Ben uyumaya çalıştıkça telefonların biri susuyor, bir diğeri ötüyordu.
Dolunayın boynuna iyice sokuldum. O da beni mümkünmüş gibi daha çok kendine çekti.
Tam tekrar uykuya dalmak üzereyken telefonlardan biri çalınca Dolunay, "Ananızı sikeyim, ne var ya!" Diye bağırarak telefonu açtı.
Karşı taraf bir kaç şey söyledi.
"Sen hallet Mert, beni arayıp durmayın."
Telefonu kapattığı an benim telefonum çalmaya başladı. Oflayarak doğruldum, telefonumu açtım.
"Neredesin amına koyayım?!" Çağlanın bağırışıyla yüzümü ekşiterek telefonu kulağımdan uzaklaştırdım.
"Uyuya kalmışız, Dolunaylayım."
"Neredesin şimdi?"
"Tepedeyiz, manzarayı izliyorduk arabada uyumuşuz. Gelirim bir kaç saate."
"Bence gelme, Aslı sen telefonları açmayınca başına bir şey geldi sanıp ağladı. Seni öldürebilir."
Tekrardan ofladım.
"Yumuşatmaya çalışın, kapıyorum şimdi."
"Tamam."
Telefonu kapatıp arabada gerinen Dolunay'a baktım.
Kızıl saçları birbirine karışmıştı. Elbisesi yukarıya sıyrılmış, bacakları ise bütün güzelliğini sergiliyordu.
Bakışlarımı bacaklardan çektim, dayanamayıp tekrar baktım. Sonra tekrar çektim, en sonunda ona doğru eğilip elbisesinin eteğini düzelttim.
"Günaydın" dedim hiçbir şey yapmamışım gibi gülümseyerek.
O da güldü. "Günaydın."
Arabanın kapısını açıp arabadan çıktım, biraz gerindim, içime temiz havayı çektim. Dolunay da arabadan çıkarak aynısını yaptı.
"Saat 12 olmuş ya, küfür falan ettim ama o kadar aramakta haklılarmış."
"Of, Aslı beni öldürecek."
"Haksız da sayılmaz, geleceğim demene rağmen gitmedin, endişelenmiştir."
Dolunay arabaya gidip, içini eski haline getirmeye başlamıştı. Ben de ona yardım ettim. Daha sonra aynaya bakarak saçlarını düzeltti.
"Korkunun ecele faydası yok, gidelim bakalım."
Dolunay beni onayladı ve ben tarif bile etmeden eve doğru sürmeye başladı. Üç senedir burada yaşadığımı hesaba katarsak, artık ezberlemiş olmalıydı.
On beş dakika sonra eve gelmiştim. Kurulu masaya oturmuş kahvaltımı etmeye çalışıyordum ama aslı kötü kötü bana bakıyordu. Bir şey de demiyordu.
Aldırış etmeden yemeğimi yemeye çalışıyor, krepleri mideme birer, ikişer götürüyordum.
''Ee, neler yaptınız? Anlat bakayım.'' Çağla tek kaşını kaldırarak sormuştu bu soruyu.
Soruyla birlikte herkesin yüzü bana dönmüş, merakla diyeceklerimi bekliyorlardı.
''Sorguya mı çekiliyorum?''
Aslı kaşlarını çattı. ''Henüz değil!''
Ani çıkışıyla birlikte yüzüme mahcup bir ifade ekleyerek bakışlarımı tabağıma çevirdim.
''Aslı gerçekten özür dilerim, normalde eve gelecektik ama uyuya kalmışız. Telefonları da duymadık, yoksa ben seni asla merakta bırakmam biliyorsun. Daha fazla kızma bana.''

ŞİMDİ OKUDUĞUN
SÖZ (GirlxGirl)
RomanceSiyaha büründüm tamamen ve korkusuzluğa ulaştım. Renkli bir gökyüzüne, parıldayan yıldızlara ve mavili denizlere uzaktım artık. Renklerimi yitirmiştim. Siyahta bulmuştum umudu, çareyi, gücü, kudreti ve yüceliği. Hızlı atan kalbim buraya ait olduğumu...