Kaan ATALAY
Ben hastaneye gelirken babam askeriyeye gitmişti. Neler olduğunu anlayamamıştım. Beril'in bulunduğu odaya geldiğimde kapıda İlker'in beklediğini görmüştüm. Kaşlarım çatıldı. Babasına yumruk attığı kızın kapısında neden bekliyordu?
- Senin ne işin var burada?
- Komutanım Beril Hanım'ın sağlık durumunu merak ettiğim için gelmiştim.
- Bir sivile yumruk attın ve kızı panik atak krizi geçirip hastaneye düşünce onu mu merak ettin? Bir sivile yumruk atmanın açıklamasını nasıl yapacağını çok merak ediyorum doğrusu. Hem kızın arkadaşıyla birliktesin. Daha ilk günden çok güzel profil çizdin kızın gözünde. Aferin.
- O Beril bu Beril miydi? Has...
Onu daha fazla dinlemeden kapıyı tıklattım ve içeriye girdim. Beril'in yorgunca bakan gözleriyle karşı karşıya geldiğimde içim burkuldu. Sanırım bu sefer kriz çok şiddetli geçmişti. Yanına gidip hemen sarıldım. İç çekerek bana karşılık verdi. Saçını öptüğümde biraz bekleyip geri çekilmişti.
- Ne oldu güzelim? Hadi bana her şeyi anlat.
Bir askeri çağırdıktan sonra ifadesini almıştık. Doktoruyla önceden konuştuğum için içim biraz daha rahattı. İfade bittiğinde asker giderken Beril'in yanına oturdum ve elini ellerimin arasına aldım.
- Ah be güzelim, abinin ve Deniz'in yaptığı bir hata nasıl bu kadar büyüdü?
- Bunu bana değil abime, Deniz'e ve babasına diyeceksin Kaan Abi. Ben hiçbir şey yapmadım. Zaten biz de tepki verdik abime. Hatta babam tokat attı abime, demiştim az önce. Belki de o askerler eve gelmeseydi abimle Deniz gidecekti ailesine.
Avcumdaki elini öptüm.
- Her şey düzelecek güzelim merak etme. Babam askeriyeye gitti şimdi. Olayları açıklığa kavuşturur ve buraya gelir.
Bana sıkıca sarılmasıyla mis gibi kokusunu içime çektim ve saçlarını öptüm. Birkaç dakika sarılı kalmamızın ardından Beril'in göğsümde uyuyakalmasıyla bir süre iyice dalması için kıpırtısız kalmış, ardından onu yavaşça yatağa yatırmıştım. Yan taraftaki tekli koltuğa oturup onu izlemeye daldığımda zamanın nasıl geçtiğini fark etmemiştim. Güzel kardeşim çok masumdu.
2 saat boyunca onun başında beklemiştim. Sonra usulca kapı açılmış, kapıda babam ve Beril'in ailesi gözükmüştü. Kocaman gülümsedim. Babamın halledebileceğini biliyordum. Sadece Beril'in abisi ortalıkta görünmüyordu. Annesi, babası ve kardeşi buradaydı. Abisine ne olmuştu?
- Kızım iyi mi? Apar topar hastaneye götürdüler onu ve yanında bile olamadık.
- Merak etmeyin kızınız son derece sağlıklı. Sadece uyuyor.
Ailesi kızlarıyla ilgilenirken babamın yanına sokuldum.
- Kızın abisine ne oldu baba?
- Babası evlatlıktan reddedip yanından kovdu. Kardeşini bile görmesine izin vermedi.
- Ya Selçuk amca?
- O da Deniz'i tuttuğu gibi eve götürdü. Aileden de özür diledi. Tabi adam kabul etmedi hele kendisine yumruk atılması ve kızına olanlardan sonra. Sadece hiçbir suç duyurusunda bulunmayacağını ve ailesini rahat bırakmalarını söyledi. Eh bunca yaşanandan sonra da çok normal. Ama Selçuk belki kızımı evlendiririm şu herifle falan dedi.
- Damadıyla kızının her şeyini kendi yapar o zaman. Beril'in babası oğlunu reddettiğine göre oğlu için kılını bile kıpırdatmaz artık.
- Bakacağız orasına. Hadi bakalım hayırlısı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ah Canım Sevgilim (TAMAMLANDI)
General FictionBeril YÜCESOY; her şey üniversiteyi şehir dışında kazanmasıyla başlamıştı. Onu büyük bir acıya götürecek olan olaylar silsilesi ikinci sınıfın başlarında kapısını çalmıştı. Kapıyı açmaması ise imkansızdı... Ayaz KORKMAZ; sözleri vardı onun. Geç gele...