27. Bölüm

2.2K 69 26
                                        

İyi okumalar aşklarııımmm! 💛💛

Ciddi mânâda birisi bana şu an yaşadığım olayları açıklayabilir miydi? Hayır çünkü yaz disi çeksek bu kadar olurdu.

"Murat amcacım çok özür diliyorum dan diye olaya dahil olmak istemezdim ama Beyla bana bu herifin burada olduğuna dair mesaj atınca duramadım yerimde kalktım geldim." Cihangir resmen dişlerinin arasından konuşuyordu.

"Ne problem var oğlum bu adamın bizim evimize gelmesinde?" Ah babam vah babam. Öyle saf öyle temiz kalplisin ki sana nasıl anlatalım yani biz?

"Sensin haberin yok mu Murat amca?" artık olaya dahil olmam gerektiğine kanaat getirmiştim.

"Annemin de yoktu Cihangir! Hani çok önemli bir mevzu değil diye anlatmamıştım." Evet Cihangir'in bana evlenme teklifi ettiği gece sabaha kadar oturmuş ve sohbet etmiştik. Cihangir'in, Fatih hoca ile bizi gördüğü akşam ne konuştuğumuzu, kaçırıldığımız zaman Cihangir'e konumumuzu atmama rağmen telefonlarının toplandığı için göremediğini ama zaten bizi bulmuş olduklarını, ben üniversitedeyken gelip gitmediğim için Cihangir'in birkaç defa Erzurum'a gelip beni uzaktan da olsa izlemesini ve o zaman ki hislerini adlandırmak istemediği için kaçıyor oluşunu, kısacası her şeyi ama her şeyi konuşmuştuk. Gizli saklı hiçbir şey kalmamıştı aramızda.

"Peki! Beyla'cım üzgünüm ama şu adamı dışarı attıktan sonra Murat amcama ve Sultan teyzeme her şeyi beraber açıklarız. Tamam mı?" Cihangir, o kadar odaklanmıştı ki Fatih hocaya gözü resmen hiç kimseyi görmüyordu.

"Birisi hemen bana burada ne olduğunu anlatabilir mi artık? Herkesin benden bir şeyler saklıyor oluşu hiç hoşuma gitmemeye başladı!" babamın sözlerinden hemen sonra kapı tekrar çalmıştı.

"Ben bakıyorum." Hazal sessizce konuşmuştu fakat herkes de duymuştu.

"Ay herkes niye ayakta? Oturun bakayım bir öyle konuşacağız." annemin şoktan çıkmış gibi konuşmasının ardından herkes oturmuştu. Bir kişi hariç. Hâlâ ayakta dikilip bir yandan da Fatih hocaya dik dik bakan Cihangir dışında herkes oturmuştu.

"Selamınaleyküm KAÇAN ailesi. Birisi bana ablam olayını açıklaya..." Oğuzhan dış kapıdan girdiğinden beri konuşarak salona kadar gelmişti. Tabi ortamın absürtlüğünü görünce susmak zorunda kalmıştı o da.

"Sen nereden çıktın Oğuzhan?"

"Aşk olsun ama artık anne. Ben senin bir evladın değil miyim? Niye hep beni bir dışlamalar seziyorum ben bu evde? Ayrıca yarın bayram erkenden evde olmam gerekiyordu bende geceden geldim. Ve fark ettiyseniz cümlemin başında aşk olsun dedim. Meğersem aşk olmuş bile Cihangir abim ve ablam arasında. A pardon abi dedim enişte demeliydim!" Oğuzhan'ın hızlı hızlı ve akıcı bir şekilde konuşması karşısında herkes birbine bakmaya başlamıştı çünkü konudan konuya atlamıştı.

"Enişte mi?" ve sonunda Fatih hocanın da senin duyabilmiştik.

"Evet de sen kimsin abim?" Oğuzhan, Fatih hocayı sadece ismen biliyordu. Cismen ise ilk defa görüyordu.

"Oğuzhan, sus iki dakika oğlum. Sus otur da ablan ve enişten bize neler olduğunu açıklasın!" babam, enişten kelimesini fazla bastırarak söylemişti. Hazal ise Oğuzhan'ı çekiştire çekiştire yanına oturtmuş ve susturmuştu.

"Cihangir, sen de otur Beyla'nın yanına ve anlatın. Hemen!" babamın sözlerinin ardından Cihangir yanıma gelmiş ve oturmuştu. "Başlayın artık." derin bir nefes aldım.

"Aslında abartılacak çok bir şey yok baba. Okula başladığım ilk günden beri Fatih hoca bana benimle görüşmek istediğini belli ediyordu zaten. Sonrasında ise sözlü olarak dile getirmişti bunu zaten ama ben kabul etmemiştim." diyince Cihangir kaşlarını çatarak bana bakmaya başladı.

YÜREK YANGINI Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin