Zorluklarla ayakta kaldığı hayatında bir de bursla kazandığı üniversitesini ilerletmeye çalışan Yağmur, hayatının en büyük pişmanlığını yaptı... Birine aşık oldu.
O adam ondan sadece kalbini almadı... ama geride yalnızca pişmanlıklar kaldı.
Peki yıl...
Oy vermeyi ve okurken dalıp yorum yapmayı unutmayalım
Opuyorum cok cok
Keyifli okumalar
Mabel Matiz - Yaşım Çocuk
Madrigal- Dip
Someone To Stay
Feride Hilal Akın/ Hakan Tuncbilek- Sana Saklandı Ruhum
Maya Perest- Yok Bana Bu Cihanda
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
AHZAR-
23. SANRI ve SANCI
GeçmişI.
Onun bir sanrı olmasını dilerdim; sancı olacağını eğer bilseydim.
Bir daha geri dönmezdi ama zaman. Fakültenin içine aynı kalabalıklarla bırakmazdı hiçbirimizi, tek başıma ders çalıştığım o masada önüme kahve ikramı bırakılmazdı artık, saniyeler geçerlen çatık kaşlarım altında onun bakışlarını bulmazdı ela gözlerim, yaşanan yanlış anlaşılma öfkemi bilemezdi mesela, o kahveyi üzerine fırlatmamı sağlamazdı ellerim... adı üstünde, geçmişti ve geçmiş, yanarak kül olduğu o yerdeydi, ateşi içimi yakar halde kalmıştı hâlbuki, yakacak bir şey mi kalmıştı ki?
Alt dudağımı ağzımın içine yuvarlayarak başımı önüme düşürdüm, kısık bir nefes alırken düşüncelerim azılı bir katili andırıyordu; boğazıma yapışmış, nefes alacak alan tanımıyordu. Bir, iki, üç... beş, altı, yedi... hayır, on bir; tam on bir gün geçmişti. O hâlâ burada, etrafımda, tam da şimdi pencere kenarına ulaşsam ve perdeyi aralasam, arabasını görebileceğim o kaldırım kenarında duruyordu. Israrcı, inatçı ve gözardı edilemeyecek kadar kararlıydı. Konuşmak istiyordu... günlerdir, tek istediği buydu. Sabrını zorlayan o ağır his yüzüne kara bulutlar indiriyordu artık; kaşları çatıktı, gözleri sessizdi ve tahammül edemiyordu.
Pes etmesi gerekiyordu. Bırakıp gitmeli, onun her şeye rağmen bir kapı uzakta olduğunu bilen kalbimin sızlanmalarına umut tohumları ekmemeliydi. İzin ver, diyordu artık bir tarafım, onu son defa görmek ve son defa konuşmasına izin vermek isteyen yönümdü. Diğer yandan, bir şeytan taşıyordum kafamın en ücra köşesinde ve gözleri hala delicesine kindar bakıyordu. Onu dinlemek, anlamak ve gururumu ayaklarımla ezerek, bir ihtimal affetmek istemiyordum.