Medya: Bölümü yazarken evin önünden son ses bu müzikle geçen arabada çalıyordu bende en sevdiğim sanatçının şarkısı olunca koyayım dediiimmmm.
Herkese bayramın ikinci gününden selaamm. Tüm okurlarımın kurban bayramını enişten dileklerimle kutluyorum.:)
Herkesin kurban bayramı mübarek olsun bebeklerim. Sevdiklerinizle birlikte mutlu, huzurlu güzel bir bayram oluyordur umarım. Daha nice nice bayramlarımıza. Saygılarım ve sevgilerimle öpüldünüüüzz. Hem de çok! 💛💛
Hayat, biz planlar yaparken bize kurduğu oyunlarla bizleri izleyip gülüyordu galiba. Şu günümden tam altı sene öncesinde birisi bana Cihangir tarafından evlenme teklifi alacaksın dese asla inanmaz hatta kahkahalar ile gülerdim. Tam şu an da ise salonda oturmuş durumu anneme izah etmeye çalışıyordum.
"Kızım siz beraber gitmediniz mi tatile? Cihangir nereden çıktı da sana evlenme teklifi etti acaba?" Hazal, ben ve Deren üçlü koltuğa yan yana dizilmiş öylece anneme bir şeyleri anlatmaya çalışıyorduk.
"Sultan'ım şimdi bu bebe benim kuzenim olunca ben çok kararlı yaklaşamadım buna. E bir de seviyor kerata belli yani. Hem ben inanmasam sevdiğine hiç böyle bir organizasyona kalkışır mıydım?" Hazal, durumu kendince anneme açıklamaya çalışıyordu. Ve evet bir de bizim tatil işinin aslında Cihangir'in evlenme teklifi etmesi için bir plan olduğunu da öğrenmiştim.
"Yavrum anlamıyorum şimdi ciddi ciddi evlenmek mi istiyorsun sen bu Cihangir ile?" annem sanırım evleneceğimi hiçbir zaman düşünmediği için şoka girmişti de sürekli aynı şeyi sorup duruyordu.
"Evet anne. Ben..." diyip sustum. Annemdi o benim nasıl açık açık konuşacaktım ki utanmadan.
"Yavrum! Utanma, sıkılma açık açık konuş benimle. Konuş ki rızanın olmadığını anladığım an olaya müdahale edebileyim ya da rızan varsa ve önüne engel çıkarmaya kalkan olursa engel olayım." diyince annem, kucağımda olan ellerime bakan gözlerimi kaldırıp anneme baktım.
"En iyi sen biliyorsun anne. Seviyorum ben Cihangir'i. Yani istiyorum. Onunla evlenmek istiyorum." o kadar kararlı konuşmuştum ki annem de pes edercesine kafasını sallamıştı.
"Tamam yarın bayram. Ben akşam güzel bir dil ile babana açayım konuyu şimdi başkasından duymasın." diyince kafamı salladım. Ayakta bir o yana bir bu yana giderek bize hesap soran annem sonunda oturmaya karar vermiş ve bana yandan bir bakış atarak tekrar konuşmaya başlamıştı. "Bakayım yüzüğüne." hafif tebessüm ederek elimi anneme uzattım.
"İyi seni tanımış en azından da zarif bir yüzük almış." diyince güldüm. Annem derin bir iç çekip ayaklandı. "Neyse yeter bu kadar dırdır! Kalkın bakalım biriniz camlara girişin biriniz süpürün biriniz de silin. Ama süpürme ve silme dip köşe olacak he!" annem benim bu evden gidecek olmamın stresine çoktan girmişti bile. Belli etmemek için de konuyu farklı yerlere çekiyordu.
"Aaa Sultan teyze yapma lütfen!" Deren'in acıklı konuşmasının peşine Hazal konuşmuştu.
"Hayır benim narin bedenim bunu kaldıramaz Sultan'ım." tabi Hazal'ın peşine de duramamış ve ben konuşmaya başlamıştım.
"Anne ben yeni evlenme teklifi aldım bırak da biraz tadını çıkarayım!" annem kaşlarını çatmış ve ayağındaki terliği çıkarmıştı.
"Siz ikiniz beni kandırıp kızımın evlilik teklifi almasına ortak oldunuz ve kızımın evet demesine sebep oldunuz. O yüzden suçlusunuz bu da cezamız! Sen de evet dedin diye suçlusun bu da cezan! Kalkın bakayım daha sarma sarılacak. Hadi!" bir anneme bir de elindeki terliğe bakınca ne yapacağımızı şaşırmış ve hızlıca ayaklanmıştık. Ben camları silmeye koyulmuşken kızlar da evi süpürüp silmeye başlamıştı. Elimizden geldiği kadar hızlı davranmış ve iki katlı evimizin dip köşe temizliğini tam tamına dört saat gibi sürede bitirmiştik. Canımız çıkmış bir vaziyette kendimizi salonun koltuklarına atmışken kapı çalınca üçümüz de birbirimize bakmıştık. Kimsenin mecali kalmamıştı kapıyı açmak için. Annem halimize acımış olacak ki kapıya gidip açmıştı. Babamın sesini duyunca strese girmiştim çünkü annem ilk bulduğu fırsatta söyleyecekti Cihangir'in ailesi ile hayırlı bir iş için geleceklerini ve artık böylece babam da bilecekti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
YÜREK YANGINI
Genç Kurgu"Beyla?" arkamı döner dönmez ismimi duymam bir olmuştu. Bu oydu işte. Gözlerimin ve kalbimin hasretini çektiği, aklımın ise sürekli kötülediği kişiydi. Sertçe yutkundum hafif tebessüm ile bakıp güldüm. "Cihangir abi." dedim bende. Kaşları çatıldı...
