İntihara meyilli Felix, kaçamak yaptığı boş binaların birinde garip bir kavgaya rastlar. Kendini aniden olayın merkezinde bulunca tarafların insan olmadığını fark eder...
Bir vampir hikayesi ♥️ Smut içermektedir❗️
🥇#skz
🥇yongbok
🥇#chanbin
🥈#hy...
Leeknow'un evine ilk geldiğim günden beri sık sık buluşuyorduk. Genelde o beni çağırıyordu çünkü ben çekiniyordum.
Her seferinde başka bir bahane bulup davet ediyordu. Bu hem komiğime gidiyordu hem de içimi rahatlatıyordu. Aslında biraz kendimizi kandırıyorduk.
Ormanın başına gelince onu arıyordum, korktuğumu ve yorulacağımı biliyordu bu yüzden beni sırtında taşıyıp 5 dakikada eve getiriyordu.
Onunla bazen film izliyorduk, bazen bahçede oturup kedilerle oynuyorduk, bazen de bir şeyler içip sohbet ediyorduk.
Beni arkadaş olarak görüp görmediğinden emin değildim. Evet o gün öpmüştü ama o sırada cesaretlik görevini yapıyordu. Kan emdiği gün de hayatımı kurtarmak için yapmıştı, hiçbir şeyden emin olamıyordum.
Felix'lerle ne zaman buluşsak diğer herkese kaba konuşuyordu ama bana kibardı. Özel hayatını başka kişilerle pek konuşmadığını da söylemişti.
Çocukken yalnız yaşadığını, yetim kalınca işkence gördüğünü ve sonra dayısının onu nasıl kurtardığını anlattıkça masal dinliyormuş gibi hissediyordum.
Son zamanlarda Felix'ten çok onunla yakınlaşmaya başlamıştım. Kedilerine aşıktım, sürekli yanlarında kalmak istiyordum. Onlar da tüylerini sevmemi istiyordu çünkü ellerim sıcaktı.
Birkaç hafta sonra yine beni eve çağırdığında "Hey, kediler seni özledi. Bana gelmek ister misin? Seni alabilirim." demişti.
Hiç naz yapmadan kabul etmiştim. Bu sefer direkt kapımdan alacaktı çünkü akşam olmak üzereydi. Ona konum attıktan sonra hazırlanıp yanıma çanta aldım, telefonla arayınca aşağıya indim.
"Soonie bak! Kim gelmiş..."
Kedinin patisini tutup bana el sallıyormuş gibi yaptı. Beni görünce miyavlamaya başladı. "Soonie beni almak için sen de mi geldin- HEPSİ GELMİŞ!"
Direkt arabaya atladım, Leeknow da kedileri kucağıma verdi. Hepsi birden üstüme saldırmıştı, yol boyu gülme tutmuştu.
Önce markete gidip mama ve yemek aldık, sonra evin yolunu tuttuk. Eşyaları içeri taşırken çantama baktı. "Neden bu kadar çok eşya var?"
"Kaç gün kalacağımı bilemedim o yüzden birkaç eşya fazladan getirdim..." deyince gülümsedi.
Ertesi gün bahçede mama verirken "Rahatsız olmuyorsan burada istediğin kadar kalabilirsin. Başka kimse yok zaten." dedi.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Biraz vakit geçirdikten sonra mutfağa gittik. Leeknow et paketini açtığı gibi gözleri kırmızılaştı. "Bu şekilde de yiyebiliyor musunuz?"
"Tabii. Hatta yalnızken direkt böyle yiyorum. Pişince bütün kan ve vitamin ölüyor."