Kemerimi takarak uçuşa geçmeyi beklerken başımı çevirip yan koltuğumda oturan Kerem'e bakmıştım. O ise yüzüne yerleşen mağrur bir ifadeyle uçağın yuvarlak olan penceresinden dışarıya bakıyordu. Başımı omzuna yaslayıp derin bir iç çektiğimde dahi bakışlarını pencereden ayırmamıştı. Uçağın kabin sorumlusu bir kadın yanımıza gelerek, "Çınar Bey." dediğinde bakışlarını koridorun ortasında duran kadın çevirerek, "Evet." demişti, dümdüz bir ses tonuyla.
Yakasındaki kartvizitte 'Gülcan' yazan kadın yüzüne yerleştirdiği gülümseme ile, "Kaptanımız Sadık Bey, uçuş için onayınızı bekliyor." dediğinde Kerem başını sallayarak, "Onaylıyorum." dediğinde kabin sorumlusu Gülcan başını sallayarak arkasını dönerek gitmişti. Birkaç dakika içinde uçuşa geçeceğimiz sırada Kerem başını eğerek koridorun diğer tarafında ki Kaya'ya bakarken, "Tak artık şu kemerini." demişti, bir çocuğu azarlar gibi.
Kaya derin bir nefes alarak kemerini taktığında çok geçmeden uçak kalkışa geçmişti. Tamamen yükseldiğimiz ve uçuş seyrine geçtiğimiz anda uçaktaki herkes kemerlerini çözmüştü.
Kaya kitap okuyan Ecmel'in dizini ayağıyla dürterken, "Pişt." deyince Ecmel başını kitaptan kaldırmadan, "Ne var?" demişti, ciddi bir ifadeyle.
Kaya ayaklarını ön tarafa doğru uzatarak, "Beyzat nerede?" diye, sormuştu merakla.
Ecmel kitabına bakmaya devam ederken, "Çınar sabah olmadan göndermişti onu, hazırlık yapması için." dediğinde, Kaya bir cevap vermeyince Ecmel de kitabını okumaya devam etmişti. Kanat oturduğu yerden ayağa kalkarak ön tarafa gideceği sırada İnce Kanat'ın kolunu tutarak, "Hayırdır?" deyince Kerem söze girerek, "Kanat rahat bırak Sadık'ı, otur yerine." demişti, kızarak.
Kanat kolunu İnce'den çekerek, "Lan bir şey yapmayacağım, iki muhabbet edip gelirim." deyince İnce ve Kerem aynı anda gözlerini devirmişti ve Kanat pilot kabini olan kokpite doğru ilerlemişti.
Başımı çevirip Kerem'in gözlerine bakarken, "Sen hiç uyumadın mı?" diye, sormuştum merakla. Eğilip dudağıma küçük bir öpücük bırakarak, "Hayır." dedikten sonra yeniden pencereye çevirmişti başını, fazlasıyla durgundu.
Kaya ayakkabılarını çıkartıp ayaklarını Gaza'nın dizlerinin üzerine koyunca Gaza Kaya'nın ayaklarını iterek, "Lan, rahat dur!" demişti, kızgın bir ses tonuyla.
Kaya da kaşlarını çatarak, "Ayaklarım ağrıyor, n'olacak yani dizinde dursa? Ölmezsin." diyerek, yeniden ayaklarını Gaza'ya uzatacakken Gaza ayağıyla Kaya'nın ayaklarını iterek, "Siktir lan." dedi, bacak bacak üzerine atarken.
Kaya bu seferde ayaklarını Ecmel'in dizlerine koyacakken Ecmel başını kaldırıp, "Aklından bile geçirme." deyince Kaya ters bir bakış atarak ayaklarını indirmişti.
Servet ve İrem başlarını birbirlerine yaslamış bir vaziyette gözlerini kapatmış dinleniyorlardı. Artemis'te başını Başak'a yaslayarak Başak'ın elindeki telefona bakıyordu. Telefona takılı olan kulaklığın biri Artemis'te diğeri Başak'taydı. Müge de hemen onların yanında oturmuş elindeki tablet ile ilgileniyordu. Cengiz Tönge ve Burak Şeyhanlı da kendi aralarında muhabbet ediyorlardı.
İnce ve Gurbet ise telefondan poker oynuyor arada birbirlerine söylenip duruyorlardı. İlber de Ecmel gibi kitap okuyordu. Damla ise kulağına taktığı kulaklık ile kendi hâlindeydi.
Kerem cebinden çıkarttığı telefonuyla sosyal medya hesabında dolaşırken önüne düşen paylaşımlara bakıyordu. Üzerimdeki yorgunluk ile omzundaki başımı göğsüne yaslamak istediğimde sağ kolunu açarak sarmalamıştı beni. Gözlerimi kapatarak iniş yapana kadar uyumayı planlıyordum.
Fakat bir anda yüksek sesle açılan müzik ile gözlerimi açarken şaşkın bir şekilde koridora bakmıştım. Alkan elindeki ses bombasıyla bize doğru yanaşırken kızlar çalan şarkıya kahkaha atmışlardı. Alkan telefonunu cebine yerleştirip ses bombasını boş koltuklardan birine bırakarak ortaya geldiğinde İsmail YK'nın şarkısına eşlik ederek, "Deli dolu, bomba gibi kızlar burda...
Canavar hepsi, can ciğer kuzu sarma... Onlara uzaktan bakmak yetmez bana... Kafayı üşütürüm dokunmadıkça!" diyerek dans ettiğinde kızlar da kalkmışlardı ayağa. Şaşkınca onlara bakıyordum, hani herkes yorgundu?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ŞANS OYUNU (+18)
Romance"Tilki gibi dostun olacağına, aslan gibi düşmanın olsun." derdi, Örgüt'ün lideri Kerem Karadağ. Bir istihbaratçı ile bir teröristin aşk hikâyesidir.
