9. Bölüm/ Kesit

8.6K 468 4
                                        

"Azra hanım, kol düğmeniz çok güzelmiş."

Genç kız karşısında kendisi ile röportaj için gelmiş olan kızın cümlesiyle az da olsa şaşırmıştı. Sonuçta bu röportaj mimarlık ile alakalı olacaktı.

"Afedersiniz, anlamadım." diyerek kızın ne demek istediğini anlayamadığını kendince belirtti. Elinden geldikçe kıza samimi davranmaya çalışıyordu. Insanlara karşı soğuk davranan bir yapısı yoktu. Etrafında her zaman sevilen biri olmuştu. O da elinden geldiği kadar insanları sevmeye çalışıyordu.

"Ah, yanlış anlamayın. Kol düğmeniz çok hoşuma gitti de o yüzden nereden aldığınızı sormak istemiştim."

Asıl sorusu bu değildi elbette. Bunu yine en iyi soruyu soran biliyordu. Ve şuan sadece kendisinin bilmesi de yeterliydi.

"Üniversitede hazırlık okurken almıştım. İnanın nereden aldığımı hatırlamıyorum. Üsküdar'da bir yerdi sanırım"

Azra, gömleğinin tek kolunda takılı olan kol düğmesine baktı. Biraz garip gözüküyordu. Hem kol düğmesi hem kendisi. Tek kolunda olan kol düğmesine gülümserken bu durum daha garip bir hal alıyordu. Üzerinde bulunan toz pembe gömleğe zıt olan siyah beyaz kol düğmelerini röportaj için uğur getirsin diye takmıştı. Biraz heyecanlıydı. Kol düğmelerine son kez bakıp gülümsemesini derinleştirdi. 10 yıldır bu düğme ona şanş getiriyordu. Omuzlarından aşağı dökülen şalına biraz daha sarılıp bakışlarını düğmeden çekti. Biri görse yanlış anlayabilirdi. Aslında zaten birinin gördüğünden emin değildi.

***

"Serpil, bugün röportajda resmen kızı gözlerinle deldin. Hayrola?"

Serpil, karşısında meraklı gözlerle kendisine bakan iş arkadaşına " Yakında bomba bir haber yapacağız, hazırlıklı ol" diyerek oturduğu koltuktan kalktı. Cümlenin sonunda göz kırpmayı da ihmal etmemişti.

Kafasının içinde dönen tilkiler bu defa adeta dans ediyorlardı. Bugün ajansın angarya işi olarak gördüğü bir röportajı yapmak için o normal şartlar altında kapısından bile geçmeyeceği bir mimarlık şirketine gitmiş ve herkesin çok önemli dediği, el üstünde tuttuğu bir mimarla röportaj yapmıştı. Klasik sorular ve klasik cevaplardan oluşan bu basit röportaj yakaladığı aptalca bir tebessüm ve kol düğmeleri ile ilginçleşmeye başlamıştı. Tamam, aslında bu çok anormal bir durum değildi. Asıl anormal olan Azra'nın kolundaki düğme neden bir taneydi?

Diğer eşi kimdeydi?

Ve bence Serpile göre en önemlisi neden erkek düğmesi Azra'nın gömleğinin kolunu süslüyordu?

Bu sorularının yanıtı için aklına gelen fikirle tilkilerine teşekkür edip telefonunu elime aldı. Rehberdeki isimleri hızla gözden geçirirken gördüğü isimle hemen sırıtıp telefonu kulağına götürdü. Ikinci çalışta açılan telefona büyük bir neşeyle " Nasılsın bakalım tonton?" diye bağırdı. Karşıdaki yaşlı adam sahte bir kızgınlıkla " Hayırsız torun. Sen arar mıydın beni?" diyerek konuşmaya devam etti. Serpil, önce dedesinin gönlünü aldı, daha sonra esas arama nedenini dile getirdi.

"Dedelerin en tontonu" sesini olabildiğince tatlı çıkarmaya çalışyordu. Dedesinin isteğini geri çevirmeyeceğini biliyordu. Ama biraz tatlılıktan zarar gelmezdi.

"Arama nedenin anlaşıldı. Dökül bakalım"

"Dedelerin en şekeri. Deme öyle."

"Serpil"

Serpil, dedesinin uyarıcı ses tonunu duyunca, "Hani senin bir arkadaşın vardı ya"

"Kızım benim milyon tane arkadaşım var"

"Dedelerin en famesi. Hani şu Üsküdar'da dükkanı olan. Giyim mağazası vardı" Serpil, hafızasını zorlayarak bulduğu tüm fikirleri dedesine sunuyordu.

"Hatırladım. Arif. E, neden soruyorsun?" Dedesinin sesinde ki kuşkulu ton, Serpil'i hızlı ve dikkatli olmaya itiyordu. Çünkü en az kendisi kadar dedesi de Serpil'in, dedesinin eski arkadaşlarını sevmediğini biliyordu. Ve Serpil'i istemediği bir şeye yapmaya iten iş her neyse büyük ses getireceğe benziyordu.

" Dede biz onu yarın ziyarete gitsek ya"

Sınav arası kitap molası :-) kısacık da olsa bir kesit sunmak istedim. Bu arada lütfen çok dua edin. Her zaman duaya muhtaç olan ülkemin bu ara daha çok ihtiyacı var. Allah'a emanet olun :-)

KAYIP ŞARKIBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin