20.

3.1K 354 86
                                    


Şahin ellerini arkasından bağlamış çatık kaşlarla bakıyordu karşısındaki adamlara. Bir gurup arsız külhanbeyi yine sorun çıkartmıştı.

Tabi bunların arasında bizim Karayel de vardı.
Genç oğlan öbür arkadaşlarının yanında durmuş bakışları yerdeydi.
Biraz önce bütün arkadaşları dayak yemişti ama kendisine dokunan olmamıştı.

"Bir daha sizi böyle bir halt yerken göreyim hepinizin kemiklerini kırmadan bırakmam! Duydunuz mu beni?"
Serserilerin hepsi suspustu. Bunlar henüz genç oldukları için korkudan öyle diğer külhanbeyleri gibi çıkışamıyorlardı.

Şahin gözlerini yerden hiç kaldırmayın çocuğun yanına yaklaşarak" Dağılın hadi!" Diye bağırdı. Karayel de tam diğer arkadaşları gibi gitmeye hazırlanıyorken" Sen dur bakalım" diyen adamla yerinde kaldı.

Diğerleri birbirlerine bakarak geride kalan arkadaşlarını orada bırakıp hızlıca uzaklaştılar. Şahin oğlana biraz daha yaklaştı.
"Ben sana bir daha böyle işlere karışmayacaksın demedim mi?"

Oğlan alaycı bir ifadeyle başını kaldırdı. O kimdi ki ondan emir alacaktı.
"Sen benim keyfimin kahyası mısın? Ne diye dinleyecekmişim seni?"

Bu sözlerle öfkesi daha da artan Şahin oğlanı tuttuğu gibi yanlarındaki ara sokağa sokup sırtını duvara yaslattı.
"Bana bak oğlan derdin ne olursa olsun ahalinin huzurunu kaçırmaya hakkın yok. Sana gösterdiğim bu ayrıcalığın bir sınırı var bunu bil!"

Adamın elinden kurtulmaya çalışırken kara gözlerini bir an olsun karşısındakinden çekmiyordu oğlan.
"Sen o ayrıcalığını al da-"

"Höst!"

"Başkasına göster. İlla dayak atacaksan at, öbür türlü sana bu 'ayrıcalığın' için minnet göstermemi bekliyorsan avucunu yalarsın"

Başını yana eğerek sabır diledi Şahin. Bu oğlan resmen kendisini sınıyordu.
"Bir daha onların aklına uymayacağına söz ver" dedi adam.

Karayel kaşlarını daha da çatıp başını iki yana salladı. Bunu istese de yapamazdı.

Şahin oğlanın bu hareketiyle iyice dibine girerek "O vakit görüşürüz" dedi tehditkar bir sesle.

~

Her şeyim tamam yatmaya hazırlanıyordum.
Şuanda bu koskoca evde ben, Neriman ve Sabire ablada başka hiç kimse yoktu.

Ustura Kemal ve Gülnihal Hanım gelen mektupla ölüm döşeğinde olan zavallı kadını görmeye gitmişlerdi.
Bu sabah erkenden yola çıktıkları için Kemal ile pek konuşma fırsatım da olmadı.

Çok uzun değil bir gecelik kalacaklardı sırf bu bir gün içinde Kemal bizi yakın arkadaşlarına emanet etmişti. Bu yakın arkadaşlardan biri Hamza öbürü de Sahin'di.

Öğle vakti hiç gerek olmadığı halde soğanın bittiğini söyleyince Neriman illa alınmalı diye tutturdu ben giderim dediğimde de yüzünü buruşturdu.
Anlamıştım onun başka bir planı olduğunu.
Bu bahaneyle Hamza ile konuşmuş hiç gerek olmayan soğan için adamı manava göndermişti. Eh bu Hamza için önemli değildi elbette. Neriman ondan isteyecek de o yapmayacak mıydı?

Tam odamdaki ışığı söndürecektim ki aşağıdan gelen patırtıyla bir süre durakladım. Sabire abladır herhalde diye düşünüp geri yatacakken bu sefer patırtı benim odamın yakınlarından gelmeye başladı.
Bu değişik bir sesti.

