"Görüşmeyeli güzelleşmişsiniz Azra hanım."
Adam, Azra'yı baştan aşağı süzüp kapıya doğru ilerledi.
"Dua edin de oğlunuzu benden önce bulun Hakan Bey."
Adamlar odadan çıktıktan sonra Hakan bey Azra'ya dönüp "Azra, kızım neden öyle dedi o adam az önce, seni tanıyor mu?" diye sordu.
Kaçırılma olayını kimse bilmiyordu. Herkes Azra'nın kafasını dinlemek için dışarı çıktığını sonra da vücudunun bu yorgunluğa dayanamayıp bir köşede bayıldığını biliyorlardı. Azra, Hakan Bey'den bakışlarını kaçırarak "Ben, şey bilmiyorum" diye mırıldandı.
"Buna inanmamı bekleme benden kızım. Anlat bana. Kimseden korkmana gerek yok."
"Korkmuyorum efendim. Sadece bir şey olmadı." Azra, konuşurken Hakan Bey'e bakmak yerine ellerine bakıyordu.
"Peki Azra. Sana inanıyorum. Şimdi anlat bakalım Sevde." diyerek etrafında dönen olayları anlamaya çalışan kızına döndü.
"Baba, abime ulaşamıyorum. Şirkette yok, evde yok. Emir'i aradım haberi yokmuş. Polisle konuştum ama onlarda aramıyorlar."
"Abine ulaşamadığın için bu kadar yaygara koparman mantıklı mı Sevde?"
"Ama baba telefonu kapalı ve kimse yerini bil-"
"Sevde, abin 28 yaşında. Bu aralar canı ne kadar sıkkın biliyorsun. Kafasını dinlemek istemiş olabilir. Her neyse. Bir şey olsaydı zaten şimdiye kadar haberimiz olurdu. Şimdi, çık dışarı bekle. Benim Azra'yla konuşacaklarım var."
Sevde, ayağını sinirle yere vurup odadan çıktı.
***
Deniz'le toplantısı biten Emir, telefonundaki cevapsız çağrıları görünce Sevde'yi aramaya karar verdi.
"Sevde, beni aramışsın."
"Aradım, hem de defalarca ama sen o lanet telefonunu açmadın." Sevde'nin sesindeki sinirli ton kendini oldukça hissettiriyordu.
"Toplantı esnasında telefonumu kapatırım. Ne oldu?"
Sevde, sanki Emir'in bunu sormasını bekliyormuş gibi ağlamaya başladı. Ağlamaklı sesle,"Emir, abim..." diyerek konuşmaya çalıştı.
"Sevde ne oldu Ömer'e!?"
Sevde'nin ağlaması Emir'i korkutmuştu. Bu kadını daha önce ağlarken hiç görmemişti ve yemin olsun bir kez bile görmek de istemiyordu. Sevde'den cevap gelmeyince Emir, sinirle "Sevde, cevap ver bana" diye bağırdı.
"O..."
Sevde, hıçkırıklarının arasında konuşmaya çalışıyordu.
"Nerdesin şu anda?"
Emir, Sevde'nin cevabıyla telefonu kapatıp, soluğu şirkette aldı.
Emir'i karşısında gören Sevde, ne olacağını umursamadan yanına gelen Emir'e sarılıp başını Emir'in göğsüne gömdü. Sevde'nin kolları Emir'in bedenini sararken Emir'in tek yaptığı hareketsizce durmaktı. Şirketteki çalışanların onlara bakmasından rahatsız olan Emir, Sevde'nin kollarından tutarak kendinden ayırdı.
"Ömer?" Bu bir soru cümlesiydi. Sevde de bunu anlamış olacak ki başını yerden kaldırıp konuşmaya başladı.
"Ahh, evet abim. Kusura bakma, bir an öyle sarıldım." Sevde, kısık sesle söylediği cümlelerle Emir'i zorluyordu. Sevde'nin telefonundan sonra şirkete nasıl geldiğini, yol boyunca kafasında kurduğu düşünceleri bilse her şeyi bir anda anlatmaya başlardı.
"Abim, ortalarda yok. Telefonu kapalı. Ona ulaşamıyoruz."
"Peki, kaç saattir ortada yok?"
"Tam emin değilim ama dört yada beş saat."
Sevde, konuşmayı bitirince Emir, gülmeye başladı.
"Sadece dört beş saattir ortada yok ve sen bu hale mi geldin? Sevde, Ömer kaç yaşında haberin var mı?"
"28" dedi Sevde, kısık sesle.
"Bu soru değildi ama olsun." diyerek gülmeye devam eden Emir'i yanlarına gelen Azra, susturdu.
"Sevde, baban eve bir kere daha bakmamızı istedi. Belki bir şeyler buluruz. Hadi gidelim" diyerek Emir'i de yanlarına alıp Ömer'in evine gittiler.
***
"Ömer'in telefonunu odasında buldum. " Emir, Ömer'in telefonunu masaya bırakıp mutfağa girdi.
"Sevde, sen bütün odalara bakmamış mıydın?"
"Yatağının altına düşmüş, o yüzden görmemiştir Azra. Siz ne buldunuz?" diyen Emir, buzdolabından aldığı suyu içmeye başladı.
"Salonda kan var. Sevde'yi bu kadar telaşlandıran da oydu zaten."
"O sabah oldu. Ömer, benimle telefonda konuşurken oldu. Meyve soyuyormuş, elini kesti. Yani korkulacak bir şey yok. Bence burada işimiz bitti. Ben gidiyorum"
Emir'in evden çıkmasının ardından Sevde ve Azra salondaki koltuğa oturup konuşmaya başladılar.
"Sanki Emir'in açıkladığı her şey çok mantıklı. Abim kafasını dinliyor olabilir. Biraz abarttım galiba"
"Biraz mı Sevde? Elinden gelse FBI'yı arardın. "
Sevde, "Ama sen sabah gelir gelmez abimi sorunca korktum" deyip başını Azra'nın omzuna yasladı.
"Onun için endişeleniyorsun." Azra'nın ağzının içinde bir şeyler mırıldandığını fark edince , "Saf olabilirim belki ama aptal değilim. Azra, sen kitap kahramanı değilsin. Eğer seviyorsan gidip söylemen gerekir. Burada oturup her şeyin bir anda yoluna girmesini bekleyemezsin. Sakladığın bir şeyler var, bunun farkındayım. Ama korkularınla tek başına yüzleşmek yerine yardım al."
Sevde, başını Azra'nın omzundan kaldırıp Azra'nın yanağına bir öpücük bıraktı. "Benden bu kadar" diyerek , Azra'yı çıkmaz sokaklarda yalnız başına bırakıp evden ayrıldı.
***
"Tamam, Ömer. Ben sana inanıyorum."
Ömer, karşısındaki adamın bu sözlerine karşın gülümsedi.
"Teşekkür ederim Eren. Evleneceğim insanın kardeşinin onayını almak benim için önemli."
"Dur, o kadar kesin konuşma. Daha Azra'yı istemedin. Belki de vermem."
İki adam arasında geçen bu konuşma yeni olayların fitilini ateşleyecek gibiydi. Ömer, kendinden emin bir şekilde gülümseyerek ayağa kalktı. Eren'in elini sıkarken aklında tek bir isim vardı. Korumak istediği, kalbini vermek istediği tek isim; Azra.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KAYIP ŞARKI
SpiritualAşk, bazen kuşların kanat çırpışında saklıydı Bazen bir karıncanın ayak seslerinde Bazen de şarkılarda Kalptan kalbe yol izleyen kayıp şarkılarda Kapak tasarımı ' @missguard 'a aittir.
