Arkadaşlar biliyorum yine biraz geç kaldım. Bir hafta da bir bölüm atmaya çalışıyorum ama hem vize haftamdı hem de uğraştığım başka projelerde olduğu için geç kaldım. Kusuruma bakmayın lütfen 🙏
Medya; Deren İNANMAZ
"Sonra bana kaldırıp demesin mi 'çenenin maşallahı var avukat olmana şaşmamalı' diye?" Hazal'ın söylediği şey üzerine üçümüz de bastık kahkahayı.
"Koskoca savcı bile senin çenenden illallah etmiş Hazal. Artık biz bir şey diyince suç bulma bize." ablam gülüşleri arasında söylemişti bunu.
"Aşk olsun Sevgi abla ya. Ama bakın yeminim olsun o savcı bozuntusu olacak hıyar Görkem çıkarsa benim karşıma bir daha savcı mavcı demem dalarım yani."
"Aynen Hazal'cım aynen." Deren 'aynen' kelimesini uzata uzata söylemişti.
"Hayır bir kere adam yanlış bir şey de söylememiş. Neresinden baksan olaya adam haklı." sözlerim üzerine Hazal gözlerini kısarak baktı bana.
"Tü yazıklar olsun size! Bunca zaman koynumda dost diye yılan beslemişim." Asil'i uyutmuş mutfak masasında kahve eşliğinde Hazal'ı dinliyorduk. Asıl, biz burada olduğumuz için huysuzluk yapıp biraz geç uyumuştu ama küçük bedeni daha fazla dayanamayıp uykuya yenik düşmüştü. Oluşan kısa sessizliği benim telefonumun çalma sesi böldü. Elime aldığım telefonda Cihangir'in ismini görmem şaşırmama neden olmuştu çünkü geç bir saat olduğu için uyuduğunu düşünmüştüm. Bekletmeden açtım telefonu.
"Cihangir?" ablam kaşları havaya kalkmış bir şekilde bana bakıyordu.
"Yavrum! N'apıyorsun?"
"Oturuyoruz ablam ve kızlarla da bir şey mi oldu hayırdır?"
"Evet oldu. Yani söylesem kızar mısın diye düşünüyorum."
"Beni kıvrandırmaktan, merakta bırakmaktan zevk mi alıyorsun? Söylesene Cihangir!"
"Yavrum, şimdi ben bir şey yaptım o yaptığım şeyde tam olarak seni ablanın evinin önünde bekliyor oluşum." söylediği şey üstüne bana kal gelmişti.
"Nasıl ya? Yok yok yapmamışsındır öyle bir şey. Yapmadım de Cihangir."
"Yaptım." gözlerimi sımsıkı yumup yerimden kalktım ve mutfak balkonuna çıktım. Pek tabi peşimden de ablam ve kızlar geldiler.
"Ya Cihangir şaka mısın sen? Ne işin var burada, bu saatte?!" sigarayı dudaklarının arasından çekip izmariti yere attı.
"Göremedim seni bugün. Gitme akşam yemeğine kal dedim ama benim için tam bir cezaydı yanımda olup sana dokunamam bir kez bile bakamam. Sende bakmadın bir kez bile bana zaten. Şey oldu kızım işte." diyip sustu. Kaşlarımı çatıp baktım.
Derince nefes verip konuştum. "Ne oldu Cihangir?" o da derin bir nefes alıp öyle konuşmaya başladı.
"Özledim." söylediği şeyi beklemediğim için bozguna uğramış bir şekilde kaldım öyle. "Yavrum in iki dakika aşağı göreyim seni. Ablan oradan bakıyor utanıyorum yeterince."
"Cihangir saat gecenin ikisi. Nasıl çıkayım Allah aşkına?" demem üzerine ablam 'git' dedi. Ablama dönüp şaşkınca baka kaldım.
"Ne bakıyorsun kızım? Allah Allah çocuk gelmiş buraya kadar! Hem annemler uyumuştur rahat ol sen. Uyumamışlarsa bile bizde burası ararsa falan kızlarla hallederiz."
"Emin misin abla?" kafasını aşağı yukarı salladı. Kafamı tekrar Cihangir'e çevirdim. "Geliyorum." diyerek telefonu kapadım. Hemen içeri girip dış kapıya doğru gittim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
YÜREK YANGINI
Teen Fiction"Beyla?" arkamı döner dönmez ismimi duymam bir olmuştu. Bu oydu işte. Gözlerimin ve kalbimin hasretini çektiği, aklımın ise sürekli kötülediği kişiydi. Sertçe yutkundum hafif tebessüm ile bakıp güldüm. "Cihangir abi." dedim bende. Kaşları çatıldı...