Sonrada benim odamın yanında ki boş odadan bir ses geldi.
Yerimden korkarak doğruldum. O oda kilitli değil miydi?
Aynı anda tavandan da bir patırtı geldi. İyice korkmaya başlamıştım. Tekrar aşağıdan feryada benzer bir ses geldi. Ne oluyordu böyle? Sesler bir süre daha devam etti.

Artık daha fazla yerimde duramıyordum, kalktım. Acaba Sabire abla mıydı?
Tam o sırada ayak sesleri benim kapımın önüne kadar gelip orada durdu daha sonra kapımın kolu yavaşça açılmaya başladı. Deli gibi korkuyordum şuanda.

Kapı tamamen açıldı ve içeriye elindeki gaz lambasıyla beraber Neriman girdi. Kaşları çatıktı.
"Neriman?"

"Sesleri sende duydun değil mi Matteo?"

"Ne oluyor?" dedim güç bela çıkan sesimle.

"Evde bizden başka biri daha var galiba"

"Ne?!"

"Şht sessiz ol" ona doğru yaklaşırken öbür elinde tuttuğunu gördüğüm şeyle gözlerim şokla açıldı.
Bu bildiğin kılıçtı. Hem de ne kılıç!

"Neriman bu ne?"

Genç kız sırıtarak kılıcını gösterdi.
"Nasıl? Paşa dedemden kalma"

Aman Allahım ne yapacaktı bu kız onunla?

Hemen ayaklarımın dibinden geçen tüylü şeyle tam çığlığı koparacaktım ki bunun bizim Ceylan olduğunu anladım.

"Eve ne olduğu belirsiz biri girmiş biz burada birbirimize bakıp duracak mıyız?"

"Yardım çağıralım" dedim.

"Sen sesini yükseltte hırsız gelsin ikimizi de gırtlaklasın"

"Huu" Diye bir ses geldi. İnsan mı hayvan mı belli değil.
Ceylan da bu sese tepki olarak sırtını büküp tıslamaya benzer bir ses çıkarttı. Neriman kılıcını yere doğru uzatarak "Ya insan ya da cin, ses aşağıdan geliyor" dedi.

"Ya Sabire ablaysa?"

"Öğreneceğiz" deyip yavaş adımlarla odadan çıktı Neriman bende hemen arkasından gittim.
Gaz lambasını elime verirken kılıcını iki eliyle kavramıştı.
Üzerinde benim gibi gecelik elbiseleri vardı ve açık saçları Omuzlarına dökülüyordu, bu haliyle hem çok komik hemde çok asil duruyordu.

Merdivenlerden inerken patırtılar arttı. Neriman duraksamıştı.
"İnsansa hadi neyse bir şekilde halledilir. Ya periye ne edeceğiz?"

"Saçmalama Neriman" dedim.
Beraber yan yana Sabire ablanın odasına doğru ilerlerken sesler bir anlığına da olsun durmuştu.

"Ben kendi bildiğim duaları okuyacağım Matteo, sen de kendikileri oku artık hangisi tutarsa"

Sabire ablanın kaldığı odanın önüne gelince Neriman kapıyı açıp kılıcı ile beraber odaya daldı bende hemen yanında girdim.

Gördüklerimizle ikimizde şoka uğradık. Sabire ablanın yatağı dağınık ve boştu.
Bir anda büyük bir patırtı koptu.

"Allah! Yardım edin!"

Bu Sabire ablanın sesiydi. Ses dışarıdan geliyordu. İkimizde zaman kaybetmeden seslerin geldiği tarafa, arka bahçeye açılan kapıya yöneldik hızla.
Bir solukta kendimizi dışarı attık.

Sabire abla tam karşımızda gecelik entarisyle bayılmış yatıyordu. Hemen ona doğru koşup uyandırmaya çalıştım.

Neriman önümüze geçerek elindeki kılıcı iki yana savurup yüksek bir sesle "Kûl euzu bi rabbinnas melikinnas! İn misin, cin misin? Çık karşıma!"

Bahçe duvarından atlayan bir siluet gördüm. Genç kızda benim gibi görmüş olacak ki bağırmaya başladı. Ama o şey her neyse çoktan gitmişti bile.










Çerezlik bölüm atayım dedim 🙃

KABADAYI BxBHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin