24. Bölüm

1.9K 79 14
                                        

Medya: BeyGir :)

Küçükken masal dinlemeyen çocuklar büyüyünce kendi resimlerini bile cetvelle çizer...
Açılışı yks23 ile yapayım dedim :) şahsen bu cümleyi okuduktan sonra sınav esnasında depresyona girer daha da bir şey yapamazdım. Şaka şaka (!) sınava girenler için umarım çok iyi geçmiştir ve umarım her şey istediğiniz gibi olur. İyi okumalar diliyorum. Bol sevgiler ve bol öpücükleeerr. 💛💛

CİHANGİR'DEN...

Yoklardı. Hiçbir yerde Yoklardı! Kafayı yemek üzereydim. Tam iki gündür aramadığım delik kalmamıştı fakat ne Hazal'dan ne de Beyla'dan tek bir iz yoktu. Sultan teyze aşırı yorgundu. Murat amca ve Oğuzhan sinirli ve üzgündü. Sevda abla kendinden geçmişti. Ben ise zar zor ayakta kalmaya çalışıyordum. Elimde kalan son gücümle Beyla'mı bulmaya çalışıyordum. Annem bir yandan Sultan teyzeyi sakinleştirmeye çalışıyor bir yandan da kendi ağlamasını durdurmaya çalışıyordu.

"Cihangir bul kızlarımı bana. Yalvarırım bul kızlarımı. İki gündür neredeler ne yapıyorlar haberimiz yok." Sultan teyzenin konuşması ile ayaklandım. Diğer koltukta ayılan bayılan teyzemin yanına geçen anneme bakarak konuşmaya başladım.

"Ben gidiyorum karakola burada elim kolum bağlı oturamam." diyerek çıkışa yöneldim. Tam çıkacakken arkamdan Oğuzhan'ın seslendiğini duydum.

"Ben de geleceğim Cihangir abi!" kafamı salladım. Yorgundum. Gözlerim kıpkırmızı olmuştu uykusuzluktan. Oğuzhan ile beraber karakola gelip odama geçtik. Kenan şerefsizi bizimle irtibata da geçmemişti. O itin girebileceği tüm deliklere bakmıştık ama hiçbir yerde yoktu piç!

"Ne olacak böyle Cihangir abi? Hiçbir yerde yoklar. İyiler mi durumları ne haberimiz bile yok. Ne bok yiyeceğiz böyle?" Oğuzhan'ın sözlerinden sonra daha fazla kendimi tutamamış ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştım.

"Ben ne bok yiyeceğim Oğuzhan? Bulamıyorum hiçbir yerde!" bir yandan ayağı kalkmış volta atıyordum bir yandan da hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. İki günün doluluğunu bu şekilde atıyordum dışarı. Tam o esnada telefonum çalmaya başladı.

"Abi, numara." diyen Oğuzhan ile hızlıca o tarafa ilerledim. Kendimi sakinleştirip telefonu açtım.

"Alo!"

"Hayatım! Nasılsın?" Kenan Avcı'nın sesini duyar duymaz dişlerimi sıkmaya başlamıştım.

"Neredesin lan sen?!" burnumdan soluyarak konuştuğum için Kenan daha bir keyiflenmişti.

"Aaa bu kadar mı özledin beni hayatım? Bilsem daha erken arardım seni. Tüh!"

"Ulan piç kurusu! O kızların saçının teline zarar verdiysen senin yedi ceddini sikerdim!"

"Aaa alınıyorum ama artık. Ben özlediğim için seni aradım senin tavırlarına bak. Misafirperver de değildin zaten. Karakola geldiğimde de hiç iyi ağırlamamıştın beni. Yakışmıyor baş komiserim."

"Lan söyle yerini gelip ağırlayayım seni! Söyle lan!" öyle bir bağırıyorum ki damarlarımın dışarıdan belli olduğu kesindi. Birden odanın kapısı açıldı ve içeri Sedat ile Yiğit Ali girdi.

"Müdürü açık etmeden, yoluma sürekli çıkmadan, hep bir pürüz olmadan önce düşünecektin bunları Cihangir komiserim! Şimdi benim avukatlığımı yaktığın gibi, benim işlerimi alt üst ettiğin gibi senin memurluk hayatını yakacağım. Beni bitirdiğin gibi seni bitireceğim." diyip hiçbir şey dememe fırsat vermeden telefonu kapattı. Telefonu hırsla masaya fırlatıp sinirle dosyaları koyduğum dolabın camına bir yumruk geçirdim. Cam, tuzla buz olmuş ve elimden kanlar akmaya başlamıştı.

YÜREK YANGINI Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin