Medya: Beygir :)
Tam bir hafta geçmişti. Bayramın üzerinden üç gün, bayramın ilk gününün üzerinden tam bir hafta geçmişti. Hayırlı bir iş için gelememişti Cihangir'ler çünkü babam izin vermemişti. Hayır işin garip tarafı da bana oda hapsi verilmiş yetmemiş bir de telefon ve bilgisayarıma el konulmuştu! Bakkala bile gitmeme izin verilmiyor en küçük şeye bile Oğuzhan gidiyordu ki Oğuzhan kıçını yerden kaldırmayı pek sevmezdi. Babam balkonumun orada da nöbet tutuyor ve Cihangir ile görüşmemizi her türlü engelliyordu. Kolumdaki saate bakarak derin bir 'of' çektim. Saat daha 21.39'du. 'Bismillah' diyip odamdan çıkmış ve salona, bizimkilerin yanına inmiştim. Annem ve babam yan yana oturmuş dizi izlerken Oğuzhan da yanlarında telefonu ile uğraşıyordu.
"Ih-ım" boğaz temizleme sesi çıkarmış ve dikkatlerini çekmiştim. İlk önce Oğuzhan'ın bakışları bana dönmüştü. Daha sonrasında annem de beni görmüş ve babama yandan bir bakış atmıştı fakat babam asla oralı olmamıştı. İçeri yürüyüp babamların karşısındaki tekli koltuğa oturdum. Biraz bende onlarla beraber televizyon izledikten sonra daha fazla dayanamamış ve seslice nefes verdikten sonra konuşma gereği hissetmiştim.
"Ay yeter!" diye sesli tepki vermiş televizyonu düğmesinden kapattıktan sonra annem ve babama bakıp konuşmaya başladım. "Anne, baba! Artık sizce de yetmez mi ya? Bir hafta oldu ne telefon veriyorsunuz ne de bilgisayar! Bunları da geçtim burnumu camdan dışarı çıkarmama bile izin vermiyorsunuz ya! Hem baba sen değil miydin istiyorsan bu iş olur diyen? Ay cidden bunaldım ben evde he!" sözlerimden hemen sonra kapı çalmıştı. Daha doğrusu kapı kırılmıştı. Yani birisi kıracak gibi, alacaklı gibi çalıyordu kapıyı.
"N'oluyor ya?" babam bu soruyu sormuş, kaşlarını çatarak yerinden kalkmış ve dış kapıya yönelmişti. Tabi biz de babamın peşine takılmış ve dış kapıya doğru ilerlemiştik. Babam kapıyı açınca karşısında duran Cihangir ile şaşırmıştım.
"Murat amca konuşalım Allah rızası için!" Cihangir'in sesi o kadar çaresiz geliyordu ki içim sızlamıştı.
"Ulan eşek sıpası! Koşturuyorsun peşinden yetişemiyoruz da! Ev basmak da nedir?" Cihangir'in arkasından nefes nefese giren Turan amca ve Melek teyze ile iyice içim sızlamıştı.
"Hayırdır sen Cihangir?!" babam sert konuşuyordu yine.
"Kusura kalmayın Murat. Tutamadım eşeği de kaçtı evden!" Turan amca mahçup bir şekilde babama bakıyordu.
"Ya Allah aşkına yaptığınız normal mi sizin? Murat amca tamam dedi bayramda evinden kovmadığı kaldı bizi! Baba, senin de bu duruma kükremen gerekirken gayet sakin karşıladın. Hele siz Sultan'ım, siz hiç konuşmayın! Ne senin ne de annemin bir itirazı olmadı bu durumlara. Siz beni çıldırtmak mı istiyorsunuz ya? Deli çıkayım da hastaneye falan mı yatayım istiyorsunuz?" Cihangir artık bağırarak konuşuyordu. Bu yüzden de mahalleden birkaç kişi camlara dökülmeye de başlamıştı.
"Milleti başımıza toplayacksın! Sus da yürü bahçeye konuşalım da derdini öyle anlat!" babam Cihangir'e bunları söyledikten sonra bize dönmüştü. "Oğuzhan, ablanı al içeri geçin siz!" dedikten sonra annem ile beraber kapıdan çıkmışlardı. Omuzlarımı düşürüp Oğuzhan'a döndüm. Oğuzhan da dudak büküp yanağımdan makas almış daha sonra arkama geçerek omuzlarıma koyduğu iki eli ile beni önden yürütmeye başlamıştı.
"Cihangir abim, babamı darlamış bunun sonucunda da olan sana olmuş Beyla ablam. Kısacası 'dayanabilirsen dayan Beyla Cabbar!'" Oğuzhan'a göz devirip mutfağa doğru gitmiş ve camın arkasından babamları izlemeye koyulmuştum. Cihangir hararetli bir şekilde kendini açıklamaya çalışıyor, babam, annem, Melek teyze ve Turan amca ise öylece Cihangir'ime bakıyorlardı. Kendini parçaladı çocuğum, dinlesenize alo! Diye bağırmamak için zor tutuyordum kendimi. Aralarında uzunca bir konuşma geçmiş en sonunda Turan amcanın ayaklanması ile Melek teyze peşinden bahçeden çıkmış ve arkasından da Cihangir umutsuzca omuzlarını düşürüp gitmek zorunda kalmıştı. Babam ve annem biraz daha bahçede durup konuştuktan sonra onlarda eve doğru gelmeye başlamışlardı. Ben ise geldiklerini görünce salona geçmiş ve küskünce koltuğa oturmuştum. Kollarımı bağlayıp öylece yere bakarken halı deseninin lise ikiden beri değişmedini fark ettim. Hiç eşya değiştirmemiştik evimizde. Kafamı sağa sola sallayıp kendime gelmeye çalıştım. Saçma sapan düşüncelere giriyordum sırf babamın tavırlarını düşünmemek için.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
YÜREK YANGINI
Fiksi Remaja"Beyla?" arkamı döner dönmez ismimi duymam bir olmuştu. Bu oydu işte. Gözlerimin ve kalbimin hasretini çektiği, aklımın ise sürekli kötülediği kişiydi. Sertçe yutkundum hafif tebessüm ile bakıp güldüm. "Cihangir abi." dedim bende. Kaşları çatıldı...
