18. Bölüm

2.9K 125 27
                                        

Medya; Muhteşem çiftimiz BeyGir :)

Hayat, sandığımızdan daha acı vericiydi. Hatta öyle ki zaman dursun isterdi insan çoğu zaman. Ya da hayatı, nefes alıp vermekten ibaret olmasın isterdi. Benim öyleydi. Hayatım nefes alıp vermekten ibaretti şu son bir buçuk aydır.

Üniversite zamanlarıma geri dönmüş, ailemden, mahalleden, kızlardan en önemlisi de yine ve yine Cihangir'den kaçmıştım. Okul yaz tatiline girince bende üniversiteden arkadaşım olan Defne'in yanına, Mardin'e gelmiştim. O burada görev yapıyordu ve tatilde gideceği bir ailesi olmadığı için onun yanına gelebileceğimi söylemişti. Ama artık dönmem gerekiyordu. Bir ay sonra Deren'in düğünü vardı ve ben son zamanlarında onun yanında olup heyecanına ortak olmak istiyordum.

"Beyla! Telefonun çalıyor iki saattir duymuyor musun?" Defne'nin bana seslenmesi ile kafamı ona çevirdim.

"Hayır Defne duymamışım. Kim?" yanıma gelerek telefonumu bana uzattı.

"Kızlar, görüntülü arıyorlar." telefonu elime aldığımda çoktan kapanmıştı. Hemen tekrar uygulamaya girip kızları aradım.

"Sen bizi çıldırtacak mısın Beyla?" Deren fazla sinirli gözüküyordu.

"Bir çalışta şu telefonu açmamana sinir oluyorum ve bu zamana kadar tüm limonlu keklerini senden önce yediğim için de hiç pişman değilim!" Hazal, Deren'den daha sinirli gözüküyordu.

"Kızlar özür dilerim. Duymamışım telefonu. Defne getirdi." Deren gözlerini kıstı ve kaş göz işareti ile Defne'in yanımda olup olmadığını öğrenmeye çalıştı. Yanımda olmadığını belli etmek için kafamı sağa sola salladım.

"O kızın sana bizden daha yakın olmasına da sinir oluyorum!" Deren yine de sessizce söylemişti bu cümleyi. Klasik yakın kız arkadaşların diğer kız arkadaşı kıskanma sorunuydu.

"Yarın oradayım. Geleceğim yanınıza yani." bu sefer kızlardan saklamak istememiştim.

"Buna ne yazık ki sevinemiyorum Beyla. Sen hâlâ tayin istemek konusunda ısrarcı mısın?" derince yutkundum.

"Kızlar bazı şeylerin zoruma gittiğini biliyorsunuz. Ben o kadar sene ondan uzak kalmışken ve tam kavuştum derken tekrar her şeyi tepe taklak etmesi sinirimi bozuyor ve Bursa'nın bana iyi gelmediğini hatırlatıyor."

"Bu tamamen saçmalık! Sana iyi gelmeyen benim o salak kuzenim." Hazal haklıydı. Cihangir bana gerçekten iyi gelmiyordu.

"Görüyor musunuz onu?" Deren kafasını sağa sola salladı.

"Senden hemen sonra göreve gitti. Henüz dönmedi." yutkundum tekrar.

"Deren'in düğününe gelecek mi herhangi bir şey söyledi mi?" Deren direkt olarak söze başladı.

"Görevin uzun süreli olacağını ve katılamayacağını söyledi." onaylarcasına kafamı salladım.

"Ay kızlar özür dilerim ama kapatmam gerek. Görkem arıyor da." Hazal sevimli sevimli gülüyordu.

"Selam söyle enişte savcıma." güzelce sırıtıp gönderdik Hazal'ı.

"Beyla seni zorlamak istemiyorum ama ben yanımda olmanı istiyorum."

"Merak etme bu sefer sizden altı sene gibi uzunca bir süre uzak kalmaya hiç niyetim yok. Yarın olmasa bile bu hafta içerisinde oradayım." Deren hızlıca kafasını salladı ve tam ağlama moduna girmişti ki kapatmam gerektiğini anladım. Çünkü ben ağlamaya başlarsam beni kimse susturamazsın. "Tamam Deren, bu kadar sohbet yeter. Seni çok öpüyorum. Görüşürüüüzz." diyerek telefonu kapatmıştım. Derin bir nefes vererek tekrar dışarı odaklandım. Mardin'in yakıcı sıcağı gündüzleri dışarı çıkmayı zorlaştırıyordu.

YÜREK YANGINI Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin