16. Bölüm

3.8K 139 8
                                        

12 bin olmuşuz arkadaşlar! 🥳

Medya : Muhteşem kızlarımız

"Ay ben öleceğim şimdi heyecandan." Deren elini kolunu nereye koyacağını bilmezmiş gibi sallayıp duruyordu. Mahallemizdeki çay bahçesini kapatmıştık nişan için. İçerisi kalabalıktı. Deren'in akrabaları, mahallemizin güzide insanları, Deren'in üniversiteden arkadaşları, iş arkadaşları ve bizim lisedeki birkaç kişi vardı. Bunlar sadece bizim tarafımızdan olan kişilerdi. Furkan'da çevresinden çok kişiyi çağırınca nişan bir an da düğün gibi kalabalık oluvermişti.

"Ya sakin mi olsan biraz acaba? Böyle olmaz yavrum." Deren, Furkan'ın konuşması ile ona döndü ve ters ters bakmaya başladı.

"Sen sus Furkan! Sen sus! Ya ben sana sessiz sakin, aile arasında ufak bir nişan dedim şu hale bak. Çay bahçesi yetmedi bile. Düğün salonu tutsak yeriydi yani. Bak dikkatini çekerim düğün salonu diyorum!" evet Deren, küçük ve sadece yakın çevrelerinin olduğu bir nişan istemişti ama Furkan annesine söz dinletemeyince olay buralara kadar gelmişti. Önce Furkan'ın annesi akrabalarını, Furkan'ın arkadaşlarını çevresindeki gerekli gereksiz herkesi çağırmıştı ve Deren'in annesi Zeynep teyze de altda kalmamış herkesi davet etmişti.

"Deren bak tamam olan oldu artık. Şu anın tadını çıkarmaya mı baksan güzelim? Hem şöyle düşün liseden sinir olduklarımızı da çağırdın. Onlara hâlâ beraber olduğumuzu ve nişanın böyleyse düğününün ne kadar mükemmel olabileceğini göstermiş olacaksın." diyerek az da olsa sakinleştirmeye çalıştım.

"Ay evet ya. Hem bence senin düşündüğün kadar da kötü değil. Nişan, kına, düğün bunların tadı kalabalıkken çıkar." Hazal, bir yandan tabakdaki kurabiyeleri yiyip diğer yandan da Deren'i sakinleştirmeye çalışıyordu.

"Öyle mi dersiniz?" hevesle kafamı salladım.

"Hadi yavrum otur sen şuraya az sakinleş. Hadi güzelim, hadi bebeğim." diyerek Furkan'ın yanına oturttum onu. Bir bardak da kola verdim ve Hazal'a Kaş göz yapmaya başladım.

"Ay Beyla! Anlamıyorum yavrum. Ne kaş göz yapıp duruyorsun?" gözlerimi kapatıp derince bir nefes aldım.

"Yürü diyorum Hazalcım. Yürü canımın içi gidelim salonun son haline bakalım. Eksik gedik bir şey var mı ona bakalım. Yürü!" Furkan ve Deren'i yalnız bırakmak istediğimi son an da anlamış ve ayaklanmıştı.

"Evet evet. Biz gidelim de bizim lisedeki varoşlar gelmiş mi bakalım." Hazal kapıyı açıp çıktı ve bende peşinden çıktım. Salona girmeden önce Hazal ile beraber lavaboya uğradık. Aynadan bakıp ruju tazelerken telefonuma mesaj geldi.

Gönderen: ❤️
Neredesin bebeğim?
Gözlerim seni arıyor.

Cihangir'in mesajına gülerek kafamı sağa sola salladım.

"Hayırdır? Bizim bebe mi yazdı?" Hazal'ın sorusu ile kafamı kaldırıp ona baktım.

"Nereden anladın?"

"Aptal aşık gibi sırıtmandan yavrum. Hadi çıkalım şimdi kudurmasın seninki." diyip koluma girdi ve yan yana salona geçtik. Bizimkiler ve Hazal'ın ailesi aynı masada oturuyordu fakat ekstra olarak Cihangir'in ailesi de bizim masaya oturmuştu ama gel gör ki Cihangir ortada gözükmüyordu. Hiçbir şey demeden Hazal ile beraber bizim için ayrılan boşluğa oturduk. Buradan hem salon çok rahat gözüküyordu hem de herkesin dedikodusunu yapmak çok daha kolaydı. Salonda gözlerimi gezdirince liseden arkadaşlarımızın bir masada toplandığını gördüm. Hazal'ı dirseğim ile dürtüp kafam ile o masayı işaret ettim. Hazal direkt olarak avına kitlenen aslan gibi gözlerini kısarak o masaya bakmaya başladı.

YÜREK YANGINI Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin