümden akmaya devam ederken tuvaletin kapısına bedenimi yasladım ve yavaşça çömdüm. Boğazım sanki söyleyemediğim her cümlenin bedelini ödüyormuşum gibi ağrıyordu.
Yutkunamıyordum.
Nefes alamıyordum.
Elime telefonumu aldım. Telefonun ekranı, hızlı akan göz yaşlarım yüzünden tamamen bulanık gözüküyordu.
Zor da olsa telefondan Çağatay'ın adını bulup aradım.
Şuan da tek ihtiyacım olan Çağataydı. Her zaman olduğu gibi.
Birkaç çalıştan sonra sonunda telefon açıldı ve Çağatay'ın sesi duyuldu.
''Efendimm?''
Onun her zaman ki gibi neşeyle gelen sesine karşılık bir iç çektim.
''Çağatay buluşmamız gerek.'' Sesimin normalde tonda çıkmasını sağladım. Boşuna endişelensin istemiyordum.
Yine de ağladığımı anlamış olmalı ki, neşeli sesi yerini endişeye bırakmıştı.
''Dolunay ne oldu, iyi misin?''
Hıçkırıklarımı tutamazken zar zor sadece şu kelimeleri söyleyip telefonu kapattım.
''Çaça, lütfen bir saate bizim mekana gel. Sana ihtiyacım var.''
Kafamı bacaklarıma gömüp ağlamaya devam ettim. Geleceğini biliyordum. Abim, her zaman benim yanımda olmuştu.
Çaça dediğim için olayın ciddi olduğunu da anlamış olmalıydı. Çünkü bu küçüklüğümden kalma bir alışkanlıktı, ne zaman çok üzgün olsam ve ona ihtiyacım olsa Çaça derdim.
Göz yaşlarımı sildim, Aynanın karşısına geçip elimi ve yüzümü yıkadım. Hiçbir şey olmamış gibi sert ifademi suratıma takınıp tuvaletten çıktım.
Mert odamda beni bekliyordu. Çıktığımı görünce hemen yanıma geldi.
''İyi misin?''
Mert bu hayatta, Çağatay'dan sonra en güvendiğim insandı.
Ve de Duru meselesini bilen.
''İyiyim.'' dedim sesimin normal çıkmasını sağlayarak. ''Çağatayı çağırdım, bizim mekana gideceğiz bu gün dükkan sana emanet.''
Mert neden Çağatayı çağırdığımı da anlamıştı. Kafasını salladı ve bana sarıldı.
''Merak etme burası bana emanet, bir şeye ihtiyacın olursa hemen ara.''
Kafamı salladım. Çekmeceden arabamın anahtarını ve silahımı alıp belime koydum. Garajdan çıkıp arabama bindim ve mekana doğru sürmeye başladım.
Mekan dediğim yer, abimle benim gizlice buluşabilmemiz için ayarladığımız bir yerdi. Burası Mert'in üstüne olan bir depoydu. Abimle biz orayı istediğimiz gibi hobilerimizle donatıp bir eve çevirmiştik.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
SÖZ (GirlxGirl)
RomanceSiyaha büründüm tamamen ve korkusuzluğa ulaştım. Renkli bir gökyüzüne, parıldayan yıldızlara ve mavili denizlere uzaktım artık. Renklerimi yitirmiştim. Siyahta bulmuştum umudu, çareyi, gücü, kudreti ve yüceliği. Hızlı atan kalbim buraya ait olduğumu...