Herkese merhaba arkadaşlar, umarım beni ve kitabı unutmamışsınızdır. İyi okumalar <3
Herkesin şaşkın gözleri beni buldu. Bu şekilde bir ceza sistemini ilk defa uyguluyordum. İlk defa onlara istemedikleri bir şeyleri yaptırıp, yapmazlarsa çeteden atılmalarıyla tehdit ediyordum. Şaşırmakta hepsi haklıydı, ama ben katı olmadığım sürece iç çatışmamız bitmeyecekti. İçimden Çağlanın cezasını kabul etmesini diledim.
Çağla, öne eğdiği başını kaldırdı. "Cezam ne olacak?"
"Cezanı, kararını söyledikten sonra öğreneceksin."
Çağla hızlı adımlarla öne atılıp tam karşımda durdu. "Senin için her şeyi yapacağımı biliyorsun, öl desen bile düşünmeden ölürüm. Beni hatalı görüyorsan, bir bildiğin vardır. Ceza mı çekmem gerekiyor? Çekerim. Senin için her şeyi yaparım. Bunu en iyi sen biliyorsun. O yüzden söyle bana, ne yapmamı istiyorsun?"
Duyduklarım karşısında memnuniyetle gülümsedim. Bakışlarımı Dolunay'a çevirdim. "Dolunay, Savaşın yanına soktuğumuz adamdan haber var mı?"
Dolunay umutsuzca omuzlarını düşürdü. "Sadece bir kere konuştuk, o da içeriye girdiğiyle ilgiliydi. Bir daha haber alamadık."
Gülümsedim. "Bende öyle düşünmüştüm. Arkadaşlar biliyorsunuz ki büyük patron ne kaçtı, ne de Azrail tarafından yakalandı. Bu demek oluyor ki Büyük patrona destek olan biri var. Ben bu kişinin Savaş olduğuna inanıyorum, çünkü Azrail ikisinin peşinde. Bir ittifak kurmuş olmalılar, bu yüzden Dolunayın adamı direkt fark edilip öldürülmüş olmalı."
Herkes beni onaylarken Çağatay abi lafa atıldı. "Bende öyle düşünüyorum, yoksa babam çoktan kaçmış olurdu."
Bedenimi dikleştirip Çağlaya baktım. "Çağla, cezan; Savaşın, Büyük patronla ittifak kurup kurmadığını öğrenmek olacak. Yanına ikizlerden Bartuyu vereceğiz. Önce gözlemleyip araştıracaksınız ve eğer tahminlerimiz doğru çıkarsa, senden savaşı öldürmeni istiyorum!"
Herkesin bedenini buz keserken Can kaşlarını çatarak bana baktı. "Duru ne saçmalıyorsun sen? Çağlayı tek başına dışarı salamazsın!"
Güldüm. Candan sonra Aslı lafa atladı. "Bende gitmek istiyorum."
Berkay da tedirgince Çağlaya bakarak konuştu. "Çağlayı tek başına yollamam Duru, bende gideceğim."
"Hiç bir yere gitmiyorsunuz!"
Bağırışım evde yankılanırken, gözlerimi hepsinin yüzünde gezdirdim. "Eğer kararlarımı sorgulayan, bana güvenmeyen varsa çeteden ayrılabilir!"
Herkes sessizce beni dinlemeye devam etti, derin bir nefes aldım. Tekrar konuşmak üzereydim ki Çağla arkasını bana dönerek, ekibin karşısına geçti. "Arkadaşlar, bu benim yapamayacağım bir görev değil. Bunu hepiniz biliyorsunuz. Ben Duruya güveniyorum, sizin de bana ve Duruya güvenmenizi istiyorum. Savaşı öldürmeden dönmeyeceğim. Benim için, lütfen birbirinize iyi bakın ve Durunun kararlarını sorgulamayın. Ona hepinizin güvendiğini çok iyi biliyorum. Bu güveni zedelemeyin."
Çağla kimseden cevap beklemeden hızlıca yerine geçti. Boğazımı temizleyip konuşmaya devam ettim. "Çağlanın verdiği kararı hepiniz duydunuz. İki adamımız dışarıda olacak. Mert, Kıvancın yerini alırken Çağla da Savaş ile uğraşacak. Azrail'in gözlerini bizden çekmesi gerekiyor, yoksa Çağla ve Mert'i kolaylıkla yakalayıp öldürebilir. Bu yüzden başka bir planım daha var, Azrail'in adamlarının ve Azrail'in başka bir şeye odaklanmasını sağlayacağız."
"Nasıl yapacağız?" Diye sordu Dolunay endişeyle.
Bakışlarımı Görkem'e çevirdim. "Görkem, hâlâ ekibe katılmak istiyor musun?"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
SÖZ (GirlxGirl)
RomanceSiyaha büründüm tamamen ve korkusuzluğa ulaştım. Renkli bir gökyüzüne, parıldayan yıldızlara ve mavili denizlere uzaktım artık. Renklerimi yitirmiştim. Siyahta bulmuştum umudu, çareyi, gücü, kudreti ve yüceliği. Hızlı atan kalbim buraya ait olduğumu...