24. Bölüm

44 10 0
                                    

Efsun

"Bir insan kendini nasıl mı daha güzel hissederdi? İşte böyle."

Günler birbirini kovalıyor, hayatımız sıradan ilerliyor ve her şey normal gidiyordu. Hayır. Bu söylediklerime ben bile inanmamıştım.

Elimdeki kitaplarla okulun uzun koridorunda yürürken camlardan giren kırık güneş ışıkları, gündüz vakti yolumu aydınlatıyordu adeta. Sıcak hava bunaltıcı olduğu kadar müjdeleyiciydi de. Güzel şeyler için. Bu okul ve kararlarıyla ilgili aklıma bir çok soru takılıyordu. Mesela niçin 23 Mart'ta nevruzu kutlamamıştık? Neticede asırlardır atalarımız tarafından kutlanan bir bahar müjdesiydi. 23 Mart tarihimiz ve için önemli bir tarihti. Ergenekon Destanında, demir dağın o tarihte eritilmesi gibi. Bu bir gelenekti ve bir takım ritüeller, ayinler eşliğinde insanlar eğlenirdi. Üniversite, sene başında yaşanan kötü olaylar yüzünden kutlama yapmanın doğru olmayacağı konusunda çalkalanmış, yapılan oylamanın sonucunda geleneklerimizi sürdürmeye devam etmemiz gerektiği kabul edilmişti. Ne de olsa bu yeni yılı ve kurtuluşu temsil ederdi. Tabii kurtulduğumuz konusunda kafamda bolca şüphe vardı.

Dersim biteli yarım saat kadar olmuş, sınıftan çıkar çıkmaz kapının önünde beni bekleyen Miray'la karşılaşmıştım. Bana işi düştüğünü ve yardımımı istediğini söylemişti. Tabii ki konu nevruzdu. Dekanlık ve rektörlük arasında çıkan 'Nevruz kutlanmalı mı?' kavgası uzun sürmüş, bu nedenle Nevruz ileri bir tarih ertelenmişti. Saçmalık. Bahar çoktan gelmişti.

Miray'a, Kumsal'ın bana çoktan haber verdiğini ve yardım edeceğimi söyledikten sonra yönümü yurda doğru çevirdim. Hava, Hyujin'le bahçede oturup soğuk kahve içmek için çok uygundu. Lakin son günlerde Kumsal'ın hali beni oldukça korkutuyor, onu yalnız bırakmaktan kaçınmaya çalışıyordum. Ne kadar çabalarsam çabalayayım hep bir şekilde benden uzaklaşıyor, yalnız kalmak istiyordu. Ona istediğini vermekten başka elimden bir şey gelmiyordu.

Odadan içeri girdiğimde, Kumsal'ın yatağının üzerindeki pencerenin açık olduğunu gördüm. İçeri esen sıcak rüzgar odayı fazlasıyla ısıtmıştı. Kumsal ise yatağına uzanmış, hala üzerinde olan pijamalarıyla telefonuyla uğraşıyordu. Onu görmek ve nerede olduğunu görmek -veya ağlamadığını görmek- beni rahatlatmıştı. "Derse gitmedin mi Kumsal?" dedim takınabileceğim en şefkatli sesi takınarak.

"Hayır." Sesi buz gibi soğuktu.

"Neden peki?"

Kumsal gözlerini telefonun ekranından çekip üzerime dikti. "Bilmem, canım istemedi sanırım."

"Yiğit'i görmek için bile mi?" dedim. Umutsuzca tutunacak bir dal arıyordum. Onu kendine getirebilecek bir dal. Kumsal soruma cevap vermeyip sadece omuz silkmişti. Son zamanlarda zor günler geçiriyordu, bunun farkındaydım. Tek istediğim kalbindeki acıyı biraz olsun hafifletmekti. "Nevruz kutlamaları için hazırlıklara yardım edeceğiz unutma sakın. Ayrıca Kumsal'cığım, beni geçiştirmeye kalkışma çünkü Yiğit'ler de yardıma gelecek."

"Ne zaman?"

"Yarın sabah hazırlık olacak. Akşama doğru ise kutlama." Kumsal hiçbir mimik oynatmadan kafasını tekrar telefonuna gömdüğünde sessiz kalmaya karar verdim. Son kez omzumun üzerinden Kumsal'a bakarak Hyujin'le buluşmak için kapıdan dışarı çıktım.

Alarmımı kapatmak için gözlerimi araladığımda, perdenin arkasından yansıyan güneş gözümü kamaştırdı. Yatakta doğrulup bir güzel gerindikten sonra uzaktan duyduğum kuş cıvıltılarını daha da netleştirmek için kalkıp camı açtım. Perdeyi de aralayınca gözüne güneş çarpan Kumsal homurtular çıkarmaya başladı. "Ef, yattığım sonsuz uykudan uyandırmasana beni."

ASTRAL: Li&Nksy (TAMAMLANDI)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin