Medya; Cihangir KOÇASLAN
Okuldan çıkar çıkmaz karşımda Cihangir'i görmüş olmak tarifi imkansız bir mutluluk bırakmıştı içimde. Bazen gerçekten şaka gibi geliyordu onun da bana karşı hislerinin olduğunu bilmek. Dışarıdan her ne kadar yavaş ve sakin adımlar atıyormuş gibi gözüksem de içim kıpır kıpırdı. Okuldan çıkıp karşıya geçerek Cihangir'in yanına ulaştım. Onun da beni görünce yüzünü bir gülümseme kaplamıştı. Elindeki sigarayı atmış ve ben yanına ulaştığımda direkt olarak bana sarılmıştı. Boyum ondan bir hayli kısa olduğu için parmak uçlarımda yükselmiş ve bende tek kolum ile boynuna sarılmıştım. Ayrıldığında ekip arabasıyla değil de kendi arabası ile geldiğini gördüm.
"Nasılsın güzelim?"
"İyim Cihangir, sen nasılsın?" belimdeki elini hâlâ çekmemişti.
"Çok iyim." kucağımdaki bukete bakarak gülümsemiş ve hiçbir şey demeden arabaya bindirmişti beni. Arabaya binip kemeri taktıktan sonra Cihangir de binmiş ve direkt olarak arabayı çalıştırmıştı.
"Gitmek istediğin bir yer var mı güzelim." kaşlarımı çatarak ona döndüm.
"Beni eve bırakmak için gelmiştin sanki sen Cihangir?" soru sorar şekilde konuşmam ile kafasını hafif sallamış ve bana dönmüştü.
"Evet yavrum, gün sonunda seni tabi ki eve bırakacağım ama öncesinde biraz gezebiliriz bence?" o da tek kaşını kaldırıp konuşmuştu. Derin bir nefes çekip onayladım kafam ile.
"Gitmek istediğim bir yer yok. Sen götür beni istediğin bir yere." sözlerim üzerine hafif bir düşünmüş daha sonra sırıtmaya başlamıştı.
"Hay hay Beyla hocam." daha sonra aramızda hiçbir konuşma geçmemiş sessiz sakin bir yolculuk geçirmiştik. Uzun olmayan bir süre zarfı sonrasında araba durmuş ve Cihangir beni beklemeden hiçbir şey de demeden direkt olarak inmişti arabadan. Elimdeki buketi arka koltuğa koymuş ve bende peşinden inip geldiğimiz yere bakmıştım. Bu adam ciddi olamazdı.
"Cihangir şaka mısın sen?"
"Hayır Beyla. Gayet ciddiyim, atış yapacağız." beni beklemeden içeri girmiş ve bende peşinden gitmek zorunda kalmıştım. Biliyordu onu burada bırakıp gitmek istemeyeceğimi.
"Komiserim, hoş geldin...iz" burada çalışan olduğunu düşündüğüm adam Cihangir'in ardında beni görünce şaşırmış ve kekelemişti. Cihangir adamın omzunu sıkarak bir baş selamı verdi.
"Hoş bulduk aslanım. Yengenle atış yapacağız." kaşlarımı çattım. Nereden yengesi oluyordum ya ben onun? Adam hiçbir şey dememiş ama şaşırdığı da her halinden belli bir şekilde ilerlemişti.
"Burası boş komiserim." Cihangir onu onaylamış ve beni sonunda hatırlayarak arkasına dönmüştü. Sırtıma hafif dokunarak beni odaya soktu. Daha sonra kendisi montunu çıkarmış ve yalı kazığı gibi duran bana yaklaşarak benim de montumu çıkarmıştı. Montumu çıkardıktan sonra şakağıma bir öpücük bırakmış ve kulağıma büyük kulaklıklardan geçirmişti. Daha fazla dayanamayarak konuşmaya başladım.
"Cihangir şaka yapıyorsun sanmıştım ben. Ciddi ciddi elime silah mı vereceksin sen benim?"
"Evet yavrum ciddi ciddi eline silah vereceğim ben senin. Hadi al bunu." elinde tuttuğu silaha bakarak konuşmaya başladım.
"İstemiyorum. Sen yap atışını ben şu köşede beklerim seni."
"Hiç kaçarınız yok Beyla Hanım." diyerek arkama geçmiş ve beni atış yapılan yere doğru ittirmeye başlamıştı. Arkama geçip kollarını etrafımdan ellerimin üzerine koymuş ve silahı tutmamı sağlamıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
YÜREK YANGINI
Ficção Adolescente"Beyla?" arkamı döner dönmez ismimi duymam bir olmuştu. Bu oydu işte. Gözlerimin ve kalbimin hasretini çektiği, aklımın ise sürekli kötülediği kişiydi. Sertçe yutkundum hafif tebessüm ile bakıp güldüm. "Cihangir abi." dedim bende. Kaşları çatıldı...
