50- Hiç ışık yok mu?

87 10 4
                                    


💌

Hava hafiften kararmaya başlarken gökyüzü kırmızının en güzel tonlarındaydı.

"Gökyüzü çok güzel değil mi?" Diye sordu Zerya hayranlıkla gökyüzüne bakarken.

"Her gün bu kadar güzel aslında,sadece o kadar yorucu hayatlar yaşıyoruz ki gökyüzünde ki mükemmel manzarayı fark bile etmiyoruz." Dedi Asya. Gökyüzü her gün çok güzeldi.

"Hatırlatsana, hergün olmasa da hafta da birkaç gün günbatımı seyredelim." İkisinin de aklına aynı an gelmişti, beraber gündoğumu izledikleri gün.

O zamanlar bu yolculuk ne kadar da masumdu diye geçirdi içinden Asya.

"Nasıl istersen sevgilim. Çıkalım mı artık,beklemesinler."

"Çıkalım çıkmasına da emin ol geç bile gitsek onları bekleriz." Dedi Zerya gülerken. Altına siyah bir pantolon üzerine de bordo bir kazak giymişti. Yıldızlı küpeleriyle tam bir Roma havası veriyordu. Asya ise altına geniş gri bir pantolon üstüne de karamel renkli bir gömlek giymişti. Saçlarıyla uyumluydular.

Oylanmadan otel odasından çıktılar ve asansöre bindiler. Etraf sessiz gözüküyordu. Asansör tam kapanacaken araya giren el ile geri açıldı. Ve otuz iki diş sırıtan Toprak gözüktü. Kapı tamamen açıldığında ise kadraja Ömer de girmişti.

"Bak demiştim yetişiriz diye." Dedi Toprak. Zerya ve Ömerin arasında ki gerginlikten haberi yoktu. Önce Toprak sonra da Ömer asansöre bindi. Zerya asla kaldırmamaya yemin etmiş gibi gözlerini yere sabitlemişti. Ömer'le göz göze gelmek istemiyordu.

Ömer tepkisiz ifadesiyle önce Asya sonra da Zeryaya baktı, baktığı anda içine anlık bir pişmanlık çöktü.

Toprak ve Asya ise ortamın gerginliğini hissetmemiş olacak ki kendi aralarında gülüşüyorlardı.

"İlk tanışmamız biras kötü oldu ama ben Toprak."

"Memnun oldum bende." Dedi Asya. İkiside salak gibi gülümsüyordu.

"Kötü tanıştık derken?" Diye sordu Ömer. Toprak kafasını 90 derece döndürerek "sana sonra anlatırım ben." Dedi.

Saniyeler içinde ortama sessizlik çökerken Toprak şüpheyle bana baktı.

"Sen iyi misin patron?"

"İyiyim,neden ki?"

"Gözlerin alerji olmuşsun gibi kızarmış, çok solgunsun,elinin üstünde kızarıklıklar var galiba birini dövmüşsün,dün sürekli öksürüyordun,bacakların titriyor."

"Çüş." Dedi Zerya saniyeler içinde yaptığı gözlemle.

"Hasta mı oldun acaba?"

"Hasta olunca birilerini mi dövüyorum?"

"Ha birilerini dövdün yani?"

"Hayır ya, hasta değilim merak etme."

"Bedenin öyle demiyor."

"Önemli bir şey değil Torpak."

"Nasıl önemli değil pardon? Saçmalama istersen. Abla." Dedi ve elini zeryanın alnına bastırdı.

"Ateşin de pek yok ama... Biraz var sanki."

"Var mı?" Diye araya girdi telaşla Asya. Elini toprağın elinin yanına koydu ve Zeryanın ateşini hissetmeye çalıştı. Ama bir şey hisedemeyince işi uzmanına bıraktı.

"Odaya geri dönelim mi?" Diye sordu Asya. Gözlerinde ki telaşı gitmemişti.

"Hayır ya gerek yok. Hem konuşmamız gerekenler var."

Yolculuk gxgHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin