12 YIL ÖNCEDEN DEVAMKüçük kız üzerinde ince montu ile bir aralık gecesi sokaklarda dolaşıyordu. Söylenen şeyleri ne yazık ki anlamıştı. Ama kafası fazlasıyla karışmıştı. Bir kaldırımda oturdu ve dizlerini kendine çekerek ağlamaya başladı. Öz anne ve babasını tabi ki hatırlıyordu. Fakat neredeyse unutmuşken duydukları ile tamamen hatırlamıştı.
Bir anda omzuna değen el ile hızla kendini geriye attı ve karşısındakine baktı. Ona bakan 10 yaşlarında küçük bir kız vardı.
''Neden ağlıyorsun?'' Bunu gerçekten merak ederek sormuştu.
''Yok bir şey'' dedi burnunu çekerken.
''İnsanlar boşu boşuna ağlamaz. Çocuklarda üzüldüklerinde ağlar. Neden üzgünsün?'' diye sordu minik Zerya.
''Evsiz kaldım. Kimsem yok'' diye mırıldandı minik kız ve tekrar ağlamaya başladı. Küçük Zerya ağlayan kıza hemen sarıldı ve sırtını okşadı.
''Ağlama ama...''
''Neden.?'' dediğinde zerya kafasını geri çekti ve kızın suratına baktı.
''Ağlamak sana yakışmıyor. Gülsene bi'' dediğinde minik kız garipsedi ama zorla da olsa gülümsedi. ''Bak,çok yakıştı.''dedi ve Zerya da gülümsedi.
''Sana daha fazla yakıştı.'' dediğinde Zerya biraz kızardı ama kıkırdadı.
''Hep gülümse tamam mı?'' dedi Zerya karşısında ki kıza. Minik kız kafasını salladı ve konuştu. ''Adın ne senin?''
''Zerya. Senin ki?''
''Elif'' dedi minik kız. Ama suratı düşmüştü.
''Neden üzüldün? Daha biraz önce hep gülümseyeceğini söyledin''dedi Zerya sitemle.
"Adım benim adım değil. Annem ve babamın koyduğu isimi hatırlamıyorum. Ama bu ismi bana dedem verdi. Ve dedemi pek sevmiyorum. Bana sürekli vuruyor."
"Beraber bir isim bulalım mı?" Dediğinde Elife bu fikri cazip gelmişti. Heyecanla kafasını salladı.
"Ne olsun ismim?"Diye sordu merakla. Ne derse sonsuza kadar kendi ismi olarak kullanacaktı.
"A harfiyle başlayan bir isim olsun mu?"
"Neden? Bir anlamı mı var?"
"İsminin baş harfi alfabede hangi harf ise onun tam tersi olan harf baş harfi olan biri ile sonsuza kadar birlikte olabilirlermiş. Yani benim adımın baş harfi sonuncu harf, seninki de ilk harf olursa hayatımız boyuncu hiç ayrılmazmışız." Dedi Zerya.
"Ama bu çok saçma" diye itiraz etti Elif. Zerya alınmış bir şekilde kafasını başka yere çevirdi. "Sen ne koyuyorsan koy ismini o zaman" dediğinde Elif güldü ve kafasını salladı.
"Şaka yaptım şaka" dedi.
İki küçük kız bir süre konuştuktan sonra Elif sabahtan beri hiçbir şey yemediğini söyledi.
"Benim yanımda biraz para var. Sana kurabiye alayım mı?"dediğinde Elif kocaman gülümseyerek kabul etti.
"O zaman sen bekle ben hemen geleceğim" dedi.
"Ama daha ismimi koymadık"
"Ben gelene kadar düşünürüm bir şeyler" dedi ve Zerya sokağın sonunda ki Bakkala doğru yürümeye başladı.
Bu sırda kaldırımda oturmaya devam eden Elif, Zeryayı beklerken asla görmeyi beklemediği birini gördü. Dedesini.
Dedesi de onu görmeyi beklemiyordu ki şaşırmıştı. Fakat Kızı gördüğü an yüzü büyük bir nefret ve öfkeyle dolmuştu. Moraran suratından dayak yediği ortadaydı. Elif ayağa kalktı ve birkaç adım geri gitti.
"Benden kalabileceğini mi sandın piç" dedi ve küçük kızı saçlarından tutarak çekiştirmeye başladı. Elif büyük bir çığlık attı belki Zerya gelirde onu kurtarır diye. Zerya onun gözünde bir kahraman olmuştu bile.
Zerya o sırada kurabiyeyi almıştı ve yokuş yolda yürüyordu. Duyduğu çığlık sesiyle elindeki kurabiyeyi yere bıraktı ve yaşına göre çok hızlı bir şekilde Elifin yanına doğru koşmaya başladı. Ve en sonunda beraber oturdukları yere gelince gördüğü şey ile daha hızlı koştu. Bir adam elifin saçlarından tutmuş onu sürüklüyordu.
Hemen yanlarına geldi ve 55-60 yaşlarında ki ihtiyarın bacak arasına tekme attı. Adam elifi bırakınca Zerya elifin ellerinden tutup koşmaya başladı. Ama yaşlı adam pes etmeden cebinden bir bıçak çıkardı ve daha uzaklaşmamış olan Elifin saçlarından tekrar tutarak onu kendine çekti.
Elif artık hıçkırarak ağlıyordu. Adam bıçağı kıza saplayacağı an Zerya elinde ki bıçağı aldı ve adamın boynuna sapladı.
O gün küçük bir kız ilk cinayetini işledi. Ve bundan bir saniye bile pişmanlık duymadı.
Ve o gün başka bir küçük kız bir cinayete şahitlik etti. Ama 'katilden' bir an olsun korkmadı. Bir an olsun onu suçlamadı. Ve saçlarında ki el gevşediğinde Zerya'nın beklemediği şekilde gelecekte ki ismi ile Asya, karşısında ki kahramanının kollarının arasına girdi.
Zerya, küçük kızın ondan korkmasını beklerken hiç de beklediği gibi olmamıştı. Bir süre şaşırsa da sarılmasına hemen karşılık verdi.
Bu tatlı sarılma olay yerine gelen Sibel hanım, Faruk bey , Serdar ve Akın ile bölündü.
********

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yolculuk gxg
RomansBasit bir kontrol için gittiği hastanede Zerya, ansızın Kanser hastası olduğunu öğrenir ve yıllar önce hazırladığı Ölmeden önce yapılacaklar listesini gerçekleştirmek için 2 aylık bir dünya turuna çıkar. Üniversite de yalnızca bir kez konuştuğu Asya...