İki arabanın sağımıza ve solumuza gelmesi ile hemen bağırdı.
''KAFANI EĞ'' Diye bağırarak beni kendine çekmeye çalışsa da artık çok geç kalmıştı.Silah sesleri duymam ile beraber midemin biraz üzerinde ve sol omzumda acı hissetmem bir oldu. Vuruldum. Vurulduk. Ve acıyor. Ama farklı bir acı. Bir yıl öce bir hastanede temizlik görevlisi olmuştum. Ve duyduğum acı hissi böyle değildi. Keskin bir acı var ama uyuşma hissi gibi. İlk vurulma anından sonra acı kayboluyormuş ve bedenini soğukluk esir alıyormuş. Bana anlatıkları böyleydi. Ama şuan çektiğim acı asla durmadı. Sanki... İçimde yayılıyordu ve her saniye beynim uyuşuyordu.
Yanımda oturan Özgür abiye döndüğümde endişeyle bana baktığını gördüm.
Beni kolumdan tutup eğdiğinde o da benimle eğildi. Silah sesleri hala geliyor. Birkaç saniye sonra sesler durduğunda Özgür abi konuştu.
''İyi misiniz?'' sesi oldukça kısıktı.
''Pek değil.''
''Kaç kurşun aldınız?'' Şuan kendisini ve beni ayık tutmak için konuşuğunu biliyordum ve bozmadım. Canım acıyor. Fazlasıyla. Kurşunların girdiği yerler de korkunç derece de büyük bir uyuşukluk hissi varken,etrafında korkunç bir acı vardı. Vurulan koluma baktığımda etrafı koyulaşmaya başlamıştı. Dişlerimi sıktım ve zar zor konuştum.
''Sanırım 2. Sen?''
''2 tane, biri sıyrık. Hangi bölgelerinizde?''
''Mide ve omzum. Sol omzum. Senin?''
''Akciğerimin yanından geçen bir tane var, yani umarım... Bir tanede boşluk bölgemde.''
''Telefon-''
''Takip edildiğimizi fark ettiğimde haber verdim. Ambulans yoldadır.'' dedi. Sesi daha fısıltılıydı bu sefer.
''İyi misin?''diye sordum. Değil. Biliyorum değil. Bende değilim.
''Bilemiyorum. Gözüm kapanıyor.''
''Daha önce vuruldun mu?''
''Evet. Şuan çektiğim acının daha fazla olduğu kesin.''
''Dayanmaya çalış. Burak'ı düşün.''
''Ne zaman düşünmedim ki.'' dediğinden sonra gözüm kapanacak gibi olduğunda sesli biraz yükselterek konuştu.
''Gözüktüğünden daha dikkatlisiniz.'' dedi burukça.
''Belki... Bana biraz Burağı anlatsana.'' dediğim şey ile gözlerinde garip bir ifade oluştu.
''Tanısan çok severdin eminim ki. Seninle tanışmak zorunda. Eğer ki o seninle tanışmadan sana bir şey olursa kendimi affedemem.''
''Neden?''
''Daha uygun bir zaman bulabilirsek konuşuruz bu konuyu.'' Aramızda uzun bir sesizlik oluşmak üzereyken kendimi konuşmaya zorladım.
''Güzel seviyorsun Özgür.''dedim dediğini takmadan gülümseyerek.
''Şuan ölebiliriz. Nasıl gülümsüyorsunuz?''
''Sende çok üzgün gözükmedin gözüme.''
''Ben buna hazırım ve eğitimliyim. Ama size bir şey olmasına,size zarar gelmesine izin vermeyeceğim.'' dedi. Ama bu dediğine inanmadım. Fakat gözlerinde farklı bir his vardı.Çalıştığım hastaneler de ölümler gördüm. Ölüme hazırlıklı olan insanlar da vardı,ölmemek için yalvaranlar da. Ama Özgür abinin bakışlarında ki şey farklıydı.
''Kimse tam anlamıyla ölüme hazır olmaz.''
''Belki..'' dedi burukça.
''Üzüldüğüm tek bir şey var.''dedim. Onun da üzüldüğü şeyin aynısı olduğunu biliyordum.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yolculuk gxg
RomanceBasit bir kontrol için gittiği hastanede Zerya, ansızın Kanser hastası olduğunu öğrenir ve yıllar önce hazırladığı Ölmeden önce yapılacaklar listesini gerçekleştirmek için 2 aylık bir dünya turuna çıkar. Üniversite de yalnızca bir kez konuştuğu Asya...