19. Bölüm

112 10 82
                                    

Hem hüznün hem de mutluluğun bir arada olduğu bir bölüm oldu, umarım seversiniz :')

****

Ağustos ayı

Zafer YAMAN

Sakarya'daydık.

Ben, ailem, tüm sevdiklerimiz...

Yaz tatilinin başlarında ailelerimiz tanışmış, şimdi ise kız isteme ve nişan evresine gelmiştik.

Beş yıldır hayalini kurduğum şeyler gerçekleşmeye başlamıştı. Sanki bir rüyada gibiydim. Her an birinin beni uyandırıp, bu güzel anların rüya olduğunu söylemesinden ölesiye korkuyordum.

Ablam kapıyı çaldığında, birkaç saniye içinde açılan kapı bu anın gerçekliğini kanıtlamıştı bana. Çünkü sevdiğim kadın yüzündeki o muazzam gülümsemesiyle bana bakıyordu.

Yavaş yavaş herkes içeriye girerken en son eve adımını atan ben olmuştum tabi ki... Papatya ve güllerin özenle bir araya getirildiği bir buket ve Beril'imin en sevdiği çikolataları almıştım. Çiçek ve çikolatayı eline aldığında yüzündeki gülümseme sanki mümkünmüş gibi daha da büyümüştü.

Zeliha çikolata ve çiçeği Beril'den alıp mutfağa götürürken herkes çoktan salondaki yerini almıştı. Beyazlar içindeki sarışın meleğime yaklaştım. Onu kendime çekip alnını öptüğümde o da yanağımı öpmüştü. Hislerimizi kelimelere dökmemize gerek yoktu, gözlerimiz her şeyi anlatıyordu zaten...

Zeliha'nın mutfaktan çıkmasıyla hep birlikte salona geçtik. Üçümüz de bir yerlere oturduğumuzda bütün gözler bir anlığına bize dönüp tekrar çekilmişti üzerimizden. Heyecanımı yenmek için yavaşça herkese göz gezdirdim. Zeliha'yla Ekin'in birbirlerine baktıklarını görünce hafifçe sırıttım. Ekin, Selçuk amcanın oğluydu. Sanırım Zeliha'nın ilgisini çekebilmeyi başarmıştı.

Bir süre havadan sudan edilen muhabbetlerin ardından Beril'in annesi kızının koluna hafifçe dokununca Beril ve birkaç arkadaşı aynı anda ayaklanıp mutfağa gitmişti. Ben ise her geçen dakikanın ardından daha da geriliyordum.

Tuzlu kahve içecek olmaktan değildi bu gerginlik. Sevdiğim kadının yüzüğünü parmağımda taşıyabilecek miyim gerginliğiydi. Bir sorun çıkmasından korkuyordum. Aslında Beril'in o kahveye sadece şeker atacağını biliyordum. Kesinlikle şerbet gibi bir kahve içecektim. Sade kahve içtiğimi bilmesi benim için pek iyi değildi sanırım...

Birkaç dakika içinde kahveler dağıtıldığında kahvemden bir yudum aldım. O sırada Beril'le gözlerimiz kesişti. İçten bir şekilde ona gülümsediğimde aynı karşılığı almıştım. Çünkü kahve tam da beklediğim gibiydi. Sonunda babam söze girdiğinde tüm bakışlar ona döndü.

- Efendim gençler birbirlerini görmüş, beğenmiş ve evlenmeye karar vermişler. Bizlere de bu konuyu açtıklarında çok mutlu olduğumuzu bilmenizi isterim. Beril kızımız o güzel kalbiyle sadece oğlumuzun değil bizlerin de gönlünü kazandı. Sadede gelecek olursak, Allah'ın emri Peygamberin kavliyle kızınız Beril'i oğlumuz Zafer'e istiyoruz.

- Zafer'in bu zamana kadar bize karşı hiçbir saygısızlığı, hiçbir kusuru olmadı. Kızımızın her daim yanında olacağını bize ispatladı. Ona verdiği değer gözlerinden okunuyor. Kızımın seçtiği adamın başımızın üstünde yeri var fakat kızıma tekrar sormak isterim. Senin bu evliliğe rızan var mı güzelim?

Beril yüzündeki hafif tebessümle babasını onayladı.

- Madem kızımızın da gönlü var hayırlı olsun. Rabbim mutluluğunuzu daim etsin çocuklar.

Ah Canım Sevgilim (TAMAMLANDI)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin