5. YİTİK KAZANIŞLAR

126K 6.6K 4.4K
                                        

selammmm

Oy vermeyi ve satır aralarini doldurmayı unutmayın ✨

Oy vermeyi ve satır aralarini doldurmayı unutmayın ✨

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

AHZAR-

5. YİTİK KAZANIŞLAR

Elimde tuttuğum kalemi kağıdın üzerinde şekilsiz ve özensiz bir şekilde gezdirmeye devam ettim. Bir sağ, bir sol ve onlarca kalp deseni... arka sıralara geçmiştim ve başımı koluma yaslayarak bir yandan uykulu bir şekilde çizim yapıyordum.

Bugün regl günümün habercisi olan ağrılardan birini yaşıyordum ve derse odaklanmak şurada dursun hangi derste hangi günde olduğumu bile unutacak gibiydim. Sınavlarımı daha geçen hafta vermiştim. Notlarım da iyiydi, hatta öncesinde Deniz'le bu konuda iddiaya bild girmiştik. Daha yüksek alanın bir isteği olacaktı. Kazanan da az farkla Deniz olmuştu. Ne isterdi bilmiyordum, kötü şeyler isteyecek bir çocuk değildi ama onunla ikinci sınıfta kurduğumuz bu bağ bizi nereye götürürdü meçhuldü.

Ve... Korhan Yağız Asraner. Onunla kahve içişimiz üzerinden yaklaşık olarak bir ay geçmişti. Her şey daha rayındaydı. Onu en son kahve içtiğimiz günün iki gün sonrasında görmüştüm birkaç defa, zaten genelde stajyer olduğu için pek görme fırsatım olmuyordu. Okulda olduğu o iki günü onunla yaşadıklarımız sayesinde biliyordum. Gözüm onu arasada, ismini ona söylediğinin aksine unutamasam da bir şekilde aklımdan çıkarmıştım.

"Yağmur!" diye kısık sesle dişleri arasından soluyan arkadaşım Nihal'in sesini duyarken irkilerek sırtımı doğrulttum ve hemen sol tarafta, yanımda oturan arkadaşıma döndüm yüzümü.

Kaşlarımı hafifçe çatarak, "N'oldu?" diye sordum fısıldar bir sesle, göz ucuyla hocaya baktım. "Fevzi hoca konuştuğumuzu görürse yakar çıramızı çabuk."

Gözlerini devirdi yavaşça. "Çıkışta bowlinge gideceğiz bizimkilerle," dedi. "Deniz'de var... sen de gelsene."

Bugün dersimiz erken bitiyordu. Ağrım vardı, bu yüzden gitmek içimden gelmese de Nihal'i sürekli ektiğim bir dönemdeydim ve bahanelerim de değişmiyordu aslında. Beni anlayabileceğini sanmıyordum da, çalışmak ve aynı zamanda okul yürütmek ne demek pek bilmezdi. Derslere bile zar zor geliyordu. Genelde diğer arkadaşlarıyla takılır, onlarla geceleri mekanlara giderdi. Nasıl sınıfta kalmıyordu? Sınav haftaları başlamadan üç hafta önce sadece ders çalışarak geçebilecek sınırda notları alabiliyordu, alamadıklarını da ünlü iş adamı babasının desteğiyle geçmek için çabalıyordu. Yine de onu yargılamaktan, işlerine karışmaktan yana değildim. Bana arkadaşlığı samimiydi ve daha ötesi beni ilgilendirmezdi.

Bu defa yine onu geri çevirmek istemedim ve başımı aşağı yukarı sallayarak, "Gelirim," diyebildim sadece.

O gülümseyerek karşılık verdiğinde çantamın içinden kuvvetli bir ağrı kesici çıkarıp yarısı içilmiş bir şişe suyla ağzıma alarak yuttum. Ağrılarım giderse daha iyi hissederdim ve en azından geçirdiğim vakitleri kendime de etrafıma da zehir etmezdim.

AHZARBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin