49-Sen Beni Ölsen Unutamazsın

129 19 0
                                    

Emre Aydın- Sen beni Unutamazsın

💌

Asya'nın beni bırakmayacağını bildiğim için onu otele götürmeyi es geçerek havalimanına doğru ilerlemeye başladım.

Hastalığımı ömerle veya diğerleriyle konuşmak istemediğim için başka birini göndermeyi planlamıştım. Ama bu saate kimseyi uyandırmak istemiyordum. Uykum da yoktu zaten.

Havalimanına vardığımda Ömer'in uçağının inmesine 25 dakika vardı. O sırada biraz kestirmeyi planlasam da uyku tutmayınca masanın ön gözüne koyduğum şiir defterimi elime aldım ve bir şeyler yazmaya başladım.

15 dakika sonra bunalmaya başladım. Araba biraz nefessizdi ve pencereyi açtığımda Asya mızmızlanıyordu. Kapıyı açıp arabadan çıktım. Etrafta bir kaç araba ve taksiler vardı. Çıktığımda hâlâ nefes alamamaya devam ettiğimde gerilmiştim.

Dün çantamı arabada bıraktığıma şükür ettim ve içinden spreyimi çıkardım. Doktor ilk teşhis konulduğunda bana bunu vermişti. Nefes alamayacak gibi hissedersem 3 defa 10 saniye aralıklarla içime çekmem gerektiğini söylemişti.

Sakin kalmaya devam ederek dediklerini tekrarladığım da nefeslerim düzelmeye başlamıştı.

"Diğer tarafa gidiyordum az kala." Dedim ve kendi kendime güldüm. Sonra ne kadar saçma bir şeye güldüğümü fark edip yine güldüm. Son olarak çok garip durduğunu fark ederek sustum.

Kimse gördü mü diye gizlice etrafa bakarken gözlerim bana bakan bir çift göz ile buluştu. Aramızda 6 metre vardı ya da yoktu. Bana sinirliydi,kırgındı,belki suratımı bile görmek istemiyordu ama buna rağmen dolu gözleriyle bana doğru birkaç adım attı.

Tam karşımda durduğunda bir şey demek ister gibi ağzını açtı ama gözlerini sıkıca kapatarak ağzını geri kapattı. Ellerini sıktığını gördüm. Konuşmak isteyip cümleleri birleştiremediğin de böyle yapardı.

"Özür dilerim." Diye mırıldandım duymayacağını düşünerek. Ama duymuştu.

"Ne için?" Geçenkinin aksine 'hangisi için?' dememişti. Bu detay bile beni gülümsetti.

"Buraya gelmek zorunda bıraktığım için. Ama konuş-" Sesim şimdiden titremeye başlamıştı. Bu kadar hassas davrandığım için kendime küfür ettim.

"Sorun değil." diye sözümü kesti. "Ne yaşanırsa yaşansın sen... Sen kardeşimdin. Bir zamanlar. O zamanların hatrına sana katlanacağım." diye ekledi en sonda.

"Artık değil miyim?" dedim ne zaman dolduğunu bilmediğim gözlerimle.

Buraya geldiğinden beri dolu olan gözlerini sildi.

"Artık değil." Dedi ama daha sonra ekledi. "Önemi yok, takma bunlara." Yüzüme bir daha bakmadan arabaya bindi. Asyayı görmüş olacak ki arkaya koltuğa geçmişti.

Eskisi gibi olamayacağımızı, beni birkaç ayda affetmesinin mümkün olmadığını biliyordum ama yüzüme vurulması ağır gelmişti. Gözyaşlarım akarken dudaklarımdan çıkan hıçkırığı elimle kapatmaya çalıştım.

"Hasaslığımı sikeyim ya." Sessizxe küfür ettim titreyen sesimle. Ama sanki üzüldüğümde hissediyormuş gibi yanımda biten Asyayı görmemle kendimi onun kollarında buldum. Ben hareket bile edemeden o kollarını boynuma dolamıştı.

"Ağlama Zerya, yemin ederim gözünden akan her damla yaşla içim gidiyor be kızım, ağlama." Dedi ben ağlamaya devam ederken.

"Ağlamamalıyım, ağlamamalıyım."

Yolculuk gxgHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin