Birlikte bir şeyler izledikten sonra anne babası eve geldi. Onlarla biraz sohbet ettik ve odamıza çekildik.
Hyunjin duştan çıktığı gibi saçlarını kuruttu. Yoksa saçlarındaki su soğuduğu için başı ağrımaya başlıyordu. Bu sırada ben de duşa girdim.
Kıyafetlerinden bana uygun olanı giyerek yatağa uzandım. O da başını göğsüme koydu ve uzun bir süre sohbet ettik. "Felix buradaki son haftan... Hep bizde kalsan olmaz mı?"
"Babamdan o kadar gün için izin aldım. Şimdi tekrar kalmak istediğimi söylesem şüphelenebilir. Hem Hypen çocukları da sessizleşti, bir sorun yok gibi görünüyor." deyip saçlarını okşadım.
Bir süre konuşmadan durduktan sonra hızlıca doğruldu ve sırtını bana çevirdi. "Ne oldu Hyunjin?"
"İkimizin sessizliğinde ilgim kokuna gitti, tekrar kontrolümü kaybetmeme sebep olacaktı bu yüzden çekildim."
Doğrulup oturdum ve başını bana çevirdim. Gözleri kıpkırmızı olmuştu.
"Şimdi dişlerin yine sivrileşti mi?" deyince ağzını açmadan başıyla onayladı.
"Tekrar bakma şansım var mı peki?" deyip daha yakınına geldim. Hyunjin başta çekinse de dişlerini gösterdi ve ben yine hayran kalmıştım.
"Daebak... Bir saniye içinde nasıl bu kadar sivrileşiyorlar?"
İşaret parmağımla dişlerine yaklaşınca bileğimi tuttu. "Ne yapıyorsun?"
Ellerimiz hâlâ havadayken "Dişlerine dokunmak istiyorum." dedim.
"Bu beni zorlayacak ama pekala... Ucundaki sivri kısımlara sakın dokunma." demesiyle heyecanlanıp başımla onayladım.
"Tamam dikkat edeceğim!"
Parmağımı Hyunjin'in dişlerinde gezdirdim. İnci gibi bembeyaz ve çok güzel gözüküyordu. "Dilini de dişlerinde gezdirsene." deyip sırıttım.
Birkaç saniye şok geçirdikten sonra dilini çıkardı ve gezdirdi. Hyunjin ne istersem isteyeyim beni kırmadan yerine getiriyordu. "Bu çok seksi görünüyor..." dememle gülümsedi.
Dudaklarına birkaç saniye bakıp derin nefesler aldıktan sonra dayanamadım ve öpmeye başladım. O da elini boynuma götürüp karşılık verdi.
Kısa sürmeyeceğini anlayınca beni kucağına alıp dudaklarımı emdi. Üstüne biraz daha rahat oturup kollarımı omzuna getirdim ve dudaklarımı aralayarak karşılık verdim.
Hyunjin'in bir eli tişörtümün altından belime gelince kasıldım. Soğuk olduğu için gıdıklanmama sebep olmuştu.
Başımı biraz arkaya yatırıp boynumu açtığımda direkt oraya yöneldi ve kokumu içine çekmeye başladı. Arada hafif hafif öpüyordu.
"Hyunjin... tadıma bakmak ister misin?"
Ben böyle deyince kendine geldi ve geri çekildi. "Ne dedin sen?"
"Yani, bir sakıncası yoksa... Kanımı içmek ister misin?" dediğim gibi beni kucağından indirdi ve gözleri kahverengiye dönmeye başladı. "Sakıncası var Felix, bu çok riskli."
"Ama ben kendi rızamla istiyorum." deyip tekrar kucağına çıkmaya çalıştım. Buna izin vermeden direkt ayağa kalktı.
"Hayır, kendimi tutamayabilirim..."
Ben de ayağa kalkıp üstüne yürümeye başladım. En sona gelince kollarımı duvara yaslayıp onu sıkıştırdım. "Bunu kendim istiyorum."
Gözleri kararsız bakmaya başladı. Nasıl bir his olacağını çok merak ediyordum bu yüzden onu baştan çıkarmaya karar verdim. Parmaklarımın üstünde yükselip boynumu yüzüne yaklaştırdım ve kulağına fısıldadım. "Hadi Hyunjin, lütfen..."
Gözleri kapandı ve kokumu içine çekti. Beni bir saniyede yatağa getirip uzandırdı. Gözleri tekrardan kıpkırmızı olmuştu.
"Şansını çok zorladın, artık pes ediyorum." dedi ve boynuma yaklaştı. Dudaklarını aralayarak öpmeye başlayınca elim saçlarına gitti.
Birkaç kez emdikten sonra başını son kez kaldırdı. "Daha başlamadım, emin misin Felix?"
Saçlarını okşayıp başımı salladım. Onayımı aldıktan sonra tekrar boynuma eğildi.
Önce tenimde iki sivri nokta hissettim. Sonra boynuma yavaşça dişlerini geçirdi. Düşündüğüm kadar acımıyordu, orası karıncalanmış gibi geliyordu.
Dudaklarını da tenime değdirince kanımı emmeye başladığını hissettim. Benden istemsiz bir ses çıktı: "Mmh..."
Bu bir çeşit uyuşturucu gibiydi. Kanımın akış yönü değişmiş gibi geliyordu ve içim gıdıklanıyordu. En önemlisi ise karşımdaki de bundan zevk alıyordu.
Birkaç kez emdikten sonra geri çekilip kanayan yerleri öptü. "Bu hayatım boyunca tattığım en güzel şeydi..."
Gözlerine baktığımda ilk defa bu kadar parlak kırmızı olduğunu görmüştüm. Dudakları kanımla renklenmişti ve hızlı hızlı nefes aldığı için aralık kalmıştı.
Başını kendime çektim ve dudaklarını emdim. "Biraz daha ister misin Hyunjin?"
"Yorulmadın mı?" deyip elini yanağıma getirdi. Başımı hayır anlamında salladım. "Gayet iyi hissediyorum."
Gülümseyip alnını göğsüme koydu. Nefesleri düzeldikten sonra kalktı ve boynuma tekrar yaklaştı. Kokumu içine çekip birkaç kez uzunca öptü ve dişlerini aynı yerden tekrar geçirdi.
Bu sefer kendimi daha rahat bıraktım ve ona teslim oldum. Gözlerimin kapandı, Hyunjin'e güveniyordum.
Eli enseme gidince tekrar emmeye başladı. Artık beni kendine çekiyordu, daha rahat emiyordu ve ara ara mırıldanıyordu. "Mmh..."
Kan kaybettiğim için başım biraz dönmeye başlamıştı ama ona hiçbir şey söylememiştim. Durgunlaştığımı fark edince geri çekildi ve yüzüme baktı. "İyi misin?"
Başımla onayladım ama hâlâ gözlerim kapalıydı. Boynumdan akan kanları yaladıktan sonra yanıma uzanıp elini karnıma koydu. "Teşekkür ederim Felix, bu çok güzeldi..."
"Asıl teşekkür etmesi gereken benim, isteğimi kontrollü bir şekilde yerine getirdin. Geri çekilmeseydin ben kendimi çoktan bırakmıştım."
Tekrar kan akmaya başlayınca doğruldu ve yaramın üstünü biraz daha yaladı. "Kanın neden bu kadar geç pıhtılaşıyor senin?"
"Bilmem." deyip düşüncelere daldıktan sonra devam ettim. "Hyunjin, az önce durmasaydık bana ne olacaktı?"
"Vampire dönüşecektin."
"Peki ilk gece neden beni vampire çevirmedin? Irkınızı artırmak sizin için iyi bir şey değil mi?" deyip gözlerine baktım.
"Her önümüze geleni vampir yapamayız Felix. Bu insanlık için kontrolü zor bir şey olurdu." dedi ve başını boynuma gömdükten sonra sessizce konuşmaya devam etti:
"Zaten o gece seni ısırsaydım aramızda duygusal bir bağ olmadığı için ölürdün. Ancak şimdi ısırırsam vampire dönüşürsün..."
"...çünkü seni seviyorum."
Boynumu birkaç kez öptükten sonra sarıldı. Ben de ona hafifçe döndüm ve iyice birbirimize sokulduk. "Ben de seni seviyorum..."
"Hatırlıyor musun? Seni ilk öptüğüm gece hafızanın silinmediğine şaşırmıştım. Bunun sebebini öğrendik."
Doğrulup yüz üstü uzandım ve Hyunjin'i dinlemeye devam ettim. Elini önüme düşen saçlarıma getirip hafifçe arkaya taradı. "Bizim kalplerimiz birbirine bağlanmış Felix..."
"Bunun anlamı ne?" deyince saçlarımdaki elini serbestçe yatağa bıraktı. "Yani benim güçlerim sana etki etmiyor."
Bunu duyduğum gibi sinsice sırıtmaya başladım ve üstüne çıktım. "Hyunjin beni vampire dönüştür."
🩸🩸🩸
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bite me | Hyunlix
Fiksi Penggemarİntihara meyilli Felix, kaçamak yaptığı boş binaların birinde garip bir kavgaya rastlar. Kendini aniden olayın merkezinde bulunca tarafların insan olmadığını fark eder... Bir vampir hikayesi ♥️ Smut içermektedir❗️ 🥇#skz 🥇yongbok 🥇#chanbin 🥈#hy...
