Bir önceki bölüme attığınız yorumlar için hepinize teşekkür ederim.
Sizin kararınızla final yapmıyoruz. Devam dediniz, son hızla devam edeceğiz.
2-3 günde bir yeni bölümler gelecek, ne kadar çok yorum atarsanız yazma isteğim arttığı için o kadar hızlı bölüm gelir.
Büyük soygun hakkında ne düşünüyorsunuz? 26 bölümdür konuşulan soygun sonunda gerçekleşti. Sizi tatmin etti mi?
Yorumlar da belirtirseniz sevinirim. iyi okumalar.
🖤"Olum çok heyecanlıyım lan!" Canın bağırışı evi inletirken, gözlerimi yavaşça araladım. Odama vuran güneş ışığı, bir kaç saniye gözlerimi kırpıştırmama sebep oldu.
"En büyük soygunu yapıcaz amk!" Çağlanın bağıran sesi ile Dolunay, gözlerini açarak yatakta doğruldu. Uykulu sesiyle konuştu. "Ne oluyor aşkım?"
"Bizimkiler soygunun heycanından bağırıp duruyorlar güzelim, özür dilerim. Yat istersen ben onları sustururum hemen."
Üzerimden örtüyü atıp kalktım, ikisininde ağzına sıçmak için gidecekken Dolunay kolumu aniden tuttup beni yatağa çekti.
Dengemi sağlayamadım, yatakta Dolunayın üzerine düşüp şaşkınca ona baktım. O ise halinden memnun bir ifadeyle gülümsedi.
"Kaçma hemen, bırak bağırsınlar. Zaten saat dokuz olmuş."
Gözlerinin kahvesine uzun uzun baktım. Öyle bir bakışı vardı ki bana, sanki yüzüme değil ruhuma bakıyor gibiydi.
Ellerini yüzüme koyup yanaklarımı okşadı. Öyle güzel seviyordu ki tenimi, her dokunuşunu ruhumda hissediyordum.
Kucağına daha rahat bir şekilde oturup, ani bir hareketle ona sıkıca sarıldım. Kızıl saçlarını okşayarak kokusunu derince içime çektim.
Evet, bugün büyük soygun vardı. Her ne kadar heyecanlı olsam da bir yanım deli gibi korkuyordu. Ona bir şey olmasından, ailem dediğim insanlara bir şey olmasından delisiye korkuyordum.
Hem bu korkumu kimseye belli etmemeye çalışıyordum, hemde içim içimi yiyip duruyordu.
Dolunay kendini geriye çekip göz göze gelmemizi sağladı. "Bir şey mi oldu bebeğim?"
Kahvelerine bakarken her ne kadar kendimi tutmaya çalışsam da, başarısız oldum. İki damla göz yaşı yanaklarıma akarken gözlerimi o güzel kahvelerinden kaçırdım.
Dolunay düşüncelerimi anlamış gibi üzgünce bana bakıyordu. "Bana bir söz ver." Dedim kendimi toparlamaya çalışarak.
Ben daha cümlemi tamamlayamadan "Söz." Diyerek göz yaşlarımı sildi.
"Ama daha ne için söz vereceğini söylemedim ki."
"Söz güzelim, söz dikkatli olacağım. Söz bir saçmalık yapmayacağım. Söz veriyorum hiç kimseye bir şey olmayacak."
Serçe parmağını havaya kaldırdı. Aynı şekilde serçe parmağımı havaya kaldırıp parmaklarınızı birleştirdim. "Bende söz veriyorum."
Onu öylesine çok seviyordum ki, kendimden daha çok onu kayıp etmekten korkuyordum. Kafamı göğsüne koyup ellerimi sırtına doladım.
Beyaz zarif ellerini sırtıma koyarak yavaşça okşamaya başladı.
Kulağıma doğru fısıldadı. "Seni çok seviyorum, güzel kızım."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
SÖZ (GirlxGirl)
RomanceSiyaha büründüm tamamen ve korkusuzluğa ulaştım. Renkli bir gökyüzüne, parıldayan yıldızlara ve mavili denizlere uzaktım artık. Renklerimi yitirmiştim. Siyahta bulmuştum umudu, çareyi, gücü, kudreti ve yüceliği. Hızlı atan kalbim buraya ait olduğumu...