15. Bölüm

3.6K 149 18
                                        

Medya; Beyla KAÇAN

Cihangir'den

Karşımdaki şerefsize bir yumruk daha attım. Önce ben ellerimi çözmüştüm ve herkes bir yere gitmiş, bizi yalnız bırakmışken Yiğit Ali de ellerini çözmüştü ve Sedat'ın da ellerini açmış sandalyeye geri oturmuştuk. Daha sonra Kenan denen yavşağın korumaları gelmişti ve ip orada kopmuştu işte. Biz daha fazla kendimizi tutamamış direkt olarak bir arbdeye sebep vermiştik.

"Cihangir dikkat et!" Yiğit Ali'nin sesini duyduğumda çok geçti benim için. Silah kafama dayanmıştı. Benim yüzümden Sedat ve Yiğit Ali'nin de dikkati dağılmıştı ve onlarda yakalanmışlardı.

"Ters bir hareket yapayım demeyin." bizi iterek deponun dışına çıkardılar. Bir anda karşımızda bizim ekipten çocukları görmem ile neye uğradığımı şaşırmıştım. Hafif tebessüm ettim. İçim umutla dolmuştu. Biz kurtulmuştuk. "Eğer geri çekilmezseniz üç polisinizede veda etmek zorunda kalırsınız!" kafam silah dayayan şerefsiz konuşmuştu.

"Eğer polislerimizi bırakmazsanız buradan çıkamazsınız!" amirimin konuşması ile göz göze geldik. Gözlerini bir kez açıp kapadı. Sadece arkadamdaki adamın duyacağı şekilde konuşmaya başladım.

"Ulan salak, üç tane polis kaçırıyorsunuz ve başımıza sadece beş tane adam mı koyuyorsunuz?" adam bir anda etrafına baktı ve omuzumdan ittirdi beni.

"Kes sesini!" psikoptça güldüm. Burnumdan ve patlamış dudağımdan aşağı kan akıyordu. Ben ne yapabileceğimi düşünürken bir anda Sedat arkasındaki adamı alt etmiş ve silahı elinden alarak onu yere yatırıp üstüne çıkmıştı. Bu anın şaşkınlığını yaşayan arkamdaki adamın boşluğundan yararlanıp bende elinden kurtuldum ve Yiğit Ali tarafından bir silah patlama sesi geldi. Bir anda oraya dönünce olduğum yerde kaldım. Tam olarak sol tarafından vurulmuştu. Şerefsizleri ekip arkadaşlarımız alırken gelen ambulans bizden önce Yiğit Ali'ye koştu. Her şey bir anda olmuştu ve Yiğit Ali ambulansa bindirildiği gibi hastaneye doğru yola çıkmıştı.

"Cihangir!" arkamdan gelen ses ile neye uğradığımı şaşırmıştım.

"Beyla." sesim fısıltı halinde çıkmıştı. Koşarak gelen Beyla hızlıca bana sarılmıştı ve ben dengemi sağlayamayıp bir adım geri gitmiştim.

"Cihangir. İyisin değil mi? Bendeki de soru. Neren iyi Allah aşkına yüzünün haline bak." yüzümü ellerinin arasına almıştı ve hasar tespiti yapıyordu. Bir yandan da deli gibi ağlıyordu. Bir anda hiçbir şey demeden kendime çekip sarıldım. O da hiçbir şey demeden bana sarılmış ve hıçkırarak ağlıyordu. "Yiğit Ali'ye ne olacak Cihangir? Ben görmedim ama çok mu kötü vuruldu? Ayrıca nasıl oldu tüm bunlar. Aklım çıktı Cihangir sana bir şey olacak diye." kendimden hafif ayırıp yüzüne baktım.

"Benimde aklım çıktı seni bir daha göremeyeceğim diye. Fakat güzelim senin burada ne işin var?" Beyla cevap vermek için ağzını açmıştı ki amirinin sesini duydum.

"Yenge fazla ısrarcı Cihangir. Buraya gelmemesi için nezarete atmayı bile düşündüğümü söyledim ama kimin kazandığı çok açık değil mi?" amirimden aldığım bakışlarımı tekrar Beyla'ya çevirdim.

"Tehlikeli bu yaptığın Beyla!" omuz silip tekrar sarıldı bana. "Amirim, hastaneye geçsek biz de Yiğit Ali için." amirim kafasını sallayıp ekip arabalarını gösterdi. Fakat ben Beyla'nın olduğu arabaya geçtim. En arkada ben, Beyla ve Hazal oturuyorduk. Arabayı Oğuzhan sürerken yanında da Deren vardı.

"Geçmiş olsun Cihangir abi." Deren'e hafif kafamı salladım.

"Geçmiş olsun canım müvekkilim." kaşlarımı çatıp Hazal'a döndüm.

YÜREK YANGINI Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin