61. Perde

257 21 24
                                        


Reha Karadağ'ın Neslihan Şeyhanlı'ya söylediği sözleri Kerem Karadağ'ın ağzından duyduğum andan itibaren avuçları arasındaki ellerim bir serçe gibi titrerken, "Kerem." demiştim, ürkek bir hâlde.

Kerem ellerimi tutmaya devam ederken, "Hikâyenin bu kısmından sonrasını dinlemedin mi?" demişti, gülümserken.

Başımı olumsuz anlamda salladığımda Kerem ellerimi sağ elinin avcunda tutarken sol elindeki yüzüğü kaldırarak, "Hikâyenin tam bu kısmında yüzüğü takıyor olman gerekiyordu." demişti, gözlerime bakarken.

Dudaklarımı birbirine bastırarak yutkunduktan sonra, "Sen bana evlenme teklifi ediyorsun." demiştim, sakin kalmaya çalışarak.

Kerem kaşlarını çatarak bakarken bana, "Gerçekten öyle mi yapıyorum? Tüh, o kadar da belli etmemeye çalıştım ama, sen nasıl anladın bunu?" deyince, daha çok şaşırmıştım.

Bir an da gülmeye başlamasıyla benimle dalga geçtiğini anlarken avcundaki sağ elimi çekerek göğsüne vururken çatılan kaşlarım ile, "Hiç komik değil." demiştim, kızarak.

Kerem derin bir nefes alarak alnını alnıma yaslarken, "Güzelim bana kalsa burada böyle günlerce kalabilirim seninle ama, en azından bir cevap alsaydım keşke." dedi, yalandan sitem ederek.

Bir beklenti içinde gözlerimin içine bakmaya devam ederken, "Seni en çok ben, hep ben..." demiştim, beklediği cevabı vererek.

Kerem yüzüne yayılan saf gülümsemenin ardından sağ elimi tutarak elindeki yüzüğü parmağıma taktıktan sonra gözlerimin içine bakarken, "Şuan seni öpmemek için nasıl bir çaba sarf ettiğimi tamin bile edemezsin." dediğinde çatılan kaşlarım ile, "Neden öpmüyorsun?" diye sorduğumda başıyla sağ tarafını işaret edince bakışlarımı çevirdiğimde konağın en üstündeki geniş avluya bakmam ile yüzüme bir gülümseme yerleşmişti. Herkes oradaydı, ve bize bakıyordu.

Dönüp Kerem'e baktığımda alnıma bir öpücük bırakırken sağ elini yumruk yaparak baş parmağını havaya kaldırdığında konağın avlusundan buraya gelen alkış sesleri ile kıkırdamıştım. Kollarımı boynuna sardığımda kolları belimi kavrarken gözlerimin dolduğunu hissetmiştim. Kerem bana sarılmaya devam ederken elimi kendime doğru tutarak parmağımın üzerindeki yeşil taşlı yüzüğe bakarken içim kıpır kıpır olmuştu.

Geriye çekildiğimizde başımı konağa çevirdiğimde avludaki herkesin dağıldığını görünce, "Gittiler." deyişimle Kerem dudaklarıma yapıştı. Alt dudağımı uzun uzun öptükten sonra geri çekildiğinde gülümsedim. Ardından elimi tutarak atının yanına gittiğimizde elimi uzatarak beyaz yelesini okşadım. Bembeyaz saçları vardı, ve yumuşacıktı.

Kerem eğerin ayaklığına basarak atın üzerine bindikten sonra kollarını bana uzatarak, "Gel." deyince şaşkınlıkla ona baktığımda, "Bende mi bineceğim?" diye, sormuştum.

Başını sallayarak, "Evet, hadi." demişti, gülümseyip. Kerem'e doğru yanaştığımda elimden tutarak beni kendine doğru çektiğinde, beni kendi önüne yan bir şekilde oturtmuştu.

Ellerim korku içinde titrerken, "Kerem ya düşersem?" demiştim, endişeyle. Kerem kollarını belime sabitleyerek iki eliyle atın yularını tuttuğunda başıma bir öpücük bırakırken, "Düşmezsin." demişti, naif bir ses tonuyla.

Kerem'in yuları çekmesiyle at hareket edince, "Kerem!" demiştim, korkarak. Kerem kahkaha atarken at olduğu yerde dönmüş ve köprünün üzerinden konağa doğru yürümeye başlamıştı. Ellerim ile Kerem'in kolunu tutarken, "Ama sen beni tutmuyorsun ki, bak şimdi düşeceğim!" demiştim, kaşlarımı çatarak.

Kerem başımın arkasına da bir öpücük bırakırken, "Sakin ol." demişti, fısıltıyla. Çok geçmeden konağın önüne geldiğimizde adamlardan birisi büyük kapıyı geriye doğru iterken ön bahçeye girmiştik. Ardından bize doğru gelen seyis kıyafeti giyinmiş adamı görmüştüm. Adam bana ellerini uzattığında dikkatlice tutarken, aşağıya inmemi sağlamıştı. Kerem de inerken atın üzerinden, "Götürebilirsin Rüzgar'ı." demişti, adama.

ŞANS OYUNU (+18)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin