18-Ömercik

349 34 19
                                        


**********

Çantamdan siyah gözlüğümü çıkarıp hızlıca taktım. Cooluk vazgeçilmez.  Önümde duran malikaneye çok uzun bakmadan kapımı açtığım sırada Serdar kolumdan tuttu ve elinde bir silah ve her yere sığabilecek ama çok ince ve küçük olan bir bıçak uzattı.

Sorgulamadan aldım ve ona teşekkür eden bir bakış yolladıktan sonra arabadan indim. Arabadan inerken bıçağı ayakkabıma dikey şekilde kodum ve bıçağı da arka belime koydum. Ve yarı gülümseyen suratımla beraber yüzümde ki tüm ifadeleri heme sildim. Birkaç koruma yanıma geldiğinde tam dönmeden onlara baktım.

''Hoş geldiniz efendim. Size eşlik edeyim.''

''Gerek yok. Yolu biliyorum.'' dedim ve arkamda Serdarın varlığını hissederek yürümeye devam ettim. Ne yazık ki yolu biliyorum. Malikanenin içine girdikten sonra beklediğini bildiğim odaya doğru hızlı adımlarla yürümeye başladım. Kapının önüne vardığımda Serdar bir adım önüme geçti ve kapıyı açtı. Onun kapıyı açmasıyla önce ben sonra o odaya girdik. Uzun bir masa vardı ve baş köşelerde sandalyeler yokken masanın sağ ve sol kısmında ikişer sandalyeler vardı.

Ve sol tarafta ki sandalyelerin birinde Ömer piçi yanındakinde ise sarışın bir kadın vardı. Yeliz...

Suratıma yapmacık bir gülümseme yerleştirdikten sonra Ömer'in karşısında ki sandalyeye oturdum. Serdar'a göz işaretleri ile yanıma oturmasını emrettiğimde istemese de şuan zorluk çıkarmasının doğru olmadığını bildiği için sustu ve yanıma oturdu.

''Eee Ömercik ne var ne yok?''

''Her şey var,sıkıntı yok.''

"Çocuk musun amk..." diye mırıldansam da sadece Serdar duymuştu ve hafifçe güldüğünü duydum.

Serdar fazlasıyla sesiz bir şekilde "Ona bu lafı sen söylerdin biliyorsun dimi?" Dediğinde anlık gelen bir aydınlanma yaşadığımda ona ters ters  'kes Bi ya ' diye mırıldandım.

''Eee ne için çağırdın beni? Bir teklifin varmış sanırım. Reddedeceğim net olsa da bana bir teklif de bulunacak kadar düşmen hoşuma gitti.''tek kaşımı kaldırıp söylediğim şey ile hafifçe ellerini sıktığını gördüm ve keyfim biraz da olsa yerine geldi.

''Geçen haftalar da yaptığım bir iş vardı belki biliyorsundur. Ama Faruk bey iş yaptığım adamları kendi tarafın çekti. Gerek var mı böyle ergence şeylere zerya? O iş benim için önemliydi. Paraya para demeyecektim.''

''Para değilde money mi diyecektin? Ya da bulunduğumuz ülkeye bakarak... Yen?'' Yen kore değil miydi ya? Artık bozuntuya veremem. Salaktır O biraz anlamaz. Serdarın bana tip tip bakamaya başlayınca onu görmezden geldim.

Ömer beyimiz, dediğim şeye sinirlenmiş olacak ki ellerini daha çok sıktı ve bir anda masaya vurdu.

Daha o elini kaldırmadan önce Serdar bir şeyler sezmiş olacak ki hemen ayağa kalktı ve silahını ona doğrultu.

''Yavaş ol.'' dedi sinirle Serdar.

''Sınırlarımı zorluyorsun!'' O serdarı takmadan bana hitaben konuştu.

''Farkındayım. Gergin gibisin. Melisa çayı öneririm.'' dediğimde derin bir nefes verdi ve kendini toparlamaya çalıştı.

''Sadece önüme taş koymayı kesin ve yerinizde rahat rahat durun. Bir daha aynısı olurs-''

''Ne olur lan yine olursa? Sen kimsin de bize rahat durmamızı söylüyorsun? Gerçekten ne olur? Yanıma ajan diye bir kızı yollar, sonra ona karşı bir şeyler hissettiğim de bana önce evet deyip, sonra onu kendi yanına geri mi çektirirsin? Kirli işlerini benim üzerime mi yıkarsın? Senin yaptığın şeyler hep ergenceydi zaten. Ama son yaptığın? O-.'' Tam cümlemi devam ettirecekken Serdarın ayağıma attığı hafif tekmeyle ayıldım.

Yolculuk gxgBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin